Sudan Sebeplerden Çıkan Savaş, Suda Biter Mi?
Bilindiği gibi dünya üzerinde su kaynakları eşit olarak dağılmıyor. Özellikle yarı kurak- kurak iklim kuşağında yer alan bölgeler su talebini karşılamakta büyük sorunlar yaşıyor. Fosil kaynaklarca zengin olan Körfez ülkeleri, petrol ve gaz talebi devam ettiği sürece dünya petrol rezervlerinin %40’ını, doğal gaz rezervlerinin de %23’ünü kontrol etmeye devam edecekleri gibi görünüyor. Buna karşın yenilenebilir su kaynakları açısından dünyanın en fakir bölgesinde yer alıyorlar.

Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Körfez ülkeleri; enerji, su ve gıda üretimini, uzun vadede yüksek yaşam standartlarının devamı ve sürdürülebilir kalkınma ekseninde yürütülmesini sağlamak istiyorlar.
Ortadoğu genelinde su kaynaklarının yüzde 85’i tarım sektöründe kullanılıyor ve bu durum, düşük kalitede sulama ve gıda üretimi ile gerçekleştiriliyor. Yüzey suyunun kıt olduğu bölgelerde ve zamanlarda, genel eğilim yeraltı sularının yoğun kullanımı doğrultusundadır. Ortadoğu’da bu durum aynı şekilde cereyan etmekte ve yenilenebilir ve yenilenemeyen yeraltı suları aşırı kullanılmaktadır.
Açık kaynaklara göre, Orta Doğu, dünyanın yenilenebilir tatlı su kaynaklarının yalnızca yüzde 2'lik kısmına sahipken toprakların yüzde 83'ü su kıtlığıyla bulunuyor. Dünya Kaynakları Enstitüsünün (WRI) tahminlerine göre, 2050'ye kadar bölge nüfusunun "tamamı" ciddi su kıtlığı yaşayacak.
İran, küresel ısınmanın yol açtığı ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya. Altı yıldır süren kuraklık ve on yıllarca süren ağır yönetim hataları nedeniyle 2026 yılında benzeri görülmemiş, varoluşsal bir su krizi yaşıyor ve "su iflası"nın eşiğinde bulunuyor. Yeraltı su kaynaklarının %70'inden fazlası aşırı kullanılmış durumda ve büyük rezervuarlar neredeyse boş, bu da yaygın toprak çökmesine, Tahran'dan potansiyel sermaye taşınmasına ve artan toplumsal huzursuzluğa yol açıyor. Hatta başkentin başka bir bölgeye taşınması gündemde.

Washington merkezli Arab Center’ın verilerine göre, Körfez İş birliği Konseyi (GCC) üyesi ülkeler dünya genelindeki su tuzdan arındırma kapasitesinin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor. Bölge, 400’den fazla arıtma tesisi sayesinde dünyadaki toplam arıtılmış suyun neredeyse yüzde 40’ını üretiyor.
Körfez ülkelerinin büyük çoğunluğu içme ve kullanım suyu ihtiyacını büyük ölçüde bu tesisler aracılığıyla karşılıyor. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri’nde içme suyunun yaklaşık yüzde 42’si arıtma tesislerinden sağlanırken, bu oran Kuveyt’te yüzde 90’a, Umman’da yüzde 86’ya ve Suudi Arabistan’da yüzde 70’e kadar çıkıyor. Bölgede en fazla arıtılmış suyu üreten ülke ise Suudi Arabistan.

The National gazetesinin haberine göre, bölge devletleri 2024-2028 yılları arasında mevcut kapasiteyi yaklaşık iki katına çıkarmayı planlıyor. WRI'nın "Aqueduct Su Riski Atlası" da Körfez ülkelerinin dünyada su kıtlığını en yoğun yaşayan yerler arasında olduğunu teyit ediyor. Bu yatırımların merkezinde Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkeler bulunuyor.
Suyun yeniden kullanımı ve tuzdan arındırma alanında küresel bir öncü olan İsrail, Sorek ve Aşkelon gibi tesislerle günde 1,91 milyon metreküp üretim yapıyor. Bu rakam, küresel kapasitenin yüzde 2,76’sına karşılık geliyor.
İran ise büyük ölçüde geleneksel tatlı su kaynaklarına bağımlı ve su arzının yalnız yüzde 2'lik kısmını tuzdan arındırma yoluyla sağlıyor. Tahran'ın bölgesel gerilimler ve su sıkıntısı sebebiyle kapasiteyi artırma planları bulunuyor. Ayrıca ülkede son 5 yılda yaşanan şiddetli kuraklık nedeniyle barajlardaki su seviyesi kritik düzeye gerilemiş durumda.
Bölgesel çatışmalarda bu tesisler, “yüksek risk altındaki kritik altyapı” olarak değerlendiriliyor. Su üretiminin birkaç düzine “mega tesise” bağlı olması, güvenlik risklerini daha da artırıyor.
Öte yandan İsrail medyası, İran'a ait su arıtma tesisinin Birleşik Arap Emirlikleri tarafından vurulduğunu iddia etti. İddia BAE tarafından henüz doğrulanmadı. Analistler, Körfez ülkelerinin su üretiminin, büyük ölçüde enerji yoğun arıtma tesislerine bağlı olduğunu ve bu tesislere yönelik herhangi bir saldırının milyonlarca insanın günlük su ihtiyacını kısa sürede etkileyebileceğini vurguluyor.