KONYA’NIN SU PROBLEMİ İÇİN ÇÖZÜM “YENİ NESİL SU YÖNETİMİ”
Bundan on üç yıl önce zamanın Belediye Başkanı tarafından bizlerin gözünün içine baka baka " su sorunu yok, yeni borular döşedik, barajlar yaptık, Konya'nın 50 yıllık içme suyu giderilmiş oldu” açıklaması yapıldı. Basit bir hesap yaparsak 2063 yılına kadar Konya’da su sorunu yaşamamamız gerekiyordu. Hâlbuki günümüzdeki Belediye Başkanı ise geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklık ve su kıtlığını dikkate alarak "Konya’da barajlarda su seviyesi çok düştü; İnşallah su konusunda daha sert tedbirler almayız" açıklamasını yaptı. Demek ki; Su, Konya’da önemli problem olmaya devam ediyor. Değişik platformlarda bu soruna çare üretilmeye çalışıldığı bir dönemde yeni bir çözüm önerisi de İTÜ’den geldi.*
Ben sizlere “Su bitince yapacak bir şey kalmaz " gerçeğinden hareketle İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği öğretim üyelerinden sayın Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve arkadaşlarının hazırladıkları bilime ve mühendisliğe dayalı "Yeni Nesil Su Yönetimi" modelini tanıtmak istiyorum. Tavsiyeleri okurken kendinizi bir Belediye Başkanı olarak düşünün ve ona göre değerlendirin, lütfen.
- ÖLÇMEDİĞİNİZİ YÖNETEMEZSİNİZ: Belediyemiz bünyesinde derhal bir Meteoroloji Birimi kuruyoruz. Bu birim; yeraltı ve yer üstü su seviyelerini, toprak nemini, düşen ve düşecek aylık ve mevsimsel yağışı, buharlaşma miktarlarını ve bitki örtüsünün stres durumunu tek elden, anlık olarak izleyecek. Kuraklık kapıya dayanmadan, verilerle önceden hazırlık yapılacaktır.
- MALİ YIL DEĞİL, "SU YILI" (1 EKİM): Paranın bütçesi olur da, hayatın kaynağı suyun bütçesi olmaz mı? Bizim için yılbaşı 1 Ocak değil, hidrolojik takvimin başlangıcı olan 1 Ekim'dir. Her yıl 1 Ekim’de, tıpkı mali bütçe gibi "Kentin Su Bütçesi"ni hazırlayıp belediye meclisinde ele alıp, planlamaları buna göre yapmalıyız. Haznedeki su ne kadar, beklenen gelir (yağış) ne kadar, gider (tüketim) ne kadar? Ayağımızı yorganımıza değil, suyumuza göre uzatacağız.
- PLAN SU BİTMEDEN YAPILIR: "Kent Kuraklıkla Mücadele Planı " Sıfırıncı günde sular kesilince tanker çağırmak "Kriz Yönetimi"dir ve başarısızlıktır. Biz "Risk Yönetimi" yapacağız. Su Bütçesindeki açıkları kapatmak için, kimin ne yapacağı önceden belli olan "Kent Kuraklıkla Mücadele Planı"nı devreye alıyoruz. Hangi seviyede park sulamasının kesileceği, hangi seviyede sanayiye kısıtlama geleceği, "yumurta kapıya dayanmadan" paydaşlarla birlikte bugün belirlenecek. Unutmayın; su bitince yapacak bir şey kalmaz.
- TAŞIMA KAPASİTESİ VE NÜFUS: "Su Arzı Talebe Uymaz, Talep Arza Uyar " Sürekli artan nüfusa sürekli yeni su kaynağı bulmak mümkün değildir. Bu sürdürülebilir değildir. Kentimizin ve çevresinin su kaynaklarının, küresel atmosferik değişimlerden (iklim değişikliğinden) nasıl etkileneceğini hesaplayarak "Kentin İdeal Nüfus ve Sanayi Kapasitesi"ni belirleyeceğiz. Su arzımız 1 milyon kişiye yetiyorsa, şehri 2 milyon kişi yapacak imar planlarına "DUR" diyeceğiz. Şehir planlaması artık rant odaklı değil, su odaklı olacak.
- MEVZUATLA TEŞVİK: "Yağmur Suyu Hasadı ve Sarnıçlar " Gökten bedava yağan suyu kanalizasyona verip kirletmek, sonra da onu arıtmak için milyonlar harcamak akıl tutulmasıdır. Özellikle binaların çatılarından gelen yağmur sularını sarnıçlarda depolayan (Yağmur Suyu Hasadı yapan) vatandaşımıza ceza değil, ödül vereceğiz. Yeni yapılan her binada sarnıç zorunlu olacak, mevcut binalarda sarnıç kuranlara emlak vergisi ve su faturasında ciddi teşvikler sağlayacağız
- SUYU AYRIŞTIRIYORUZ: "İçme Suyu ile Araba Yıkanmaz " Büyük masraf ve emekle, kilometrelerce öteden getirilip arıtılan "içme kalitesindeki suyu" klozetlerde sifona basmak veya araba yıkamakta kullanmak israftır. İçme suyu şebekesi ile kullanma suyu şebekesini birbirinden ayırma projelerine başlıyoruz. Arıtılmış atık suların (Gri Su) park bahçe sulamasında ve sanayide kullanımı zorunlu hale gelecek. İçme suyu, sadece insani tüketim için verilecek kadar kıymetlidir.
- BİLİMDEN SAPMAK YOK: "Yağmur Bombası Aldatmacası " Halkı kandırmak için uydurulan sözde çözümlere kapımız kapalıdır. Dünyanın hiçbir yerinde kuraklığa kalıcı bir çare olarak kabul görmeyen, bilimsel geçerliliği tartışmalı ve hukuki sorunlar yaratan "Yağmur Bombası" (bulut tohumlama) gibi maceralara tek kuruş harcamayacağız. Bizim çözümümüz gökyüzünü bombalamak değil, yeryüzündeki suyu akıllı yönetmektir.
Bu plan zorlu olabilir, alışkanlıklarımızı değiştirmemizi gerektirebilir. Ancak "Çadır kurmak değil, çadıra muhtaç kalmamak" prensibiyle; susuz kalıp tanker kuyruğuna girmektense, bugünden tedbir alıp güvenli bir geleceği inşa etmeyi tercih etmek gerekir. Su medeniyettir; medeniyet ise suyu yönetme sanatıdır. Su sorununu gerçekten çözmek isteyen Belediye Başkanlarımıza bunları bir düşünün derim. Kalın sağlıcakla.
*Kaynak: https://meteorolojimuh.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/OCAK-2026.pdf