Konya
Açık
2°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,9635 %0
51,2187 %-0.03
7.260,66 % 0,03
Ara

EYLEME GEÇMEYEN SÖZ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İnsan, kelimelerle kendini var ettiğini sanır. Konuşur, anlatır, vaat eder, yeminler savurur. Cümleler kurdukça büyüdüğünü, sesini yükselttikçe güçlendiğini düşünür. Oysa söz, eğer bir adımın gölgesini taşımıyorsa, yalnızca havada asılı kalan bir titreşimdir. Duyulur, belki alkışlanır, belki de unutulur; ama hiçbir şeyi değiştirmez.

 

Hayat, niyetlerin değil, adımların izini taşır. Birinin yanındayım” demesi ile gerçekten yanında durması arasında derin bir mesafe vardır. Bu mesafenin adı cesarettir. Çünkü eylem, insanın kendini ortaya koymasıdır. Risk almasıdır. Bedel ödemeyi göze almasıdır. Söz ise çoğu zaman güvenli bir alandır; şartlar ağırlaştığında geri çekilebileceğin bir sığınak. Bu yüzden en zor olan konuşmak değil, konuştuğunu yaşamaktır. Toplum da birey gibi, eylemsiz sözlerin yükü altında yorulur. Herkes değişim ister; adalet, merhamet, dürüstlük ister. Fakat bu değerler, yalnızca dile getirildiğinde değil, gündelik hayatın küçük anlarında savunulduğunda anlam kazanır. Haksızlık karşısında susmamak, verilen bir sözü zamanında tutmak, doğru bildiğinden vazgeçmemek… Büyük dönüşümler, bu sessiz ama kararlı davranışların birikiminden doğar. İnsan bazen kendine de söz verir. Artık korkmayacağım,” der. Daha güçlü olacağım,” der. Kendimi ihmal etmeyeceğim.” Bu cümleler söylendiği anda içte bir umut doğurur. Fakat ertelenen her adım, o umudu yavaşça aşındırır. Çünkü insan, kendini sözlerle değil; davranışlarla ikna eder. Kendine verdiği sözü tutan biri, iç gücünü büyütür. Tutamayan ise kendi gözünde sessizce eksilir. Eylem, karakterin aynasıdır. Bir insanın kim olduğunu anlamak için uzun konuşmalarını dinlemek gerekmez; zor bir anında nasıl davrandığına bakmak yeterlidir. Çıkarı zedelendiğinde adil kalabiliyor mu? Kimse görmezken doğruyu seçebiliyor mu? Alkış beklemeden iyilik yapabiliyor mu? İşte o anlarda kelimeler değil, tercihler konuşur. Duygular bile eylem ister. Sevgi, yalnızca söylenerek varlığını sürdüremez. Emek ister, zaman ister, çaba ister. Affetmek, sadece geçti” demek değildir; kırgınlığı beslememek için bilinçli bir tutumdur. Değer vermek, güzel cümlelerden çok, gösterilen ilgide ve sabırda saklıdır. Hisler, davranışla beslenmediğinde sessizce solmaya başlar. Hayatın başında olan biri için bu gerçek daha çarpıcıdır. Hayaller büyüktür, düşünceler yoğundur. Fakat hayal ile gerçek arasındaki mesafeyi kapatan tek şey, istikrarlı bir çabadır. İstemekle yapmak, konuşmakla harekete geçmek arasında ince ama belirleyici bir çizgi vardır. O çizgiyi geçenler yol alır; geçemeyenler aynı cümleleri tekrar eder. Bu yüzden zaman, güzel konuşanları değil; sözünü gerçeğe dönüştürenleri hatırlar. Kalıcı olan, söylenen değil yapılan şeydir. Söz bir başlangıç olabilir, ama sonuca ulaştıran daima eylemdir.

 

İnsan kendine şu soruyu sormalıdır: Kurduğum cümlelerin hayatımda bir karşılığı var mı? Yoksa kelimelerle mi oyalanıyorum? Eğer cevap ikinciyse, değişim hâlâ mümkündür. Çünkü eylem, büyük kararlarla değil; küçük ama kararlı adımlarla başlar. Ve sonunda şu anlaşılır: Eyleme geçmeyen söz, ne kadar güçlü görünürse görünsün, yalnızca sestir. Hayatı şekillendiren ise o sesi iz bırakan bir adıma dönüştürebilmektir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *