KONYA KEBAP EVİ’NİN KURUCUSU MESUT TEKİN’İN GİRİŞİMCİLİK YOLCULUĞU
Girişimcilik, çoğu zaman büyük sermayelerle değil; büyük bir inançla başlar. Konya Kebap Evi’nin kurucusu Mesut Tekin’in hikâyesi de tam olarak bu gerçeği hatırlatan, emeğin ve kararlılığın ön plana çıktığı bir yolculuğu anlatıyor.

İzmir’in Ödemiş ilçesinde doğan Mesut Tekin, çocukluk ve gençlik yıllarını Konya’da geçirmiş bir işçi çocuğu. Babası Konya’da işçi olarak emekli olmuş, hayatı boyunca çalışmanın ve alın terinin ne anlama geldiğini ailesinden öğrenmiş. Muhasebe ve finans eğitimi alan Tekin, uzun yıllar özel sektörde üst düzey yöneticilik yapmış; insan yöneten, süreç yöneten ve büyük sorumluluklar alan bir isim olmuş. Yaklaşık on iki yıl boyunca bir fabrikanın müdürlüğünü yürüten Tekin’in zihninde ise hiç kaybolmayan bir hayal varmış: restoran işletmeciliği. Gittiği her restoranda detaylara dikkat eden, eksikleri fark eden ve bunları eşiyle paylaşan Tekin, pandemi sürecinde çalıştığı ortamda yaşadığı mutsuzlukla birlikte bu hayalin daha da belirgin hâle geldiğini söylüyor. İnsanların emeklerinin karşılığını alamadığını görmek, onun için bir kırılma noktası olmuş. Bu süreçte en büyük desteği ise eşinden almış. “Artık hayalini yap,” cümlesi, bu yolculuğun başlangıcı olmuş. Beş yıl önce Konya Kebap Evi, büyük yatırımların değil; yıllarca çalışarak kazanılmış emeğin ürünü olarak kapılarını açmış. Sekiz personelle başlayan bu serüvende, ilk gün kasada para kalmadığını, garsonluğu da bulaşıkları da kendisinin yaptığını açıkça dile getiriyor Tekin. Odun alacak paranın olmadığı günlerde, soba için arabasının bagajında çuval çuval odun taşıdığı zamanlar da bu hikâyenin unutulmayan detayları arasında. Yeni açılan her işletme gibi zor günler yaşanmış. Ancak her gelen müşterinin teşekkür ederek ve memnuniyetle ayrılması, Tekin’e doğru yolda olduğunu hissettirmiş. “Yoruldum” dediği anlar olmuş; fakat hiçbir zaman bu işi yapamayacağına inanmadığını özellikle vurguluyor. Bugün ise sekiz kişiyle başlayan Konya Kebap Evi ailesi, elli sekiz kişilik büyük bir kadroya ulaşmış durumda.

Mesut Tekin’in işletme anlayışının merkezinde insan var. “Mutlu çalışan, mutlu müşteri” ilkesini yalnızca bir söylem olarak değil, işletmenin temel taşı olarak görüyor. Personeline sunduğu sosyal haklar, ücret politikası ve verdiği değerle Konya’da örnek gösterilen işletmeler arasında yer aldıklarını ifade ediyor. Son yıllarda personeline şehirdeki en yüksek maaşları veren restoranlardan biri olmaları da bu anlayışın doğal bir sonucu. Tekin’e göre kaliteli hizmet, güler yüz, hijyen ve saygıyla tamamlanmalı. Piyasaya göre biraz daha yüksek fiyat politikası izlediklerini saklamıyor; ancak bunun karşılığında kusursuz hizmet sunmayı bir zorunluluk olarak görüyor. Kazancın paylaşılması gerektiğine inanan Tekin, çalışanlarının kendilerini bu işletmenin bir parçası gibi hissetmesini önemsiyor.

Girişimcilik yolunda ilerlemek isteyenlere verdiği tavsiye ise net: Bu işi, insanlara hizmet etmekten ve takdir görmekten mutluluk duyanların yapması gerektiğini söylüyor. Bir sanatçının sahnedeki alkışı gibi, yapılan işten duyulan memnuniyetin bu sektördeki en büyük motivasyon olduğunu vurguluyor. Bunun yanında sürekli öğrenmenin, araştırmanın ve müşteri beklentilerini doğru analiz etmenin önemine dikkat çekiyor. Gelecek hedefleri ise Konya ile sınırlı değil. Dubai, İstanbul ve Ankara’da yeni şubeler açmayı planlayan Mesut Tekin, Konya Kebap Evi’ni kendi denetimi altında, kurumsal bir yapı içinde büyüterek uluslararası bir marka hâline getirmeyi amaçlıyor.

Mesut Tekin’in hikâyesi, tabelaların ardında görünmeyen bir emeğin, gecelere sığmayan bir inancın hikâyesidir. Bu yolculuk; yalnızca kebapların piştiği bir mutfağın değil, sabrın yoğrulduğu, hayallerin adım adım gerçeğe dönüştüğü bir hayatın izlerini taşır. Bir işçinin çocuğu olarak başladığı yolda, insanı merkeze alan bir anlayışla büyüyen bu serüven, bize şunu fısıldar: Gerçek başarı, yalnızca kazanmak değil; kazandığını paylaşabilmektir. Ve kimi hikâyeler vardır ki, kârla değil, iz bırakarak tamamlanır. Mesut Tekin’in hikâyesi de tam olarak böyledir emeğin sesiyle yazılmış, inancın ateşiyle mühürlenmiş bir girişimcilik destanı.







