Konya
Parçalı bulutlu
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,4793 %-0.04
51,2782 %-0.63
6.525,99 % -3,87
Ara

BİRLİKTELİĞİNİZİ ASABİYETE KURBAN ETMEYİN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Asabiyet:

Kişinin ya da bir grubun, aidiyet duygusunu abartarak kendi çıkarlarını ve görüşlerini mutlak doğru kabul etmesi; bu nedenle hoşgörüsüz, sert ve çatışmacı bir tutum sergilemesidir.

Farkında olmadığımız önemli bir gerçek vardır: İnsan, yaşamını abartılarla beslenen aidiyet duygusuna teslim ederek ve merkeziyetçi düşünceleri benimseyerek gerçek bir kazanım elde edemez. Ne yazık ki çoğu zaman bu bilincin farkına varmadan hareket eder, yanlışları doğru sanarak yol almaya çalışırız. Oysa “küçük dağları ben yarattım” mantığı, hayatımız açısından ne bir değer ne de kalıcı bir karşılık üretir; aksine insanı yanlış yollara sürükleyen tehlikeli bir eşik hâline gelir.

Bu bilinçsizlik, bizi ayrılmaz bir bütün olmaktan uzaklaştıran, aklın sığmadığı yere gövdemizi sokma ısrarını meşrulaştıran bir ayrıcalık zannına dönüşür. Asabiyet, bireyi haklı olmaktan çok baskın olmaya sevk eder. Bu yüzden göz ardı edilmemesi gereken en önemli gerçeklerden biri, asabiyetin dâhil olduğumuz her mücadelenin kontrolümüzden çıkmasında ilk sıralarda yer almasıdır.

Bu noktada sergileyeceğimiz tutum büyük önem taşır. Asabiyetin telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açmasını engellemekle yükümlü olduğumuzu bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız. Bize sunulan fırsatları doğru değerlendirmek, öfkenin ve benmerkezciliğin önüne geçmekle mümkündür. Çünkü dünyanın merkezine kendimizi koyarak yaşamak bize hiçbir şey kazandırmaz; tam tersine, bize bahşedilen güzelliklerden mahrum kalmamıza neden olur.

Yaşadığımız her anın kıymetini idrak edemediğimizde, kalplerimizin kin ve nefret duygularına teslim olması kaçınılmaz hâle gelir. Vicdanlarımızın sesine kulak vermemizi engelleyen asabiyeti etkisizleştirmek ise yine bizim elimizdedir. Asabiyet, hayata atılan bireylerin sorumluluk bilinciyle hareket etmesinin önüne geçen başlıca engellerden biridir ve zihinlerde derin karışıklıklara yol açar.

Zihnimizi bulandıran bu olumsuz faktörü hayatımızdan çıkarmak, dünyamızı renklendirecek farkındalıklarla tanışmamızı sağlar. Bu renkli düşünceler, “ben” yerine “biz” diyebilmenin kapısını aralar. En küçük bir kuşkuya dahi yer verdiğimizde, hem kendimizle çelişir hem de çevremizi geri dönüşü olmayan güzelliklerden mahrum bırakırız.

Merkeziyetçi düşüncelerle vedalaşmak, yolumuza kazılan hendekleri kapatmanın ilk adımıdır. Aksi hâlde asabiyet yüzünden elimizden kayan, insanlığa fayda sağlayabilecek tüm fırsatlar, “biz” olma bilincini ortadan kaldırır. Bu nedenle zihinlerde yer edinen karmaşayı sona erdirmek ve bencillik rüzgârını tersine çevirmek önceliğimiz olmalıdır.

Çıkar çatışmalarının hâkim olduğu ortamlarda sağlıklı bir yaşamdan söz etmek mümkün değildir. Her yerde kendi önceliğini merkeze alanlar, dünyanın karanlıkta kaybolmasına zemin hazırlar. Belli bir gaye ile yaşamayan bireylerin terk etmekten kaçındıkları faydasız tutumlar, geleceğe dair umutları ertelemekten başka bir işe yaramaz.

İnsanoğlu, karşısındaki bireye mutluluğu çok gördüğü anda kin ve nefret devreye girer. Bu duyguların hayatımızda kirlilik üretmemesi için, vicdanları susturmak amacıyla devreye giren asabiyetten bilinçli şekilde uzak durmalıyız. Çünkü asabiyet, yapıcılıktan çok yıkıcılığı besleyen; insanları bencilliğin rüzgârında savuran güçlü bir etkendir.

Herhangi bir tartışmada birbirimizi dinleyebilmek, doğruluğundan emin olduğumuz kararları birlikte alabilmenin temel şartıdır. “Ben bilirim” anlayışıyla hareket etmek, her yerde söz sahibi olma arzusu; nerede, nasıl davranmamız gerektiğini unutturur. Asabiyetin bu süreçteki rolü sandığımızdan çok daha büyüktür ve çıkarlar uğruna girilen bu yolun telafisi çoğu zaman mümkün olmaz.

Bu nedenle yüzümüzdeki tebessümün sönmesine sebep olan asabiyetten uzak durmak için bilinçli bir çaba göstermeliyiz. “Her yerde biz varız” düşüncesine saplandığımız sürece, hayata geçirmek istediğimiz hiçbir projenin gerçek bir karşılığı olmayacaktır. Bu tutum, insan yaşamını çorak bir tarlaya çevirirken kalp körlüğünü de büyütür.

Asabiyetin insan zihnini esareti altına alan ciddiyetsizliği ve gereksiz hırslarla olan bağı açıkça ortadadır. Hislerin yok sayıldığı, merhametsizliğin kol gezdiği bir zamanda yaşadığımız gerçeğini unutmamalıyız. Bu karanlığı dağıtmak için çıkar çatışmalarını besleyen asabiyetten uzaklaşmalı, sorumluluklarımızı yerine getirerek yıkıcılığın önüne geçmeliyiz.

Bunu birbirimizi ezerek değil; sahip çıkarak, koruyup kollayarak ve sırtımızı birbirimize yaslayarak başarabiliriz. İnsan önce çıkarlarını ve hırslarını geri plana atmalı, ardından bu dünyada kendisinden başka insanların da var olduğunu idrak etmelidir. Ancak bu bilinçle hareket ettiğimizde, asabiyetin beslediği merkeziyetçiliğe son verebiliriz.

Sonuç olarak, hesap edilmeden sergilenen asabi davranışların hayatımızda derin engeller oluşturduğu açıktır. Kibirle vedalaşmak ve asabiyetin bizi sürüklediği karanlığın farkına varmak, birlikteliği güçlendiren en etkili bilinçlenme yoludur.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *