Konya
Parçalı bulutlu
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,4793 %-0.04
51,2782 %-0.63
6.525,99 % -3,87
Ara

Yüzyıllardır Bitmeyen Kuyruk Acısı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Avrupa Basketbol Ligi’nin 12. haftasında Fenerbahçe Beko'nun, deplasmanda Partizan'ı 99-87 yendiği maçta Sırp taraftarlar, 1389'daki I. Kosova Savaşı'nda Osmanlı Padişahı I. Murad'ı hançerleyerek şehit eden Milos Obiliç'i tasvir eden bir pankart açmıştı. Tribünlerde dakikalarca Türkler aleyhine tezahüratlar yapılırken açılan skandal pankart büyük tepkiyle karşılanmıştı.

637 yıl önce ne oldu?

Türklerin, Balkanlarda XX. yüzyılın başına kadar sürecek olan hâkimiyeti için önemli bir adım olan I. Kosova Savaşı’nda, Osmanlılar Sırpların öncülük ettiği müttefik birliklere karşı büyük bir zafer kazanmıştır. 

I. Murad, muharebe alanında dolaşırken cesetler arasına saklanmış olan Miloş Kobiloviç tarafından hançerle yaralanmış ve bir süre sonra ölmüştür. İç organları çıkarıldıktan sonra şehit düştüğü yerde gömülmüştür. Daha sonra cesedi Bursa’ya götürülüp Çekirge’deki türbesine defnedilmiştir. Yaralandığı ve öldüğü yere Hüdavendigâr Meşhedi denilen bir türbe yapılmıştır.

Kosova Zaferi Osmanlılar açısından önemlidir. Öncelikle Osmanlıların Balkanlarda o vakte kadar bu derece büyük bir müttefik orduya karşı kazandığı ilk zaferdir ve Balkanlara kesin olarak yerleşme yolunda atılmış önemli bir adımdır. 

Savaşta sadece Osmanlılarla Sırplar karşı karşıya gelmemiştir. Daha önceki yenilgilerinin intikamını almak ve Osmanlıları Balkanlardan tamamen atmak amacıyla Sırp, Bulgar, Eflâk, Boğdan, Çek ve Bosna krallıkları bir ittifak oluşturmuştur.

Bu zaferle birlikte yerli feodal beylerin direnişi kırılmış, güneye doğru inme imkânı elde edilmiş ve Kuzey Sırbistan’daki hâkimiyetin yolu açılmıştır. Uzun vadede ise bölgenin siyasî, sosyal ve ekonomik yapısında önemli değişimlerin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

I. Kosova Savaşı, Osmanlılar kadar Sırplar açısından da önem arz etmektedir. I. Murad’ın şehit edildiği sırada esir edilmiş olan Sırp despotu Lazar ve oğlu, padişahın vefatı üzerine öldürülmüşlerdir. Bu ağır darbe sonucunda Sırplar bir daha toparlanamamış, Lazar’ın oğlu Stefan, Osmanlı hâkimiyetini kabul etmiştir. Sırp tarihçiler I. Kosova Savaşı’nı bağımsızlıklarını kaybettikleri tarih olarak yorumlarlar.

Kosova’da mağlup olmalarına rağmen I. Murad’ı şehit etmeleriyle övünen Sırplar, bu türbenin bahçesine Miloş Obiloviç’in anıtını dikmek için mücadele etmişler ancak bunu gerçekleştiremeyince Kosova sahrasına dikmişlerdir.

Savaştan hemen sonra Kosova Efsanesi oluşmaya başlamıştır. Savaşla ve savaşın kahramanlarıyla ilgili halk arasında anlatılanların şarkı, şiir, hikâye ve masal versiyonları ağızdan ağıza yayılmıştır. Böylece Kosova Efsanesi, çeşitli versiyonlarıyla günümüze kadar ulaşabilmiştir. 

Efsanede başlıca üç motif yer almaktadır. Bu motifler “Dünya Krallığı” yerine “Cennet Krallığı”nı tercih eden ve bu tercihi nedeniyle savaşta mağlup olan Sırpların lideri Prens Lazar ve “kutsallık” motifidir.

İkincisi Sultan Murad Hüdâvendigâr‟ı öldüren Prens Lazar‟ın damadı Miloš Obilić ve “kahramanlık” motifidir.         

Üçüncüsü ise savaş sırasında Sırp tarafından Osmanlı tarafına geçen Prens Lazar’ın diğer damadı Vuk Branković ve “ihanet” motifidir. 

Bu kişiler ve motifler yüzyıllar boyunca Sırpların hafızalarında muhafaza edilerek bugüne kadar gelebilmiştir.

Sırplar tarafından dile getirilen Kosova efsanesine göre, "I.Kosova Savaşı'nda, Sırp ordusunun başında bulunan ve savaşta hayatını kaybeden Sırp Knezi Lazar Hreblyanoviç'e (1329-1389) öldürülmeden önce, Tanrı tarafından, dünyanın mı yoksa göklerin mi hâkimi olmak istediğinin sorulduğu ve kendisinin de göklerin hâkimi olmayı seçtiğine inanılıyor. Sırp halkı, Tanrı'yla kurulan birlik olarak gördüğü Lazar'ın bu kararı nedeniyle, kendilerini 'semavi millet' olarak kabul ediyor.

Sultan I. Murad'ı şehit ettiği 28 Haziran günü, Sırpların tarihindeki en önemli ve anlamlı tarih olarak gösteriliyor.  Sırplar'ın birçok efsane ile "kutsallaştırdığı" 1389 tarihi, aşırı milliyetçi Sırpların "Türk düşmanlığının simgesi” bir rakam halinde sürekli canlı tutulmaya çalışılıyor.

Sırplar'ın en büyük bayramlarından biri olarak bilinen ve 28 Haziran'a denk gelen "Vidovdan Bayramı" ya da "Aziz Vitus Günü", Balkan tarihinde çok önemli bir yere sahip olmasıyla dikkati çekiyor. Savaş, Vidovdan yani Aziz Vitus Günü'nde gerçekleşti. Tarihi askeri olay ile dini bayramın örtüşmesi, Kosova Savaşı'nı merkezine alan, dini bağlılığı ve ulusal kimliği simgeleyen Sırplar için ulusal bir anma gününe dönüştü.

Avusturya-Macaristan egemenliğine son vermek isteyen "Genç Bosna" örgütünün üyelerinden Gavrilo Printsip, 1914 yılının 28 Haziran tarihinde, Saraybosna kentini ziyarete gelen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Ferdinand'ı ve eşi Sonfiya'yı öldürerek, I. Dünya Savaşı'nın başlamasına neden oldu.

Bugüne denk gelen üçüncü en önemli olay ise 1990'lı yılların başında yaşandı. Saraybosna'daki suikastten 75 yıl sonra, 28 Haziran 1989'da, Balkan tarihine kanlı bir leke olarak geçen 1990'lı yıllardaki savaşın fitili I. Kosova Savaşı'nın yapıldığı Gazimestan'da ateşlendi. 

Eski Yugoslavya'dan bağımsızlığını ilan eden Slovenya, Hırvatistan ve ardından Bosna-Hersek'e savaş ilan eden dönemin Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç, 28 Haziran 1989 yılında, I. Kosova Meydan Muharebesi'nin yapıldığı Gazimestan'da toplanan 500 bine yakın Sırp milliyetçisine karşı "Büyük Sırbistan"ı hedefleyen ünlü konuşmasını yaptı.

Miloşeviç, o günkü konuşmasında, "Altı asır önce, Sırbistan burada, Kosova Ovası'nda hem kendini hem de Avrupa'yı savundu. Sırbistan, o dönemde, Avrupa kültürünü, dinini ve toplumunu Osmanlı'dan koruyan bir savunma duvarıydı" ifadelerini kullanmıştı.

Sonuç olarak 1. Kosova zaferini; İstanbul’ un fethi gibi, Malazgirt zaferi gibi büyük coşkularla kutlamalıyız. Nasıl ki Malazgirt zaferi, Anadolu’ nun kapılarını bizlere açmışsa, Kosova zaferi de bizlere Balkanların kapılarını açmıştır.

Mekânın cennet olsun Ulu Hakan.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *