BİR SOSYAL ATIK ANATOMİSİ
ATIK: Evlerimizde, işyerlerinde, kamu ve resmi kurum ve kuruluşlarda artık işe yaramayan bir an önce kurtulmak istenen –bu sebeple çöpe atılan- varlıkların genel adıdır;
Günümüzde yaygın olarak katı, sıvı ve gaz halinde oldukları bilinen atık sınıfına son yıllarda canlı atıklarda dâhil oldu. Ben ve benim gibi milyonlarca emekli sosyal atık konumundayız. Son günlerde en çok onlar konuşuluyor. Memur, SSK, BAĞ-KUR diye ayırsalar da üç kuruşluk gelirleriyle mucize yaratmaya çalışan kişilerin genel adı EMEKLİDİR. Ülkemizde bu şekildeki emeklilerin sayısı 16-17 milyona ulaşmış durumdadır. Kendileri sefalet ücretine mahkûm edilen, adeta atık muamelesi gören sosyal atıklardır.
Her sabah bugün nasıl yaşayacağım, ne yiyip ne içeceğim kaygısıyla uyanan, bir simit bir çay ile öğününü geçiren, temel gıda maddeleri hangi markette ucuz olduğunu araştırıp peşine düşen, kasabın manavın önünden burnunu çekerek geçen, semt pazarlarında özellikle akşam saatlerinde son kalan ya da kenara ayrılmış atık meyve sebzeleri toplayan yoksul insan topluluklarının çoğunluğu maalesef emeklilerdir.
Sosyal atıklar (emekliler), iktidar ve muhalefet arasında tartışma malzemesi olmanın yanı sıra, bir taraftan enflasyon, bir taraftan hayat pahalılığı altında mücadele verilirken nedense seçimden seçime hatırlanıp, en kolay siyasi malzeme olarak kullanılmaktadırlar. Tıpkı sokaklardan atık toplayan, geçimini sağlayan sokak toplayıcılara kazanç kapısı olan atıklar gibi siyasi partilere de en kıymetli geri kazanım malzemesi olarak maalesef emeklileri gündemine almaktadır.
Yıllarca resmi ve özel sektör kurum ve kuruluşlarda, bazısı da kendi işinde, ülkesine, vatanına milletine faydalı olmak için çaba gösteren bu insanlara günümüzde maalesef sosyal atık muamelesi yapılıyor. Bugün bu muameleyi yapanlarda çok iyi biliyor ki bir gün onlarda emekli (sosyal atık) olacaklar.
Yıllarca canla başla çalış, çabala, bir gün hadi bakalım güle güle. Kimisi yaşı dolduğu için, kimisi kendi isteğiyle, kimisi işlerine gelmediği için kapının önüne koyuluyor. Bazı atıklar çok şanslı oluyor. Törenle uğurlanıyor. Zamanında iyi bir birikimi de varsa kalan ömrü geçen ömründen daha mutlu olabiliyor. Ancak böyle mutlu azınlığın sayısı çok az. Tıpkı ülkemizdeki pek yaygın olan ambalaj atıklarının değerlendirilip geri kazanımı gibi.
Hâlbuki bu insanlar çalıştıkları kurumlar tarafından yeniden değerlendirilebilir. İlgili idareciler onların tecrübelerinden ve bilgi birikimlerinden yararlanabilir. Bunun için hiç olmazsa ayda bir de olsa onları davet edip gönüllerini alıp istişare edebilir, tecrübelerinden yararlanabilirler. Ama ne mümkün?
Aslında ülkemizde en şanslı sosyal atıklar emekli milletvekilleridir. Hem emekli milletvekili maaşı hem de milletvekili maaşı alarak “Atıklar Altındır” ifadesinin tam karşılığını görmektedirler. Biz onlara “Altın Atıklar“ diyoruz. Altın atıklarda iş kendi maaşlarına geldi mi iktidarı, muhalefeti hep birlikte el kaldırıyor. Zaten müşterekte birleştikleri tek konu da budur.
Genel olarak tüm atıkların kaderidir toprak olmak. Adı ne olursa olsun canlı cansız tüm varlıkların kullanma ömrü tamamlanınca makûs talihidir toprak olmak. Önemli olan hayatta olduğun sürece kendini değerli hissedebilmek. Bunu da hissettirecek olan onu kullananlardır. Vefa ve cefa arasında sıkışan sosyal atıklarda toprağa girmeden önce değer görmek istiyorlar. Gördükleri muamele ise ortada: gözlerinin içine baka baka “Biz emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik” demiyorlar mı? İşte bu onları daha çok kahrediyor.
Yûnus Emre Hazretleri, dünya devre mülkünün hakikatini ne kadar da veciz bir şekilde dile getirir: Mal sahibi, mülk sahibi, Hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan, mülk de yalan, Var biraz da sen oyalan! Bu gerçeği öncelikle ülkeyi yöneten veya yönetmeye talip olan her seviyedeki insanın hiç unutmaması gerekir.
Hâlbuki bir ülke geçmişi kadar görkemli bir geleceğe kendini hazırlanmak istiyorsa, geçmişten ders almak geçmişteki tecrübelerden yararlanmak yolunu tercih etmelidir. Bunun bir yolu da emeklilerine sosyal atık gözüyle bakmayıp onları bir değer olarak görmeli; emeklilerini (sosyal atıklarını), hem maddi hem de manevi yönden tatmin edip geri kazanmak yolunu tercih etmelidir. Bu o kadar zor mu? Kalın sağlıcakla.