Konya
Açık
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,1212 %0.05
51,1732 %0.03
7.311,35 % -0,35
Ara

BİRLİK OLUN ENGELLERE YENİLMEYİN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Felsefi açıdan:

İktidar, bireyler ve gruplar arasındaki ilişkilerde bir tarafın diğerinin davranışlarını, düşüncelerini ya da olanaklarını etkileme, yönlendirme veya belirleme gücüdür. Bu durum yalnızca siyasal kurumlarda değil; bilgi, dil ve toplumsal yapılar içinde de işleyen bir olgudur.

Psikolojik açıdan:

İktidar, bireyin kendi isteklerini gerçekleştirme, çevresini kontrol etme ve başkaları üzerinde etki kurma kapasitesine yönelik içsel bir motivasyon ya da algılanan güç durumudur.

Yine derin bir mevzuyu dillendirmeye gayret edeceğim siz değerli okurlarım için. Çünkü gördüğüm en önemli şeylerin başında, insanların “benim düşüncem daha önemli” fikrine kapılarak karşısındakini küçümsemeyi kendilerine görev edinmeleri geliyor.

Oysa hayat, egolarla idare edilmeyecek kadar değerlidir. İçinde yaşadığımız dünya, “küçük dağları ben yarattım” havasıyla yürünecek bir yer değildir. Her an kaynayan bir kazana benzer ve o kazanın taşmaması için hepimizin aynı bilinçle hareket etmesi gerekir.

Zaman gelir, farklı düşüncelere sahip insanlarla aynı noktada buluşmamızı gerektiren durumlar çıkar karşımıza. Kazılmaktan vazgeçilmeyen hendekleri ancak el ele vererek aşabiliriz.

Fakat biz ne yapıyoruz? “Biz” olmayı bir kenara bırakıp egolarımızı ön plana çıkarıyor, içtenliğin son bulmasında kimseye başrolü kaptırmak istemiyoruz. Bu tavır, gücü hep elde tutma isteğimizin bir sonucudur ve yürüdüğümüz yolda bir adım bile ilerleyemediğimizi gösterir.

Eğer gerçekten başarılı bir birey veya grup olarak anılmak istiyorsak, ilk olarak egoizmin hayatımızda hiçbir önemi olmadığını kabullenmemiz gerekir. Çünkü “benim” diyerek hiçbir zorluğu aşamayız. Tam tersine, telafisi mümkün olmayan kayıplara kapı aralarız.

Bu durum, beklediğimiz güneşi göremememize, yaşamak istediğimiz hayatı kendi ellerimizle gölgelememize neden olur.

İnsanoğlunda gözlemlediğim en önemli eksiklik, dirayetli olmanın önemini kavrayamamak ve egoizmin pençesinden kurtulmayı aklından bile geçirmemektir. Yanındakilerin fikirlerini önemsemeden hareket eden, kendi doğrularında ısrar eden kişi; sanır ki bu tutum ona güç kazandırır. Oysa bu düşünce biçimi, Platon’un şu sözünü doğrular: “Boş kafa, şeytanın çalışma masasıdır.”

Birçok kimse felsefenin hayat açısından bir önemi olmadığını düşünse de yaşadığımız her an, felsefi ve psikolojik açıdan değerlendirilebilir. Zira yanlış fikirlerle dolu bir zihin, üzerinde yaşadığımız bu güzel dünyayı yaşanmaz hale getirebilir.

Bir grubun elindeki gücü tek başına kullanmak isteyen kişi, çevresindeki insanların fikirlerini önemsemez; bu da etrafındaki güzelliklerin son bulmasına neden olur. Oysa her daim “birlikten kuvvet doğar” sözünü pusula edinmek en doğru seçimdir.

Bu nedenle diyorum ki, çıkılan yollara döşenmiş taşları el birliğiyle kaldırmaya çalışalım. Birbirimizin önünü kapatmak yerine sırt sırta verip güçlü olduğumuzu herkese gösterelim.

Şimdiye kadar konuyu felsefi açıdan ele aldım; bir de psikolojik yönüne bakalım.

İnsanoğlu, her daim bir yer edinmek ister; ancak önüne çıkan engeller, örümcek misali hayatının her köşesine ağ örer. Bu durum hoş değildir ama maalesef kendisini haklı göstermek isteyen bireylerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe de yaramaz.

Ne yazık ki bu yaşanmışlıklar en çok bizlerin, yani engellilerin başına gelir.

Hayatımızda birçok olumsuzluğa sebep olur.

Bir köre “tek başına yol yürüyemezsin, nereye gidersen git biri sana rehberlik etmeli” demek, o kişide büyük bir psikolojik baskı oluşturur. Oysa düşünülmeyen şey şudur: Söz konusu kişi de bir insandır; özgür iradesiyle yaşamak, kendi yolunu bulmak ister.

Gün gelecek, düşüncelerini açıkça dile getiren engellilerin yaşadığı haksızlıklar telafi edilemeyecek boyutlara ulaşacaktır.

Bu nedenle, bırakın engelliler kendi yollarını bulsunlar. Düşe kalka, gerekirse yaralanarak ama kendi ayaklarıyla yürüsünler.

Sizin yanlışlarınızın bedelini, kader arkadaşlarının yanında küçümsenerek ödemek zorunda kalmasınlar.

Yani demem o ki, bırakın bu hayatın bir köşesinde biz de “varız” diyebilelim. Birileri tarafından problem olarak görülmeyelim, cehaletin kurbanı olmayalım.

Unutmayın; bir engelliye dışarıdan hiç kimse, sizin kadar zarar veremez. Ellerinden aldığınız ışık yüzünden yaşadıkları karanlığı, sizin yarattığınız karanlığa tercih edeceklerdir.

Son olarak diyorum ki; iktidar, tek başına hiçbir işe yaramaz.

Gerçek güç, seni sen olarak bilenlerle yan yana yürüdüğünde anlam kazanır.

İşte o zaman hiçbir engel, birlikte yürüyenlerin önünde duramaz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *