KENDİNİZİ YALNIZLIĞA TERK ETMEYİN
“Sosyalleşmek” kelimesi, bireyin toplum içinde başkalarıyla iletişim kurması, ilişkiler geliştirmesi ve sosyal bağlarını güçlendirmesi anlamına gelir.
Daha geniş açıdan baktığımızda:
• İnsanların arkadaş edinmesi, ortak etkinliklere katılması, sohbet etmesi ya da birlikte vakit geçirmesi sosyalleşmenin örnekleridir.
• Sosyalleşmek yalnızca eğlenmek değil; aynı zamanda empati kurmak, farklı bakış açılarını tanımak ve toplumsal uyum sağlamak için de önemlidir.
• Çocuklar için oyun oynamak, gençler için okul ve etkinliklere katılmak, yetişkinler için iş ve sosyal çevrede ilişkiler kurmak hep sosyalleşmenin yollarıdır.
• Yine yapmakta olduğum gözlemlerime dayanarak bu yazıyı kaleme alıyorum. Sosyalleşme konusunda yanlış bilgilere sahip olunduğu o kadar açık ki, bunları yazımda ele almadan geçemeyeceğim.
İnsanların sosyalleşmeyi sadece internet üzerinden, sosyal medya platformlarından ibaret görmesi büyük bir yanlıştır. Oysa yaşadığımız dünya, sosyal medyanın gösterdiklerinden çok daha farklı bir ortamdır. Bu gerçeği anlatmak için ciltlerce kitap yazılsa yeridir.
Yanımızda, yöremizde gerçek arkadaşlıklar ve dostluklar kuramıyorsak, bu bizim sosyalleştiğimizi göstermez. Aksine, boş bir hayat yaşadığımızı; tıpkı boş bir değirmenin kendi kendini öğütmesi gibi, bizim de kendimizi öğüttüğümüzü gösterir.
Üzerinde nefes aldığımız dünyanın mantıksızlıklar yüzünden çirkinleşmesine engel olmak istiyorsak yapmamız gereken en önemli şeylerin başında sosyalleşmek gelir. Bunun yolu da, kafalarını boşluklarla meşgul eden insanları elimizden geldiğince bilinçlendirmekten geçmektedir.
Yapılan en büyük yanlışlardan biri de, insanların sohbet ettiği kişilerin sadece kendi görüşlerine saygı duymasını beklemesi, karşısındakilerin fikirlerini önemsemeyip “benim düşüncem doğrudur” mantığıyla hareket etmesidir. Bu anlayış, kişinin zihnindeki boşluğu doldurmasına engel olur. Böylece sosyalleşme baltalanır ve insanoğlu ucu bucağı olmayan bir karanlığa sürüklenir.
Düşünülmeyen en önemli husus ise, içine düşülen bu boşluğun yaşam tarzında pasifleşmeyi etkin kılmasıdır. Eğer pasif bir hayat sürmek istemiyorsak, sosyalleşerek kendimizi aktifleştirme çabası göstermeliyiz. Bu çaba, hayatımızda büyük ilerlemeler kaydetmemizde etkili olacaktır.
Yazımın başından bu yana daha çok yetişkinlerden bahsettim, fakat elbette çocuklarımızın da sosyal bir yaşam sürmesi için farklı aktivitelere katılmalarının yolunu açmamız gerekir. Bunun için öncelikle onları bilgisayarlardan ve telefonlardan bir süre uzak tutmak en başta gelen görevlerimizden biridir.
Hayatımızın en kıymetlisi dediğimiz çocuklarımızı teknolojinin yanlış etkilerinin eline bırakmak, ebeveyn olarak yapabileceğimiz en büyük yanlışlardan biridir. Ne yazık ki günümüzde bazı anne babalar, çocuklarını susturmak için adeta emzik yerine telefon kullanıyor. Bu davranış, çocukların beynini kirletmekten başka hiçbir işe yaramaz. Teknoloji, insanları avutmak için bir araç gibi görülüyor ama aslında hayatımızda ikinci planda olması gereken bu aletleri kendimizi düşündüğümüz için her daim ön plana alıyoruz.
Aslında bu yaptığımız, hem kendimize hem de gözünden bir damla yaş dökülmesin dediğimiz ciğerparelerimizi ateşe atmaktan başka bir şey değildir. Yani demem o ki, teknoloji bizi sosyalleştirmez; aksine sosyal yaşamdan uzaklaştırmada ilk sırayı alır.
Sosyal medya platformlarında kaybolmak yerine, eskiden olduğu gibi birbirimizi arayarak hâl hatır sormak birinci tercihimiz olmalıdır. Aksi halde, zihinlerimizin bulanıklaşmasında empati yoksunluğu belirleyici bir rol oynayacaktır.
İnsan zihnine doğru değerlerin aşılanması, hayatlar açısından yanlış kararların bertaraf edilmesinde büyük önem arz eder. Yanlış kararların farkına varmazsak, önümüzde açılan çukurları görmemiz neredeyse imkânsız hale gelir.
Bu tür durumların yaşanmasını istemiyorsak, hayatımızı sosyalleşmeye odaklamak doğru bir kazanım olacaktır. Kendimiz sosyalleşmeye yönelmezsek, etrafımızı aydınlatacak bir ışığın yanmasını beklemek boşa kürek çekmekten farksızdır.
Onun için diyorum ki; yanlış açılardan bakarak rota oluşturmak, samanlıkta iğne aramaktan farksızdır. Sosyalleşmenin önemini kavrayamadığımız müddetçe yalnızlaşmaya mahkûm kalacağımızı unutmamalıyız.
Bilinmelidir ki, empati kurmadan yol yürümek fayda sağlamaz. Biz bu yanlış fikri bile bile sürdürürsek, bize uzatılan elleri geri çevirmekten başka bir şey yapmamış oluruz. Sosyalleşmenin mantığını kavrayamadığımız takdirde ise kendimizi, fırtınalı denizlere açılan bir gemi misali tehlikeye atarız.
Bu da bir ömür boyunca olumsuzluklarla savaşmamıza sebep olur ve kazanmaya çalıştığımız mücadelemizin olumsuz sonuçlanmasına yol açar. Sosyal bir yaşam sürmek istiyorsak, ilk yapmamız gereken; yan yana gelip etrafımızdaki olumsuzluklar hakkında fikir alışverişinde bulunmak ve ortak bir noktada buluşmaktır.
Sosyal medya platformlarının, hayatımızda olması gereken sosyalleşmeyi baltaladığının bilincinde hareket ederek, içinde sürüklendiğimiz karanlıktan bir an önce çıkmamız gerektiği düşüncesine zihinlerde yer vermeliyiz. Teknolojinin yanlış kullanılması yüzünden elimizden kayıp giden güzelliklere sahip çıkmazsak, telafisi mümkün olmayan kayıplarla karşılaşacağımız aşikârdır.