SİZ HANGİ BALIKSINIZ?
Bir yıl önce yine Aralık ayında yazmışım en son. Ara verdim yoğunluktan, yorgunluktan. Yeniden yazma kararı aldım yine. Dönem dönem okur yazarlık oranı düşüklüğü motivasyonumu kırsa bile çok eski yazılarımdan faydalandığını ifade eden yeni tanış olduğum bir kişi motive etti bu sefer. Bir kişinin yüreğine dokunduysak bile devam etmeliyiz belli ki.
İlk yazımın konusu kaygı olsun istedim ve aylardan Aralık olunca da Hz. Pir’i yad edip ondan bir öyküyle başlayalım meselemize:
‘Bir gölde üç balık yaşıyordu. Bir gün buraya insanlar geldi, balıkları görünce; “Gidip ağları getirelim bu balıkları yakalayalım” diyerek uzaklaştılar. Balıklar bu durumu fark edince en akıllıları hiç zaman geçirmeden denize doğru yola çıktı diğer ikisi, arkasından bakıp onunla alay ettiler: “Hey akılsız, sen yarı yola varmadan ölür gidersin bu işten vazgeç” dediler. Fakat akıllı balık onları dinlemedi, yola çıktı; bin bir meşakkatten, zorlu bir yolculuktan sonra denize vararak kurtuldu. Derken balıkçılar ağları alıp geldiler o iki balığın peşine düştüler. İkinci balık düşündü: “Eğer ölü taklidi yaparsam belki kurtulurum” dedi kendi kendine. Karnını yukarı kaldırarak sırt üstü suyun üstünde yattı, hiç kıpırdamadan. Balıkçılar onu görünce ah vah ettiler, “Ne güzel balık ne yazık ki ölmüş” diyerek tutup onu bir kenara fırlattılar. O balık da sessizce suya dalarak tenha bir yere gidip gizlendi. Balıkçılar telaşla oraya buraya giden ve çırpınıp duran üçüncü balığın peşine düştüler; uzun bir kovalamacadan sonra onu yakaladılar. O balık tavada ateş üstünde kızartılırken de çırpınmaya devam ediyordu.’
Kaygı, bir insanın hayatı boyunca en çok yaşadığı duygu olarak tanımlanır. Bu, aslında aynı zamanda en işlevsel olan duygulardan biri olduğunu da gösterir. Kaygının işlevi yaşamsal örnekler verilerek anlatılabilir. Örneğin pandemi koşullarında sağlığımızla ilgili kaygılanmamızın maske ve mesafe gibi kurallara uymamızı, beslenmemize dikkat etmemiz gerektiğini ve bunun korunmamızı sağladığını deneyimledik. Ama kaygının uyaranla uyumlu ölçüde olmaması durumunda tam tersi işlevselliği düşürmesinin en iyi örneğini sınav kaygısında görürüz. Rasyonel değerlendirme ve kaygı ile baş edebilmek hedefe ulaşmayı sağlarken tersinin işlevsel olmadığını anlatmak için Mesnevi de yer alan üç balık öyküsü çok güzel bir metafor olabilir. Mesela siz hangi balıksınız bu öyküdeki? Bir belirsizlik ya da somut bir sorun olduğunda çırpınıp durur musunuz tavadaki gibi? Yoksa zor ve zahmetli görünse de çözüm için uğraşan yüzen balık mısınız? Bazen de ölü taklidi kurtarır insanı. Ölmeden ölmeyi kasteder Hz. Pir. Bu üst bir seviye, başarmak zor ama biz de taklit etmeliyiz sanki örnekteki balık gibi. Çırpınıp durmaktansa vaz geçmek, istememek, tevekkül etmek ve O’na güvenmek…
Çok uzatmayayım meseleyi, günümüz okuru kısa seviyor artık. Sadece düşünün isterim bu öykü bağlamında. Kaygıyla ilişkiniz nasıl? Siz hangi balıksınız dostlar?