Konya
Kapalı
5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3136 %0.03
51,3963 %0.01
6.645,67 % 0,34
Ara

DERS ÇIKARMANIN BİLİNCİNDE OLUN

YAYINLAMA:

“Ders çıkarmak” deyimi, yaşanan bir olaydan, yapılan bir hatadan veya karşılaşılan bir tecrübeden gerekli sonucu alıp, onu gelecekte daha bilinçli hareket edebilmek için kullanmak anlamına gelir.

Yani insanın, başına gelen bir durum karşısında sadece üzülmekle ya da sevinmekle kalmayıp, o olaydan kendine bir yol haritası çıkarmasıdır. Bir hata, fark edilip üzerinde düşünülürse, aynı hataya bir daha düşmemenin öğretmeni olabilir. Bir başarı da yalnızca sevinç kaynağı değil, doğru yapılan şeylerin fark edilip daha da pekiştirilmesi için bir rehberdir.

Ders çıkarmak, hayatın sunduğu küçük-büyük bütün deneyimleri bir nevi “öğretmen” olarak görmektir. Çünkü hayat, sadece kitaplardan ya da başkalarının sözlerinden değil, bizzat yaşanmışlıklardan öğrenildiğinde daha kalıcı izler bırakır.

Ben de yaşadığım süre içerisinde birçok kimse tanıdım, nice olaya şahit oldum. Fakat insanoğlu çoğu zaman aynı yanlışlarda ısrar ediyor, ders çıkarma yetisini kendisinden uzak tutmayı tercih ediyor.

Unutulmamalıdır ki hayata tutunmayı kendisine vazife edinmiş bir kimse, karşısındaki insanların tecrübelerini dikkate almalı, onların yaktığı ışığı söndürmek yerine o ışıktan faydalanmayı bilmelidir. Hata yapmakta ısrar eden insan, aslında kendisine bir kazanç sağlamaz; aksine sahip olduklarını da kaybetme tehlikesiyle yüzleşir. Ne yazık ki çoğu kişi, yapması gereken en önemli şeye sırtını dönmeyi marifet sayıyor. Böylece etrafındaki gerçek güzellikleri göz ardı ediyor ve farkına bile varmadan boşa kürek çekiyor.

Yaşantısında yanlışlara batıp çıkan kişi, hayata karşı bakış açısının değiştiğini fark etse de etrafına yanlış bir açıdan bakmaya devam ediyor. Kendisine yöneltilen uyarılara umursamazlıkla yaklaşarak eline geçen fırsatları geri tepmeyi bir tür tecrübe sanıyor. Oysa yaptığı yersiz seçimler, hayatında derin izler bırakıyor; üstelik bunların olumsuz sonuçlarını görmek istemiyor. Böylece bilinçli bir şekilde tecrübelerden yararlanmayı reddediyor.

Unutulmaması gereken bir gerçek var: İnsan, sadece kendi yaşamını değil, çevresindekilerin hayatını da etkiler. Ders çıkarmayan bireyin yanlışları, başkalarının hayatında da olumsuzluklara sebep olur.

Kaleme aldığım yazılarda sık sık çocuklara değinmemin sebebi de budur. Çünkü geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüz çocuklarımızın ders çıkarma bilinciyle büyütülmediği ortadadır. Bu eksiklik, yükte hafif ama pahada ağır kayıplara yol açmaktadır. Evlatlarımız, bakar körlüğe alıştırılmakta, hayatın öğrettiklerinden uzak tutulmaktadır.

Oysa düşüncesizliğimizin faturasını ağır ödeyeceğimiz bir gün mutlaka gelecektir. Bu nedenle bilinçsizce sergilenen davranışlara vakit kaybetmeden son verilmelidir. Eğer olumsuzlukları ortadan kaldıracak fikirler üretmezsek, önümüze çıkan fırsatları elimizin tersiyle itmiş oluruz. Bu da bir arpa boyu yol kat edemediğimizin en açık göstergesidir.

Hayatımızı olumsuz etkileyen hatalardan ders çıkarmayı bilmeliyiz. Bir dakikamızı bile umursamazlığa kurban etmemeliyiz. İnsanlar çoğu zaman sadece kendi doğrularına odaklanıyor, fakat yaşamlarına mal olan yanlışların geride bıraktığı tahribatı görmezden geliyor. Oysa bu umursamazlık, telafisi mümkün olmayan kayıplara ve doldurulamayacak boşluklara yol açıyor.

İnsanoğlu, zihnini esir alan bilinçsizlik yüzünden fırtınalı denizlerde yol alan bir gemi misali alabora olacağını aklına getirmiyor. Sabit fikirliliği, onu çıkışsız bir yola sürüklüyor. Kafasının sığmadığı bir noktaya gövdesini sığdırmaya çalışıyor ve böylece kendi hayatını daraltıyor. Bu tutum, dünyayı ışıktan mahrum bırakmak ve cehaletin rüzgârına teslim olmak demektir.

Hayatımızdaki yanlışları bir süzgeçten geçirmek, bizi karanlığa sürükleyen virajları düzeltmek, kendimize yapacağımız en büyük iyiliktir. İnsan, umursamazlığı bırakmadığı sürece dipsiz bir kuyudan kurtulmayı beklemekle ömrünü tüketmekten başka bir şey yapmış olmayacaktır. Bu yüzden yanlışları ışık tutan bir öğretmen gibi görmeli, ders çıkarma bilinciyle hayatına yön vermelidir.

Farkındalığı görmezden gelen kişi, karanlıkta yolunu aramaya devam eder. Ders almaktan kaçtığı hataları yüzünden her yerde boş bir kimse olarak anılır. O nedenle diyorum ki: Hayatınızı, ders almadığınız yanlışların karartmasına müsaade etmeyin. Yaşadığınız zorluklar, size sunulan güzelliklerin yok olmasına sebep olmasın.

Unutmayın, yaşadığımız dünya baştan sona tecrübelerle dolu bir mekândır. Bu yüzden karşımıza çıkan her şeyi bir vesile olarak görmeli ve başımıza gelenlerden çıkaracağımız dersi hayatımıza rehber kılmalıyız.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *