SENİN ADIN YALANCI BAHAR MI?
Konyaspor için gerçekten enteresan bir hafta nihayet bitti. Sekiz günde ikisi taraftarının önünde olmak üzere üç maça çıkan takım evinde ki maçlarda mağlup olurken deplasmanda kazandı. Körfez ekibi Kocaelispor'a yenilen Konyaspor hemen akabinde yine evinde Beşiktaş'ı ağırlamıştı ki sonuç yine hüsran olmuştu. Ne olduysa zaten herşey bu maçla başladı. Konyaspor'a gönül veren birçok taraftar skor tabelasından memnun olmadığı gibi oyundan da memnun değildi. Hani bazı maçlar vardır. Yenilirsin ama sahada ki oyun seni tatmin eder. Malesef bizde durum böyle değil. Hem skor tabelası hem de sahada ki oyun bir süredir bu camiaya gönül vermiş taraftarı içten içe rahatsız ediyordu ve Beşiktaş maçıyla beraber tribünlerden başlayan istifa sesleri mürekkebe batırılan kalemlere bile sıçradı. Hal böyleyken Beşiktaş maçının arka planında da bir gerginlik hasıl oldu. Evet, skor tabelası bu sefer Ankara'da bizden yanaydı ama maalesef yine sahada beklediğim, arzu ettiğim oyun anlayışı yoktu. Piyangodan kazandık desem ayıp etmiş olur muyum acaba? Şimdi kesinlikle gerilimi arttırmak adına birşeyler karalamak istemiyorum. Hocanın da iyimser, elinden geldiğince hırslı, daha pozitif bakan bir yanı olduğunu görüyorum. Hocanın arkasında duran bir yönetim var. Hocaya olabildiğince Beşiktaş maçı sonrası sahip çıktılar, ortaya atmadılar. Geldiğimiz noktada arkasında durarak iyisini de yaptılar. Ancak bazı çiçekler bazı topraklarda olmuyor. Bu sözü, Konyaspor'muzun da efsanelerinden olan; adını altın harflerle tarihimize yazdıran Aykut Kocaman farklı bir konu için dile getirmişti. Recep Uçar'ın tarzıyla camianın dokusu her ne kadar da birbirini tamamlar nitelikte görünse de genelden özele doğru indikçe bu doku ayrışıyor ki efsanenin bu sözü hemen zihnimde belirdi.
Hocanın kötü olmasını istemem. Böyle bir vaziyette elini taşın altına koyan başkan Ömer Atiker ve beraberinde ki heyetin de mahçup olmasından hoşnut duymam. Tek gayemiz, renklerine sevdalı olduğumuz şehrimizin takımını hakettiği yerde görmek isteriz ki herkesin de ortak payesinin bu olduğundan şüphe etmiyorum. Ama geçtiğimiz hafta olduğu gibi ben yine sözlerimin arkasındayım ki hoca ile taraftar arasında ki bağ her ne olursa olsun koptu. Gençlerbirliği maçında ki skoru yalancı galibiyet olarak yorumluyor ve hocanın üç maçlık daha bir bonus kazandığını düşünüyorum. Ha hoca değişince yeni gelen hocayla Konyaspor ülkemizi Avrupa'da mı temsil edecek? Elbette bu konu üzerine etraflıca tartışılır.
Felaket tellallığı yapmak, yapıyormuş gibi olmak benim gibi kombinesini alıp, storeden alışverişini yapıp sekiz yaşındaki oğluna "Hangi takımı tutuyorsun?" diye sorduklarında "Konyasporluyum" dedirtecek bilinci aşılayarak karınca kararınca takıma yıllardır maddi ve manevi destek sağlama çabasında olan biri için gerçekten üzücü oluyor. Konyaspor iyi olacaksa susmayı da bilmek gerekir. Ankara'da ki refleksinden ötürü takımı, emeği geçenleri kutuyor; Oğulcan Ülgün'e de kucak dolusu selamlar gönderiyorum.