Kim Daha Üstün?
Siyah tenli olmak bir ayrıcalıktır. Hemen söyleyeyim beyaz tenli olmak da… Ve kızıl ve de, daha hangi renk varsa… İnsan olmak, canlı olmak, yaşamak, nefes almak bir ayrıcalıktır. Bir şekilde dünyayı gelebilmiş olmak, maviyi görmek, yeşille tanışmak, suya girmek, yıldızlara bakıp hayal kurmak hatta bir şiir yazmak ayrıcalıktır. “Tanrı var mı acaba” sorusunu sormak, sorabilmek bir ayrıcalıktır. İnsan olmak ayrıcalıktır ancak insan kalabilmek çok daha büyük bir ayrıcalıktır. Sadece çalışarak, çabalayarak olur. Bir kadına gerçekten âşık olmak ayrıcalıktır ama salt bedensel olarak erkek olmak ayrıcalık değildir. Zengin olmak, her gün havyar yemek, en lüks arabalara binmek, kamu kuruluşlarında en öne geçecek unvana sahip olmak, birilerini sömürmek ve bu sayede dünyanın en zengin birkaç kişisi arasına girmek ayrıcalık değildir. Daha fazla kadınla ya da daha fazla erkekle birlikte olmak ayrıcalık değildir. Daha fazla olan hiçbir şey ayrıcalık değildir hatta…

Derme çatma bir evde yaşam mücadelesi verirken, en az senin kadar bir yoksulu gördüğünde, onunla ekmeğini bölüşmek ve o doysun diye tam doymamak büyük bir ayrılacaktır. Lakin çöpe atmak için biriktirdiğin, artık giymediğin, kullanmadığın her ne varsa, yolda geçene; “çöpe atacaktım sen al” demek bir ayrıcalık değildir. Hatta insani de değildir.

Çok olanı paylaşmak kolaydır. Dostum dediğin kişinin iyi gününde yanında olmak kolaydır. Milyarlar kazanırken arada birilerine küçük yardımlar yapmak kolaydır. Tüm bunlar bir ayrıcalık değildir. Bir kadını ya da bir erkeği çok sevmek, üstüne titremek, ona değer vermek, saygı duymak, dinlemek, sorunlarını çözmek bir ayrıcalıktır. Ancak bir kadını ya da bir erkeği aldatmamak bir ayrıcalık değil gerekliliktir. “Seni hiç aldatmadım” diye övünmek ayrıcalık değil küçüklüktür.
Her şeyin birbirine karıştığı bu mide bulandırıcı dünyada, bunları sıradan birisi olarak, yeniden hatırlatmak istedim.
