Konya
Açık
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,2008 %0.06
55,0969 %-0.58
6.518,31 %-0.99

DELİ BEKİR’İN YAKASI

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ağır ağır çıkmak gerekiyor merdivenlerden.

Çıkılıyor mu?

Çıktığımız söylenemez.

Adımları bir hayli hızlı atıyor, bir çoğumuz.

Kimi insanlar, kimi yeni yetme iş adamları, şirket ve kooperatif yöneticileri de çok hırslı oluyor bu arada.

Akıl ve mantık hırsın önünde değil, arkasından gidebiliyor ancak.

Oysa ağır ağır çıkmak gerekiyor merdivenlerden.

Acele etmemek gerekiyor.

Bazen de ağırdan almak, ağırdan alırken etrafa bakmak ve gözlemlemek gerekiyor.

“Elin taşı, elin kuşu” anlayışıyla bakmamak gerekiyor, olaylara.

Gaza ise hiç gelmemek gerekiyor.

Siyaset, ticaret, iş kurma, iş yapma, yönetme, özel hayat.. Her ne eylem varsa hayatta acele etmemek gerekiyor aslında.

“Acele eden, ecele gider.”

“Acele işe şeytan karışır” sözleri, dikkate alınması gereken sözler.

Az da olsa kulak vermek gerekir, muhtemel acı ve zorluklara karşı önlem ve uyarı niteliği taşıyan  bu sözlere.

Başlanılacak ve yapılacak olan o iş her neyse..

Bilgi olmalı.

Öngörü olmalı.

Plan/program olmalı.

Harmanlanmış fikirler olmalı. Şimdilerde buna” ortak akıl” diyorlar, ama yok böyle bir şey.

Olması ve  uyulmasa ne kadar zor olsa da, hayatta lazım aslında her insana bunlar.

En fazla da kamu adına iş yapanlar öngörülü davranmalı.

Çok ortaklı şirket, kooperatif ve holding yöneticileri öngörülü olmalı ve sorumlu davranmalı.

İnsanın yanlışı, hatası, zararı her neyse kendisine olur.

Lakin kamu adına iş görenlerin, çok ortaklı şirket, kooperatif ve holding yönetenlerin yanlış tercih ve yatırımlarının zararı herkese olur.

Mesela; en başta hak sahibi insanlara olur.

Şehirlere.

Ülkeye.

Ekonomiye.

Bu yüzden bozulan ve değer kaybeden, değerlere olur.

Bu alanda bu şehirde ilk ekstrem örnek. “İslami Holdingler” oldu.

Sonra bunlar kadar dramatik olmasa da, başka örnekler de görüldü.

Yüz binin üzerinde hak sahibi olan o holdingler nerde?

Ne mi oldu?

Uçtu, uçtu kuş oldu.

Ağır ağır çıkamadılar merdivenlerden.

Hırsları, aklı ve mantığı yerin dibine gömdü.

E, yüzlerce milyon mark, dolar, altın, menkul ve gayrimenkul sermayede kendilerinin alın teri olmadığı için, buharlaştı..

Şehirlere, kazalara, kasabalara bir çoğu kesinlikle rantabl ve yarını olmayan tesisler kuruldu ve işletmeler açıldı.

Bu işlerden maksadın daha çok para akışını sağlamak olduğu söylenilirdi o aralar, halk arasında.

Ayrıca siyasi bir tercih ve yatırım olduğu da söylenirdi, halk arasında.

O ya da bu.

Bize kalırsa ağır ağır çıkamadılar merdivenlerden.

Akıllı olamadılar, akıllı adamlarla da çalışmadılar.

Sorumlu ve  veballi ise hiç olamadılar.

Esnaf ve ticaret  geleneği olanlar, eldeki sermayeleri analarının ak sütü gibi kendilerinin olanlar, uçarak ve kaçarak çıkmaz pek merdivenlerden. Acele etmezler. Düşünürler, danışırlar. Yakına ve uzağa bakarlar. Ülkeye, dünyaya bakarlar. Hayatta, “Öngörüdür, teennidir” bu davranışın adı.

Lakin, “Felek sırtından kelek kesenler” pek düşünmez bunu. Hele bir de siyasi hesap varsa, düşünülmez bunlar. Bir milletvekili olabilmek adına, ne güneşler karanlık bulutların altında bırakılır.  Sonra da oturulup başarı hikayesi yazılır buna.

Onlarca yıldır v her zaman böyle olmadı mı?

Yırtılan Karamanlı “Deli Bekir’in yakası” nasıl olsa.

Bu şehirde de, ülkede de çoktur bunun örneği.

Yanılmalar, yanlışlar, yıkılmalar, kayıplar onlarca yıldır da değiştiremedi bu hazin durumu.

Hak sahiplerinin sözünün geçmediği yerlerde, yerel  çevre ve söz söyleme ehliyetine sahip kişi ve kurumlar etkili bir şekilde devreye girmiş olsalardı, gene de yapılır mıydı o yanlışlar?

Muhtemelen “olmazdı” denilemez ama bu kadar olmazdı, en azından.

Fakat oralı olunmadı fazlaca.

Oralı olanlar ise daha çok umanlar ve yanaşanlardı.

“Bize de düşer” diye, düşünenlerdi.

Her türlü kayıplar yaşandı bu sebepten.

Sahi bu kadar dağılmanın, dağıtmanın, açılıp, saçılmanın sebebi neydi?

Zarar=Ziyan=Değerler kaybı..

Deli Bekir’in yakası.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız