Konya
Açık
30°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,0309 %0,27
48,0103 %0,28
4.556,22 % 1,04
Ara

İMTİHAN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

 

Aldanma endamına ey gâfil fani cihandır bu

Kendisi âşikâr, âteşi gizli külhandır bu

İnsafı terk eyleme, makam-ı imtihandır bu

Gelen gideni görmez iki kapılı bir handır bu

 

Âdemoğlunun dünyaya imtihan için gönderildiğini Allah(c.c.) birçok ayette bildirmiştir:

“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüle­cek­siniz.”([1]) “Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçek­ten (kullarımızı) imtihan ederiz.”([2])  

Dünyaya gelişin gayesi imtihandır. Her şey imtihan içindir. Mal, mülk, servet, mevki, makam, evlat, ıyal… İmtihan için veriliyor, kazananlar mükâfatını, kaybedenler de cezasını göreceklerdir. İmtihanla ilgili şu beyitte çok manalıdır: 

 

Ayar-ı zâtı merdüm-zâdenin asla nihan olmaz

Zer-i meskuk muhtac-ı mihenk-i imtihan olmaz.

 

“Asilzadenin kişiliğindeki yüksek ayar asla gizlene­mez ve her daim ken­dini belli eder. Bu tıpkı, sikkeli altı­nın, mihenk taşına vurulmayışı gibidir. Zira üzerindeki tuğra, o altının ne derece kıymetli olduğunu zaten belli etmekte­dir.”

Böyle 24 ayar altın gibi kaliteli insan yetiştirmek, dünya ve ahiret imti­hanlarını kazanacak nesiller getirmek devletlerin, milletlerin, ailelerin en bü­yük gaye ve hedefi olmalı. İnsanın kendine verebileceği en büyük ödül ve hediye iyi bir evlattır. Özellikle evlatlarımız hususundaki imtihanı kazanmak, en   bü­yük arzu ve emelimiz olmalı.

Talebelik yılları hepimizin başından geçti, o heyecanı, o psikolojiyi hep yaşadık. Bir imtihan esnasında talebeler öbek öbek toplanıp, çıkanlardan he­yecanla neticeleri so­ruyorlar:

 

“Ne sordular?”

“İki kere iki kaç eder dediler.”

“Ne cevap verdin?”

“Ne vereceğim dört eder dedim.”

“Ne verdiler?”

“Sıfır verdiler.”

 

Şimdi talebeleri bir tereddüt almış. Kimisi acaba ya­zarak kâğıt veya tah­tada göstermediğimiz için mi böyle sıfır alıyoruz diye, akla gelebilen her yolu denemişler ama sıfırdan başka alan olmamış. İçlerinde bir kurnaz varmış o girmiş ve; 

“İki kere iki kaç eder?” sorusuna;

“Sayın hocalarım. Siz kaç etmesini istiyorsunuz?” de­yince; 

“Çık evladım. Aferin on aldın” demişler.

Tabii ki bu bir fıkra ama günümüzde memleketi­mizde bir­çok riyakâr ve dalkavuğun hayat tarzını yansı­tan bir fıkra. Bu şahsiyetsizler hak ve doğruyu değil de, amirinin gönlünün iste­diğini söylemekten imtina etmez­ler.

 

Dipnotlar:

1- Enbiyâ Sûresi, 35.

2- Müminûn Sûresi, 30.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *