KAYBETTİĞİMİZ GÜVEN
Geçen ay bu konuda bir yazı kaleme almış olsam dahi aradan geçen süre içerisinde yarattığı etkiler ve oluşan güven kaybını dikkate alarak Fon meselesine tekrar değinmek istedim. Geçen yazımızda Fonların neyi ifade ettiğini nasıl kurularak faaliyet gösterdiğini hangi kurum ve kuruluşlar tarafından denetime tabi olduğunu yatırımcılarının ve katılımcılarının tüm bilgilerinin sistem tarafından bilindiğini ve ulaşılabilir olduğunu sizlere aktarmaya çalışmıştım.
Anlamakta zorlandığım taraf ise kanun ve Kurumsallık açısından gelişmiş ülkeler seviyesinde bir alt yapıya sahip iken bunları neden yaşadık. Hem Sayın Bakan hem de SPK, sorunlu fiyat hareketlerinin 2025'in sonlarından beri gözlendiğini kendisi açıkladı. Kalıcı müdahale ise ancak Ağustos 2026'nın sonunda geldi.Müdahale gelmesi için neden MSCI uyarıları beklendi burası hala net değil. , Haziran 2026'da yayımladığı "Küresel Piyasa Erişilebilirlik İncelemesi" (Global Market Accessibility Review) kapsamında Türkiye'yi mercek altına aldığını ve bir uyarıda bulunduğunu açıkladı. MSCI, Türkiye'yi bilgi akışı ve hissedar şeffaflığı kriterlerinde geriye doğru gittiği gerekçesiyle olumsuz değerlendirmiş, Kurumsal yatırımcıların piyasadaki bazı pay sahiplikleri konusunda şeffaf bilgiye ulaşmakta zorlandığı vurgulamıştır.
Haziran ayındaki raporda, bazı küçük ölçekli şirketlerin hisselerinde yatırım fonları üzerinden koordineli alım satım işlemleri yapıldığına dair şüpheler resmi olarak ilk kez raporlanmıştır. MSCI bu raporda net bir uyarı yaparak:
- Türkiye piyasasının yakından izleneceğini,
- Eğer bu şeffaflık sorunları ve koordineli işlemlerle ilgili olarak Kasım 2026'ya kadar somut bir ilerleme sağlanamazsa, Türkiye'nin "Gelişmekte Olan Piyasa" statüsünden "Sınır Piyasa" statüsüne düşürülmesi yönünde bir istişare süreci başlatılabileceğini ilan etmiştir.
Bunun üzerine Borsa İstanbul da işlem gören hisselerin pay piyasalarına ait birtakım değişiklikleri 15 Haziran tarihi itibarı yürürlükte olmak üzere birtakım kararlar aldı.
Bunu ağustos ayında yatırım fonlarını da kapsayan başka bir takım tedbir kararları izledi.
Fakat sahnelenen oyun finale geldiği için alınan tedbirler ve kararlar adeta fitili ateşlemiş oldu.Krizi anlamak için dört mekanizmaya bakmak gerekir: aşırı güven, karmaşıklık, yanlış teşvikler ve harekete geçmeyen denetim. Bu mekanizmalar, tarih boyunca birçok hikâye ye konu olmuş ve sonuç hiç değişmemiştir.
Krizin ilk mekanizması, yüksek getirinin riski görünmez hale getirmesidir. Daidalos, oğlu İkarus'u uyarır: Çok yüksekten uçarsa güneş kanatlarındaki balmumunu eritecektir. İkarus uçmanın heyecanıyla uyarıyı unutur, güneşe yaklaşır ve denize düşer. Fon piyasasında da benzer bir dinamik işledi. Sekiz ayda yüzde 3.000'in üzerinde değer kazanan fonlar, her yükselişle birlikte daha fazla yatırımcı çekti. Getiri arttıkça daha fazla risk almak makul görünmeye başladı.
İşin kritik noktası, iyi niyetli yatırımcının riski kontrol altında sanmasıdır. Ürün lisanslı bir portföy yönetim şirketinden alınmış ve düzenleyici otoritenin gözetimindeydi. Yatırımcı bu güvenceye dayandığı için sorun yalnızca risk almak olmaktan çıktı; alınan risk artık risk olarak görülmedi.
Yatırımcı bunu görmedi ama kuruluş amacı bu tür manipülasyon ve yanlış fiyatlamaların önüne geçmek olan kurumlar neredeydi? Krizin en kritik sorusu, denetimin yetersiz mi kaldığı, yoksa ortaya çıkardığı sorunların gereğinin mi yapılmadığıdır. Mevcut bilgiler ikinci ihtimale işaret ediyor. SPK, sorunlu fiyat hareketlerini 2025'in sonlarından itibaren gözlemlediğini açıkladı. Yoğunlaşma sınırları ise 28 Ağustos 2026'da, yani aylar sonra geldi.
Psikolojide "devekuşu etkisi", rahatsız edici bilgileri görmezden gelme eğilimidir. Kurumsal düzeyde bunun karşılığı, sorunu görüp müdahaleyi ertelemektir. Erteleme nedenleri anlaşılabilir: Erken müdahale piyasada düşüşü tetikleyebilir, yatırımcı tepkisi çekebilir ve suçlu kurum olma riski taşır. Ancak her geçen ay, fonlara yeni para girmesine ve balonun büyümesine izin verir.
Bu krizde gecikmenin bedeli açıkça görülüyor. Geç gelen pozisyon azaltma talebi, yüz binlerce yatırımcının birikimi fonlara girdikten sonra devreye girdi. Kural doğruydu, ama zamanlaması krizin kendisini hızlandırdı.
Eylül 2026 fon krizi, dört mekanizmanın bir araya gelmesiyle oluştu: aşırı güven riski görünmez kıldı, karmaşık değerleme onu sakladı, yanlış teşvikler onu büyüttü ve geciken denetim onu durdurmadı. Her biri tek başına yönetilebilirdi; birlikte milyarlarca dolarlık bir kaybın nedeni oldular.
Tekrar sormak istiyorum: Riskler neden zamanında görülmedi, görüldüyse neden müdahale edilmedi? Sorun çoğu zaman kimsenin tehlikeyi görmemesi değil, tehlike görüldüğünde herkesin başka tarafa bakmasıdır.