KEDİNİZİ SEVERKEN İLACINIZI DA BULAŞTIRIYOR OLABİLİR MİSİNİZ?
Akşam saçınıza dökülme karşıtı bir losyon sürdünüz. Ellerinizi yıkadınız, şişeyi kapattınız, yatağınıza uzandınız. Kediniz de her zamanki gibi gelip yastığınızın kenarına kıvrıldı.
Bu sıradan ev manzarasında bir ilaç güvenliği meselesi olabileceği aklınıza gelir miydi?
Saç dökülmesi tedavisinde kullanılan minoksidil, özellikle kediler için ciddi bir zehirlenme tehlikesidir. Üstelik hayvanın şişeyi devirmesi veya ilacı doğrudan içmesi gerekmez. İlaç kalıntısı bulunan yastığa temas etmesi, ardından tüylerini yalayarak temizlemesi de maruziyete yol açabilir. Küçük miktarlar bile yaşamı tehdit eden tansiyon düşüklüğüne, kalp ritmi bozukluğuna ve akciğerlerde sıvı birikmesine neden olabilir.
İlaçları çocukların ulaşamayacağı yerde saklamayı biliriz. Evimizde bir kedi veya köpek varsa bu alışkanlığı biraz daha geniş düşünmemiz gerekiyor. Çünkü bazen tehlike dolaptaki kutuda değil, elimizde, derimizde veya yastığımızdaki kalıntıdadır.
Bir de iyi niyetle yapılan müdahaleler var.
“Köpeğimin ağrısı var gibi, kendi ağrı kesicimden küçük bir parça versem?”
Bu düşünce ciddi sonuçlar doğurabilir. Hayvanın kilosuna bakarak insan ilacının dozunu küçültmek, onu güvenli hâle getirmez. Türler arasında ilacın vücutta işlenmesi ve atılması bakımından önemli farklar vardır. İbuprofen ve naproksen gibi ağrı kesiciler mide-bağırsak hasarına ve böbrek sorunlarına yol açabilir. Evlerde çok yaygın bulunan parasetamol ise kedilerde kanın oksijen taşıma kapasitesini bozabilir ve karaciğere zarar verebilir. Veteriner hekim önerisi olmadan hayvana insan ilacı verilmemelidir.
“Sadece krem” demek de güvence değildir.
Bazı deri hastalıklarında kullanılan 5-fluorourasil adlı ilacı ele alalım. Kısaca 5-FU olarak bilinen bu maddeyi içeren krem veya solüsyonlar, evcil hayvan tarafından yalandığında ölümcül zehirlenmeye neden olabilir. Tüpün dişlenmesi kadar, ilaç sürülmüş insan derisinin yalanması da tehlikelidir. ABD Gıda ve İlaç Dairesi, bu nedenle ürün ambalajlarına evcil hayvanlarla ilgili uyarı eklenmesini istemiştir.
Bize sevgi gösterisi gibi gelen bir yalama, ilaç uygulanmış deride bambaşka bir anlam taşıyabilir.
Eczanede kişiye özel hazırladığımız majistral kremler açısından da bu ayrıntı önemlidir. Örneğin bazı çok bileşenli ağrı kremlerindeki etkin maddeler, hayvanın uygulama bölgesini yalaması veya kalıntıyla temas etmesi durumunda ciddi zarar verebilir. Flurbiprofen içeren topikal ağrı ürünlerinin kullanıldığı evlerde kedilerde ağır hastalık ve ölüm bildirilmiştir. Bu olaylarda ilaç kedilere tedavi amacıyla sürülmemiştir; sahipleri kendi vücutlarına uygulamıştır.
Buradan çıkarılacak sonuç, bütün kremlerden korkmak değildir. Kullandığımız ürünün içeriğini ve evde kimlerin ona temas edebileceğini bilmektir.
Eczanede ilaç danışmanlığı sırasında sorulacak kısa bir soru, gözden kaçan bir riski ortaya çıkarabilir:
“Evinizde kedi veya köpek var mı?”
Bu sorunun cevabı, özellikle bazı topikal ilaçlarda danışmanlığın bir parçası olmalıdır. Hasta da eczacısına evcil hayvanıyla aynı yatağı paylaştığını, hayvanının ellerini veya yüzünü yaladığını söyleyebilmelidir. Günlük yaşamın bu küçük ayrıntıları, ilacın güvenli kullanımını etkileyebilir.
Evde alınacak önlemler ise karmaşık değildir. İlaçları hayvanın açamayacağı kapalı bir dolapta saklamak; topikal ürünü ondan ayrı bir yerde uygulamak; elleri yıkamak; dökülen ürünü hemen temizlemek gerekir. İlaçlı bölgeye ve kalıntı bulunabilecek giysi, havlu veya yatağa erişim önlenmelidir. Ürünün kurumasını beklemek, hayvanın o bölgeyi yalamasına izin verilebileceği anlamına gelmez. Kullanılmış aplikatörler ve boş tüpler de erişilemeyen, kapalı bir çöp kutusuna atılmalıdır.
Peki şüpheli bir temas olduysa?
Belirti çıkmasını beklemeden veteriner hekimi veya acil veteriner kliniğini arayın. Ürünün kutusunu, içeriğini, temas zamanını ve tahmini miktarını bildirin. Özellikle minoksidil ve 5-FU maruziyetinde erken değerlendirme hayati önem taşır. Veteriner hekim yönlendirmeden kusturmayın; süt, yağ, tuz veya başka bir ev ilacı vermeyin.
Evcil hayvanlarımız ilaç etiketini okuyamaz. Hangi tüpe yaklaşmaması, hangi eli yalamaması gerektiğini bilemez.
Onlarla paylaştığımız evde ilaç güvenliğinin sınırı, ecza dolabının kapağında bitmiyor. Bazen yastığın kenarına kadar uzanıyor.