MİLLETİMİZİN MAYASINDA DEVLET KURMAK VAR
Tarih, bazı milletleri yalnızca yaşadıkları olaylarla değil, kurdukları devletlerle ve insanlığa bıraktıkları mirasla hatırlar. Aziz ve necip milletimiz de asırlar boyunca tarih sahnesinde iz bırakmış, Anadolu’da kök salmış ve büyük medeniyetlerin inşasında önemli rol oynamıştır.
Seçkin milletimiz tarihin hiçbir döneminde boyunduruk altına girmeyip manda ve himayeyi kabul etmemiştir.
Bu hamza yürekli, cesur milletimize hiçbir yerel ve küresel güç pranga vuramaz.
Zira bu mübarek milletin damarlarında deli akan kan bir saniye tutsak olmaktansa bin kere cephe yolunda ölürüm diye akar...
Beslendiği ruh kökleri ezele, taa Asr-ı Saadete dayanan necip milletimiz fedakardır, cefakardır, teşkilatcıdır.
Öyle ki tarihin akışında milletimiz hiç başıboş olmamışıtır.
Selçuklu ile Anadolu’da güçlenen varlığımız, Osmanlı ile asırlara yayılan bir devlet tecrübesine dönüşmüş, Cumhuriyet ile millet egemenliğini esas alan yeni bir dönemin kapıları açılmıştır.
Bu büyük yürüyüşün arkasında yalnızca hükümdarlar ve komutanlar değil; cephede canını ortaya koyan askerler, evladını vatana emanet eden anneler, toprağını işleyen çiftçiler ve alın teriyle vatanı ayakta tutan milyonlarca insan vardır.
Milletimizi millet yapan yalnızca geçmişte kurduğu devletler değildir. Zor zamanlarda yeniden ayağa kalkabilmesi, bağımsızlığına sahip çıkması ve gelecek nesiller için fedakârlık yapabilmesi de bu tarihî birikimin önemli parçalarıdır.
Yakın tarihimizde bundan on yıl önce 15 Temmuz 2016 gecesi de dünya tarihinin en haince, en komplike ve en organize olmuş işgal girişimine karşı aziz milletimiz aynı Kurtuluş Savaşımızdaki özveri ve adanmışlıkla mücadele edip, işgal girişimini bertaraf edip atalarından miras aldıklarını Al Bayrağımıza ve benzersiz vatanımıza halel düşürmeyip emaneti gelecek nesillere şerefli bir şekilde teslim edebilme gururuna sahip olmuştur.
Bu aziz milletimiz inandığı ve güvendiği bir lider olunca liderlerin işaret ettiği yöne, gerekirse ölümü tebessüm ederek kucaklar.
Bu aziz millet 15 Temmuz işgal girişiminde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'IN işaretiyle vatanımızın bağımsızlığı için ölümünü öldürecek cesarete erişti daha sonra ölümü kucaklamaya koştu...
Jeopolitik konumu, dört iklim ve deniz nimetiyle dünyayı kendine önce hayran bırakan daha sonra kıskandıran Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atılmasında asıl liderliği yapan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'E minnet ve saygımız sonsuz.
Öyle ki psikolojik olarak dağılmış, umudunu yitirmek üzere olan Anadolu halkımızı kendine getirerek "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur" sözünü Anadolu'da tüm halkımıza benimsetip sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle Anadolu da halkımızı örgütleyip işgal ve sömürüye başkaldırıp, milletimizi asıl ruh köklerine döndürüp, halkımıza temas edip, kitleleri örgütlerken sosyolog bir lider, cephede askerlerimizi sevk ve idare ederken korkusuz bir Başkomutan, masa da milletimizin menfaatine anlaşmalar yaparken deha bir diplomat olarak bütün süreçlerde güçlü liderliğini ortaya koyarak bize bu cennet vatanı GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK emanet etmiştir.
Bugün bize düşen, geçmişimizle gurur duyarken geleceğimizi de aynı sorumluluk bilinciyle inşa etmektir. Çünkü büyük bir tarihin mirasçısı olmak, aynı zamanda o mirasa layık olmayı gerektirir.
Eğitimcilerimiz, sanat, bilim, kültür insanlarımız ve toplumumuzu inşa eden fertler olarak her birimiz yekvücut ve tek hedef olarak Türkiye'mizi her alanda muassır medeniyetlerin merkezi yapmak adına toplumumuz içinden yeni
Mustafa Kemaller
Alaeddin Keykubadlar
Fatih Sultan Mehmetler
Abdülhamidler
Mimar Sinanlar
Aziz Sancarlar
Turgut Özallar
Necmettin Erbakanlar
Recep Tayyip Erdoğanlar çıkarmalıyız.