İSTANBUL’DAN KONYA NASIL GÖRÜNÜYORMUŞ?
Hava puslandı.
Ekim ayının sonu yaklaşırken mevsim yine kendisini hatırlattı.
Aman olsun inşallah.
Hayırlı ve bereketli yağışlar olsun.
Mesela tarlada mısır üreticisi, yağmur geliyor diye dün mısıra yüklenmiş.
Ancak yağış, yağmur rahmet denildiği zaman aklımıza tarlalarımız, toprak, üretim, ürünlerimiz gelmiyor; hemen trafik başta olmak üzere caddelerde, sokaklarda araçların sular içinde kalması geliyor.
Hızla Türkiye’yi de etkileyen küresel iklim değişikliğinden biz de Konya olarak nasibimizi alıyoruz.
Büyükşehir KOSKİ ve Fen İşleri Daire Başkanlığı bu konuda ciddi SEL BASKINI ÖNLEME çalışmaları yapıyorlar.
Sille bölgesinden sonra geçtiğimiz hafta da bu ekiplerin aynı amaçla Beyhekim Caddesi üzerindeki çalışmalarını gördüm.
Selçuklu Belediyesi yine Sille bölgesinde ciddi duvarlar örüyor.
En büyük korku, son İstanbul’da ve Marmara Bölgesi’nde yaşandığı gibi can kaybının olmaması.
İnşallah çokça dua edelim, ne Konya’da ne Türkiye’de hatta dünyada böyle felaketleri bir daha yaşamayalım.
Yine de bir şeyi asla gözden ırak tutmayalım ki hızla betonlaşan dünyada toprağı doyurmadan betonu doyuramayız.
***
AKŞEHİR’DE YAŞLI BAKIM
HUZUREVİ İSTİYOR…
Dünkü yazımıza en büyük ses ilçelerimizden geldi.
Mesela Akşehirli olduğunu tahmin ettiğimiz okurumuz İsmail Hakkı Yaman Bey şöyle yazıyordu:
“KONYA’NIN MERKEZ DIŞINDA
İKİNCİ BÜYÜK İLÇESİ AKŞEHİR’İN DE
HIZLA YAŞLI HUZUREVİ VE
BAKIM MERKEZLERİNE İHTİYACI VAR...
Hem de çok acil...
Daha önce bir huzurevi vardı, ama maalesef bina depreme dayanıksız olduğu için yıkılmak zorunda kaldı.
Şu an çok çok büyük bir ihtiyaç Akşehir’imiz için...
Zaman değişti, şartlar değişti.
Hiçbir evladı suçlayamayız anne babasına bakmadı diye...
Amasız, fakatsız bir an evvel Akşehir’e huzurevi açılmalı.”
…………..
Değerli okurumuz İsmail Hakkı Yaman Bey, içimdeki kanayan yaraya, toplumsal geleceğimiz olan felakete öyle güzel bir cümle kurmuş ki:
“ZAMAN DEĞİŞTİ, ŞARTLAR DEĞİŞTİ.
HİÇBİR EVLADI SUÇLAYAMAYIZ ANNE BABASINA BAKMADI DİYE...”
……………
İsmail Hakkı Bey’e teşekkür ediyorum.
Saygılar sunuyorum.
***
TÜRKİYE, İSTANBUL
KONYA’YI NASIL GÖRÜYOR?
Biz yazdığımız zaman insanlar, değerli okurlarımız, çektikleri çileler, özellikle de ekonomik sorunlar, çıkmazlar nedeniyle bize kızıyorlar.
Saygı duyuyorum.
Tamam, biz cahiliz(!)
Biz tek gözle bakıyoruz(!)
Pekiii, Türkiye’nin saygı duyduğu, Türk siyasetinden ekonomisine yön veren isimler Konya’yı nasıl görüyorlar?
Buyurun, Hakan Çelik…
Önce Hakan Çelik Bey kimdir?
Niye kısa bir dipnot düşelim.
Hakan Çelik gazeteci, televizyon ve radyo programı yapımcısı ve yorumcusu.
Şu anda CNN Türk'te Hakan Çelik ile Hafta Sonu ve TRT Radyo 3'te Tren Yolculuğu programlarını sunuyor.
Ve kitap günleri için Konya’ya gelen Hakan Çelik, kendi sosyal medyasından Konya’yı şöyle yorumluyor:

“Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’la sohbetimizde şehrin üretim kapasitesinden ulaşım yatırımlarına, tarihî mirasından su kaynaklarının korunmasına kadar pek çok konuyu ele aldık. Konya'nın Türkiye ekonomisindeki yerini ve geleceğe nasıl hazırlandığını konuştuk.
Konya denildiğinde çoğumuzun aklına önce tarım geliyor.
Oysa şehir, sanayi, savunma teknolojileri ve mühendislik birikimiyle de dikkat çekici bir konuma sahip.
Tarımsal üretimden makineye, otomotiv yan sanayisinden silah sistemlerine uzanan geniş bir üretim kabiliyeti var.
ASELSAN Konya gibi yatırımlar da yüksek teknolojiye dayalı üretimde şehrin iddiasını güçlendiriyor.
Bu gelişimin sürdürülebilmesi için gençlerin bilgi ve yeteneklerini üretime dönüştürebilecekleri imkânların artırılması gerekiyor.
KAPSÜL Teknoloji Platformu gibi girişimleri bu açıdan değerli buluyorum.
Sohbetimizin en önemli başlıklarından biri suydu.
Konya için suyun verimli kullanılması, gündelik hayatın yanında tarımsal üretimin ve ekonomik geleceğin de temel meselesi. Şebekedeki kayıp ve kaçakların azaltılması, arıtılmış atık suyun yeniden kullanılması ve kaynakların korunması için ciddi çalışmalar yapılıyor.
KONYARAY ve tramvay yatırımları da büyüyen Konya'nın ulaşım ihtiyacına cevap verme hedefinin parçaları. Yakında bu konuda önemli yol alınmış olacak.
Bir diğer önemli başlık, Selçuklu başkentinin kimliğinin korunması. Darülmülk projesiyle tarihî yapıların ve alanların şehir hayatına kazandırılması,
Konya'nın kültürel birikiminin daha iyi anlaşılmasına da katkı sağlayabilir.
Geçmişi korurken bu mirası yaşayan şehrin bir parçası hâline getirmek önemli.
Konya ziyaretimden ayrılırken aklımda şu düşünce vardı:
TÜRKİYE'NİN GELECEĞİNİ KONUŞURKEN
ANADOLU ŞEHİRLERİNİN ÜRETİM GÜCÜNE,
YETİŞMİŞ İNSAN KAYNAĞINA VE
DÖNÜŞÜM KAPASİTESİNE DAHA YAKINDAN BAKMALIYIZ.
Konya, bu açıdan üzerinde dikkatle durulması gereken şehirlerimizden biri.”
………………..
Aman, sakın yine bir yanlış anlaşılmaya kurban olmayalım.
Bu cümleler bire bir Sayın Çelik’e ait.
***
KARAPINAR AİLESİ
BU ŞEHRİN BÜYÜYEN
GURUR VEREN MARKASIDIR
Geçtiğimiz hafta içerisinde ziyaret ettiğim ailelerden birisi de Karapınar ailesi idi.

Şimdi yine diyeceksiniz ki “hep zenginler, hep zenginler.”
Dünü bilmeden yarını konuşamayız.
Hayatta en korktuğum şey cahillik değil, rahmetli İlber Ortaylı’nın dediği gibi YARI CAHİLLİKTİR.
Karapınar ailesi bugün sadece kuruyemiş sektöründe değil, savunma sanayiinde bile var.
Ama bakın, ailenin büyüğü Hasan Hüseyin Karapınar Bey ticarete üç tekerlekli seyyar araba ile başladığını anlatır.
O üç tekerlekli seyyar arabanın siyah beyaz fotoğrafını duvarda asar ve onunla gurur duyar.
Yani o günkü seyyar arabası, çekirdek sattığı araba, dört teker bile değil.
İşte o üç tekerlekli seyyar arabada çekirdek satmaktan bugün dünyaya kuruyemiş satan, Avrupa’dan Amerika’ya satış zincirleri kuran bir aile.
Ali Karapınar, Hasan Hüseyin Karapınar, Bahattin Karapınar ve Bahri Karapınar ile evlatları o üç tekerlekli seyyar tezgâh arabasından bugünlere böyle geldilerse
biz de bu şehrin yerel bir gazetecisi olarak aileye sahip çıkmak, onlara değer vermek zorundayız.
Hadi bir şey daha yazayım da siz de kenarınıza köşenize not alın.
Sayın Hasan Hüseyin Karapınar, 2010 yılında Tüm Kuruyemiş Sanayici ve İş Adamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı iken Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun ile bir protokol imzalamış. Bu protokolle Gaziantep Üniversitesi Naci Topçuoğlu Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölümü bünyesinde “Kuruyemişçilik Bölümü” açılmasını sağlamıştır.
Bu da böyle biline.
Birbirimizi siyaseten, sportif olarak şucu bucu diye paçalarımızdan çekiştirirken ailenin neler yaptığını, neleri başardığını buradan yazarak bitiremem.
***
BEN BU TAKSİ VE
KORSAN(!) İŞİNİ ANLAMADIM
Geçtiğimiz hafta dost, tanıdık taksicilerimizin bir sorununu dile getirmeye çalışmıştım.
Ama bu işe Konya’dan tepki gelmezken Türkiye’nin dört bir yanından bize bilgilendirme mesajları geldi.
Mesela şöyle deniliyordu:

“MARTI TAG DEVAM EDEBİLECEK.
4 yıldır süren Martı TAG davasında karar çıktı.
- Yüksek Mahkeme, Taksiciler Odası'nın TAG'ın kapatılması talebiyle açtığı davayı reddetti.
- Mahkeme, TAG'ın Anayasa'da yer alan girişim özgürlüğü olduğuna ve mahkemelerce kapatılamayacağına hükmetti.”
…………….
İstanbul’dan bir okurumuz ise şöyle diyordu:
“Mahkeme girişimcilik yönünden ve sanırım Türk Ticaret Kanunu yönünden karar vermiş.
Kapatılamayacağına karar vermiş olmaları, yaptıkları taksicilik işinin yasal olduğu anlamına gelmez bence.”
…………..
Tek bildiğim şey, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dediği, yazdığı ve uyguladığıdır.
Bu işin sadece siyasi ya da oy hesabı yok.
Ülkede ve bu şehirde güvenlik güçleri, yani şehir merkezlerinde polis var.
Polis ne derse O.
Polis ne yaparsa O.
Polis ne uygularsa O.
………………
Yarın inşallah kaldığımız yerden devam ederiz.
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Konum atmamıza gerek yok, menfaati olan zaten bizi buluyor.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Engelli, yaşlı ve o anda düşünme kabiliyetini yitirmiş gibi görünen insanlarımıza, yaya geçitlerinde olmasalar da karşıdan karşıya geçmeye çalışırlarken biz durup yol verdiğimiz zaman, arkadan gelen araç sürücüsü sürekli kornaya basmadığı zaman daha iyi ADAM oluruz.