Konya
Açık
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,7436 %0.17
55,7864 %-0.04
6.421,94 %-0.05

YOLUNUZ SAMİMİYETSİZLİKTEN GEÇMESİN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İçtenlik, kişinin duygu, düşünce ve davranışlarında samimi, doğal, dürüst ve yapmacıksız olmasıdır. Kısaca samimiyet ve gönülden davranma hâlidir.
Yukarıda tanımlamış olduğum, hayat açısından büyük bir titizlik gerektiren, olabildiğince derin bir konu olan içtenliği sizler için elimin yettiğince, dilimin döndüğünce anlaşılabilir bir biçimde satırlara dökerek hayatla özdeşleştirip farklı nitelikleriyle kaleme almanın uygun olduğunu düşündüm.
Benim için büyük bir öneme sahip olan bu konu, hayatın farklı şekillerde görülmesini gerektiren düşünceler barındırmaktadır. İnsanların birçok gerçeği göz ardı ettiğini anlatmak istediğim bu satırlar, dile getirmekte zorlandığım hislerimin tercümanı olarak ortaya koyduğum bir paylaşımımdır.
Bir kimse hissettiklerini dışa vuramazsa, karşısında bir araya gelen grup ya da onu dinlemekte olan tek bir kişi, ciddiyetinden şüphe edebilir ve içtenliğine inanarak paylaşımda bulunduğu konuyu dinleme zahmetine katlanmayabilir.
Yani demek istediğim, sapla samanın birbirine karıştığı bir ortamda, etrafında yer alan herkesin söyleşiyi gerçekleştirmek için karşılarında bulunan şahsı dinlemek yerine alaya almayı tercih edebilmesidir.
Tertemiz duyguları yüreklerinde barındıran her kim olursa olsun, bilinmelidir ki onun samimiyetine güvenilerek birlikte yola çıkılabilir.
Lakin söyledikleri ile hareketleri birbirine uymayan, yani gözü kaşı ayrı oynayarak kendini ele veren her kim olursa olsun, hiçbir zaman yanına yaklaşılmamalıdır.
Birinci tür insanla karşılaşmanın bu devirde zor olduğunu söyleyebilirim. Fakat ikinci tür kimselerin etrafımızı bir ahtapot misali sarmakta olduğu gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söylemekte sakınca görmüyorum.
İnsanları ayırt etmekte zorlandığımız, hatta sınamadan birkaç kelamıyla duygularımızı sömürmekten zevk alan insan müsveddelerinin içimize girmesine müsaade edilen bir dönemden geçiyoruz.
Yazık ki bunların farkına varıldığında çoktan iş işten geçmiş oluyor. Samimiyetsizlik etrafımızda kol geziyor, güvenilirliğe karşı kapılar kapatılıyor.
Bunun bir diğer sebebi de önyargıya kapılmama düşüncesidir. Birisini tanımaya başlıyoruz; aslında bazı hareketleri kendisini ele veriyor ama bizim, “Biraz daha tanımakta yarar var.” düşüncemiz kafalarda ağır basıyor.
Sözünü ettiğim bu düşünce, insanların karşısındakilerle rahat bir şekilde oynamasının yolunu açıyor. Bu durum, hayatı boyunca insanoğluna yükte hafif olduğu düşünülen fakat pahada ağır kayıplar vermesine sebep oluyor.
O yüzden diyorum ki hayatınıza almış olduğunuz her kim olursa olsun, belli sınamalardan geçirmeden, sizi alakadar ettiği göz ardı edilmemesi gereken hiçbir sırrınızı açmayın; duygularınızı sömürmesine izin vermeyin.
Çünkü insanlar artık başkalarının acılarından beslenen bir sinek hâline gelmiş, kimin yarası varsa konmak için fırsat kollamaktadır.
Bizim yapmamız lazım gelen, beklediği fırsatı bahsetmekte olduğum şahısların eline vermemek, önümüze inen perdeleri kaldırıp hayatımıza çöreklenen gereksizlikleri ortadan kaldırmak olmalıdır.
Birçok insan tanıdım; yüzüne bakıldığı anda, “Bunun dostluğuna güvenilir.” diye düşündüğüm kimselerdi. Neden diye sorulacak olursa, konuşmaları bahsetmekte olduğum izlenimi vermişti.
Belli bir müddet sonra baktım ki ortada ne güven kalmış ne de dostluktan, hayatıma dokunan, bana ben olduğumu hatırlattığına inandıran kalıntılar.
Bunları söylememdeki en önemli sebeplerin başında, insanların sahte gülüşlerinin altındaki gerçek yüzlerini görmemem gelmektedir.
Çünkü o kadar çabuk inanıyorum ki insanlara, her yüzüme güleni dost sanıyor, içimdeki duyguları çabuk açarak onların belli bir süre sonra bunları kullanmalarına müsaade ediyorum.

Bize büyüklerimizin miras olarak bırakmış olduğu güzel ve özlü sözlerin anlatmak istediği hiçbir şeyi ya anlamakta zorlanıyoruz yahut anlamak işimize gelmiyor.
Aslında ikincisi daha kolay geliyor. Kafa yormaktan ziyade her daim işimize geldiği gibi davranmak tercih ediliyor.
Farkına varılmayan bir şey var ki yapılan yanlış tercihler, insanlar karşısında sergilenen içtenliğe dair tavırları olumsuz etkileyen önemli faktörler arasında yer almaktadır.
Gerçekten insanlarda içtenlik namına bir şeyin kalmadığı o kadar açık ki benim sizlerle yaptığım paylaşım, sitemden ileri gelen bir gözlemi anlatmaktadır.
Sitemle insanların yönlendirilmesini ele almakta olduğum konu, farklı noktalara sapmasına neden olur ki ben okurlarımın etrafına şüpheyle bakması taraftarı olmadığım için yazıya dökmüş olduğum her satırı belli bir titizlik içerisinde seçmenin gayretine giriyorum.
Bir yazıyı sadece okunsun diye kaleme alırsam, bu, sizin karşınıza içtenliğimi göstermek için çıkmadığımı gösterir. Bir yazarın gayesi sadece alkış almak olmamalıdır.
Okura istediğini vermeyen bir yazar, içtenlikle tanışmak istemeyen, kendisini okurla iç içe olmaktan alıkoyan, ancak boş lakırdılarla kendisini avutmakta, vakit israfını görev saymakta ve hayatını manasız bakışlarla harcamaktadır.
Ama şunu söylemem gerekir: Siz değerli okurlarım için kaleme almakta olduğum hiçbir satırımda samimiyetsizliğe yer olmamıştır, olamaz.
Çünkü bir yazar içtenlikle kalemini kullanmadıkça, yazdığı her bir satır, insanlar arasında ekilen nifak tohumlarının güçlenmesinde önemli bir role sahip olacaktır.
Yazılan makalelerin, yapılan her bir konuşmanın yerini bulabilmesi açısından içtenliğin öneminin farkında olunması icap etmektedir.
Samimiyetsizliği hayatımızda barındırmakta ısrarcı davranmaya devam edersek, karşımızda bizden medet umanlara faydamız olmayacağı gibi, bir çığ misali büyüyen güvensizliğin altında kalacağımız aşikârdır.
Onun için diyorum ki etrafımızdakilerle kurmak istediğimiz bağın çözülmesini istemiyorsak, bütün davranışlarımızı kontrol ederek içtenliği elden bırakmamamız lazım gelmektedir.
Çevremizdekilerin bize karşı en ufak bir güven kaybı yaşadığını hissetmemiz hâlinde, her bir davranışımızı elden geçirerek yanlışımızı görmemiz, bizi her açıdan bir üst seviyeye taşıyacaktır.
Eğer ki kendimizi kontrol etmekten kaçınır, boş vermişliğin arkasına saklanmayı tercih edersek, bu, hayatımızın en büyük yanlışlarından bir tanesi olacak, karşımızdakilerin bir ömür güven kaybı yaşamasına sebep olacaktır.
Bahsetmekte olduğum durumların hayatımızda yer almaması için samimiyetsizlik karanlığını arkamızda bırakmak, yaşamımızın birinci koşulu olmalıdır.
İçtenlik sadece dostlukla sınırlı değildir elbette. Her bireyin ömrü boyunca belli evrelerden geçtiği, bütün insanlığın gözü önünde yer eden bir gerçektir.
Aşk da bunlardan bir tanesi olarak anlatılmaktadır. Birçok insan, yeri geldiği anda özgüvenden yoksun kimseler yüzünden içine kapanmayı tercih ederek hayata olan inancını neredeyse kaybetmektedir.
Bunları laf olsun torba dolsun mantığı ile yazmaktan ziyade, bizzat yaptığım önemli gözlemlerimden ve içerisinde bulunmuş olduğum olaylardan esinlenerek sizlerle paylaşıyorum.

Sahtekârlığı meslek edinmiş, insanların duygularını hiçe saymayı oyun zannedenler yüzünden, hayata farklı açılardan bakanların hissettirmek için verdikleri uğraşlar gerçekliğini kaybetmektedir.
Buna en önemli sebep olarak, aşkı oyuncak eden, insanlıktan bihaber diyebildiğimiz şahsiyetsiz kimseleri göstermekten çekinmiyorum.
Bahsettiğim, şımarıklıktan ödün vermeyen, kafalarının da kalpleri kadar boş olduğunu gözlemlediğim, yaşamı ellerinde oyuncak eden, gerçeklere sırtını dönmeyi marifet sayan samimiyetsiz kimselerdir.
İnsanlar, gönül kapılarını, sözü geçen duygu yoksunu diye tabir ettiğimiz vicdansızlar bir daha hayatlarını karartmasınlar düşüncesi ile aşka, sevgiye açılmamacasına kapatmayı tercih etmektedirler.
Kalplerin karanlıklarda kaybolmasında en büyük rolü, ciddiyetsizliğe teslim olan, hayattan hiçbir beklentisi olmayan, kendilerini nefretle kinin kucağına bırakarak avutanlar oynamaktadır.
Şunu diyebilirim ki hayattan bir şey ummayan her kim olursa olsun, içtenlikten bihaber kalbinin rotasını, kendisi gibi boşlukta yaşamanın doğru olduğu düşüncesiyle yaşayanların çizmesine müsaade etmiştir.
İçtenliği sadece aşk, sevgi ve dostluk gibi konularla sınırlamak, yersiz bir bahaneye kapıların açılmasına sebep olur. Akrabalık ilişkileri de bu içtenlik konusunun önemli bir parçası olarak anlatılmaktan geri bırakılmamalıdır.
Bize güvenen sevdiklerimizi yarı yolda bırakırsak, nerede bizim üzerine basa basa haykırdığımız içtenlik? Bahsettiğim durumların hepsinin içerisinde bulunmuşluğum olduğu için sizlere farklı şekillerde içtenliği anlatıyorum.
Dostlarım, daha doğrusu dost görünümlü sahtekârların arkamdan vurduğu, aşk konusunda elbette yaşadığım terk edilmişlikler hayatımda yer buldu.
Anne tarafımdan ve baba tarafımdan bazı akrabalar tarafından koyun postu misali yerden yere vuruldum. Etrafımda samimiyetten yoksun insanların yer alması, hayatımın göz ardı edilmeyen gerçekleri arasında görülmektedir.
Açık konuşayım, annem, babam ve kardeşlerimle de içten, samimi bir bağım olduğunu söylemem. Bu durum, benim samimiyetsizliğin kucağına düşmemdeki en önemli basamaklardan biri olmuştur.
Çevremde yer alan birçok insanın içtenlikten yoksun olması, benim dipsiz kuyularda kaybolmamın en önemli sebeplerinin başında gelen tek gerçektir.
Söyledim ya, samimi olmadığım hiçbir konuda kalemimi oynatmam. Buna neden olarak, yalanlarla kendimi avutacağıma gerçekleri yazmak için kırk ölçüp bir tartarak hareket etmem gösterilebilir.
Son olarak diyorum ki çevrenizde yer alan topluluk yahut şahıslara karşı samimi davranışlar sergilemeyi kendinize bir vazife bilmekten vazgeçmeyin.
İnsanları her daim sahte görünümleri ile kabullenmeyin ki duygularınızın sömürülmesi kolaylaşmasın. Hayatınızı karartmak isteyenlerin kollamakta oldukları fırsatı ele geçirmelerine müsaade etmeyin.
Eğer siz beklenen fırsatı karşıdakine vermekte tereddüt etmezseniz, gün gelir aynı duruma hiç kuşkusuz kendinizin düşeceği akıllardan çıkarılmamalıdır.
İçtenliğinizi kaybetmeyin. Samimiyetten yoksun, şahsiyetsiz kimselerin hayallerinizi bir enkaz yığını hâline getirmesinin önüne geçmek için, yok olmanızı bekleyenlere karşı samimiyetiniz sönmeyen ışığınız olsun.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız