DOĞA OLAYI MI? DOĞAL AFET Mİ?
Geçtiğimiz hafta İstanbul başta olmak üzere Marmara’nın doğusu ve Karadeniz’in Batısında yaşanan Yoğun yağış ve meteorolojik afetler aynı soruyu tekrar gündeme getirdi?
Yaşananlar Doğal Afet mi? Yoksa Doğa olayı mı?
Konunun uzmanları yıllardır uyarıyor: iklimler değişiyor, yağış rejimi değişiyor, bundan sonra kuraklık, sel, fırtına, taşkın, çığ, sağanak yağış, kar yağışı aklınıza ne geliyorsa tüm bunların zirve yaptığı ve yapmaya devam edeceği dönemlere hazır olalım.
Yılladır ben de yazıyorum, katıldığım her ortamda her eğitim programlarında izah ediyorum. Normal hava diye bir olay yok. Atmosferde her şey olabilir. Uzmanların risk uyarılarını ciddiye almak gerekiyor. Geçmişte olduğu gibi bugünde yarınlarda da aynı hadiseleri yaşayacağız. Yok, eğer uyarıları dikkate almaz isek daha Allah vermesin daha çok can ve mal kayıpları yaşarız.
Aslında sorun da belli çözüm de; Ülkemizin en üst makamından en küçük ilgili kamu kurumlarına kadar bu konuyu çok iyi biliyorlar ve ifade ediyorlar. Ancak uygulama da aynı duyarlılığı göremediğimiz için başımıza geldiği zaman yeniden aynı şeyler gündeme geliyor, yine ömrümüz keşke ile geçiyor.
Konuyu en iyi bilenlerin başında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan geliyor. Çok gerilere gitmeyelim: 2009 yılında İstanbul'da 30'dan fazla kişinin hayatını kaybettiği büyük selin ardından yaptığı açıklamada, atalarımızın sözlerine atıfta bulunarak şu uyarıyı yapmıştır:
"Kalkar da biz dere yatağına binalar yaparsak ve dere yatağında bu yapılanmaları yaygınlaştırırsak, şunu unutmayalım ki atalarımızın bu güzel tespiti her şeyi ifade ediyor; derenin intikamı ağır olur. Bu dere yataklarından ne olursa olsun, ister tır garajıydı, fabrikaydı, ister konuttu ne varsa, bizim bunları süratle bir defa kaldırmamız lazım." (NTV haber)
Yine Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Antalya'da 2023 yılında Kumluca ilçesinde selden etkilenen bölgeleri incelerken insan müdahalesinin afetleri büyüttüğünü vurgulamıştır:
"Sel afetinin bu kadar ağır hasara yol açmasında dere yataklarına yapılan izinsiz ve yanlış müdahalelerin de etkisi var. Hep söylediğimiz gibi, tabiatın düzenine saygı göstermek mecburiyetindeyiz." (TRT haber)
Ne diyelim; Konya Karapınar’a bir yılda yağan yağış miktarından fazla bir yağış İstanbul’a bir günde düşünce toprak kayması, heyelan, sel ve taşkınlar gibi felaketler genellikle hep dere kenarlarındaki yerleşim yerlerinde meydana gelmiş. Şimdi, bizde “Derelerin intikamı ağır olur” mu? Diyelim.
Başa dönersek; yaşananlar Doğa olayıdır. Yağmur yağışı, kar yağışı doğaldır. Tüm bunların afete dönüşmesi insan hatasındandır, yani afet insan yapısıdır. Doğal afet diye nitelendirme sadece sorunu ötelemektedir. Yaşanan meteorolojik hadiseler tek başına felaket ya da afet olarak nitelendirilemez. Meteorolojik hadiselerden biri olan sağanak yağış, yağmur doğanın normal bir döngüsüdür. Afet ise, o tehlikenin bizim plansız, programsız yanlış yere kurulmuş ve yanlış işletilen kentlerimizde ortaya çıkan insan yapısı bir sonuçtur. Bu hadiseler geçmişte de yaşandı, muhtemelen gelecekte de yaşanacaktır.
Plansız kentleşme, dere kenarlarına konut yapma, derenin yolunu değiştirme, verimli tarım topraklarını imara açma gibi insan hareketleri sonucunda afeti biz davet ediyoruz, biz büyütüyoruz: İklim değişikliği aşırı hava olaylarının şiddetini bir miktar artırabilir ancak iklim değişikliği olmasaydı da dere yatağına yapılmış bina su alacaktı, bodrumdaki elektrik panosu su altında kalacaktı. Yani afetler insan eliyle yapılan hataların ve sorumsuzlukların faturasıdır. Unutmayın ki; Su akar yolunu bulur. Hatta merhum Süleyman Demirel’in ifadesiyle “Dere yatağını işgal edersen, nehir gelir yatağını açar ve insanı cezalandırır. Su eninde sonunda topraktan alacağını alır”
Olay bu kadar açık ve net. Kimse İklim değişikliğini günah keçisi ilan etmesin. Kimse bunlar kader demesin, hatta doğal afet demesin. Evet, bu bir doğa olayıdır, ancak bunu afete döndüren insandır.
Bu vesileyle geçmişte ve günümüzde yaşanan afetlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet yaralılara acil şifalar diliyorum. Geride kalanlara sabırlar versin inşallah. Umarız yaraları tez zamanda sarılır. Kalın sağlıcakla.