ENGELLİLERE KARŞI BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİN
Hayatımızda yapmak istediğimiz birtakım değişiklikler başkalarını neden huzursuzluğa sürüklüyor? Evet, değerli okurlarım, yine biz engellilerden bahsedeceğim. Kaleme aldığım bu yazımda, hayatımızda birtakım değişiklikler yapmak istiyoruz fakat planlayarak hayata geçirmeyi düşündüğümüz değişikliklerden karşımızda bulunan insanlar rahatsızlık duyuyor. Hayatımız hakkında aldığımız kararlar, bazı insanları huzursuzluğa sürüklüyor.
Ben şahsen hayatımı düzene sokabilmek için önemli değişiklikler yapmak istediğimi söylediğimde anında olumsuz tepkilerle karşılaştım. Bu tepkileri genel olarak ailemden aldım. Maruz kaldığım bu tepkiler, benim hayatımı belli bir düzene sokmama engel olamadı. Çünkü hayatı yaşayacak olan ben olduğum için başkalarının isteği üzerine bir düzen kurmak, birileri tarafından yönlendirilmek hiçbir zaman bana göre bir şey olmadı. Birilerinin beni yönlendirmesine izin vermediğim için de âlemin kötüsü oldum.
Aldığım kararlar yüzünden saygısızlıkla suçlandım. Hayatımı kendi istediğim biçimde düzenlemek istemem suçsa, evet, saygısızım ve suçluyum. Ben her zaman birilerinin yönetimiyle hareket etmek istemiyorum. Uzaktan kumandayla yönetilen bir oyuncak araba misali durdurulup kaldırılmak, açıkçası benim çok ağrıma gidiyor. Bunu da insanlara anlatmakta çok zorlanıyorum.
Benim nasıl birisini yönetmek gibi bir derdim yoksa karşımdakilerin de beni yönetme düşüncelerini kafalarından söküp çıkarmalarını, beni kendi hâlime bırakmalarını istiyorum. Hayatımdaki ilk gerçekleşen değişiklik memuriyete başlayışım oldu. Ondan sonra evlilik hayatına adım attım, evlendim ama beni yönetmek isteyen insanları bir türlü bu düşüncelerinden vazgeçiremedim.
Sözünü etmekte olduğum bu insanlar ne yazık ki annem ve babam. Düşünmüyorlar ki bana iyilik yapmak yerine en büyük kötülüğü yapıyorlar. İstedikleri bir şey var: Her daim birilerine muhtaç kalmam. Çünkü birilerine bağımlı olursam hayatımda yapmayı düşündüğüm değişiklikleri gerçekleştirmeme imkân kalmayacaktır.
Ama hiçbir zaman onların istediği olmayacak. Birilerine yük olmayacağım. Çocukluğumdan bu yana beni hareketlendiren azmimle yoluma devam edecek, önüme çıkan engellerin de birer birer üzerine basarak hayatımın zirvesine ulaşacağım.
Değer verdiğim bir arkadaşım bana hep şunu söylerdi: “Senin yönlendirilmeye ihtiyacın yok kardeşim. Sen, içindeki azminle önüne çıkan her zorluğu göğüsleyecek güçtesin. Engellerin seni durdurmasına hiçbir zaman izin verme.” diyerek benim en büyük destekçim oldu.
Benim beklentim her zaman ailemden de aynı desteğe nail olmaktı. Fakat destek olmak yerine köstek olma yolunda yürümeyi tercih ettiler. Sorsan, en büyük desteği onlar vermişlerdir. “Okuttuk, para pul gönderdik. Sana yaptığımızı kardeşlerine yapmadık.” Her zaman bunlarla çıktılar karşıma. Hayata geçirmek istediğim bütün projelerimde yanımda bulunmaktan kaçındılar.
Onların yanımda olmasını beklerken beni her zaman ummadığım insanlar desteklediler. Tercih etmiş oldukları bu yolun doğru bir yol olmadığına onları bir türlü inandırmak mümkün olmadı. Fakat beni yürümekte olduğum engel tanımazlık yolundan hiçbir şekilde alıkoyamadılar. Buna güç yetiremeyeceklerini, önümde duran engellere de göstermiş oldum.
Herkes istediği kadar huzursuz olsun, hayatımda beni mutlu edecek değişiklikleri yapmaya devam edeceğim. İnsanların şunu hiçbir zaman unutmaması gerekmektedir: Bir kimsenin hayatında atılması gereken temeli o şahsın kendisinin atmasına izin verilmediği takdirde, atılan o temel sağlam olmayacaktır. Sağlam olmayan bir temelin üzerine de sağlam bir bina inşa edilemeyecektir.
Sağlam temeller üzerine sağlam binaların inşa edilmesini istiyorsanız karşınızdaki insanın hayatına müdahale etmek yerine, o insanın hayatında yapmak istediği değişikliklerden rahatsızlık duymamalı, bu değişikliklerin sizleri huzursuzlukların içine sürüklemesine izin vermemelisiniz. Eğer bu huzursuzluğa izin verirseniz hiçbir zaman karşı tarafla anlaşmanıza imkân bulunmayacaktır.
Ben her zaman aileme bunu anlatmak istedim. Beni anlamak istemedikleri için de anlaşamadık. Benim mahkememin hâkimi olan babam, aldı imzaladı idam fermanımı, kırdı kalemimi. Onların istediği şekilde davranmadığım için bizim köyde bir söz vardır: “Kötü köyün köpeği olmak.” Yani ben kötü köyün köpeği oldum her zaman.
Evet, değerli okurlarım, engelli tayfası genellikle bu konudan şikâyetçi. Hayatlarında yapmakta oldukları değişikliklerin ailelerini rahatsız etmesinden ve bu büyük değişikliklerin onları huzursuz etmesinden yakınıyorlar.
Ben her zaman şuna dikkat çekmek istiyorum değerli okurlarım: Ailelerin engelli evlatlarına destek vermesi ve onların hayatlarında yapmak istedikleri değişikliklerden huzursuzluk duymak yerine, kendi hayatlarını istedikleri biçimde düzenlemeleri için ellerinden gelen yardımı yapmaları gerekir. Bunun onlar için en doğru davranış olduğunun kanaatinde olmaları gerekir.
Sözü geçen konuda bahsetmekte olduğum şekilde davranılmaz, “Kendi istediğimiz olacak.” düşüncesiyle hareket edilmeye devam edilirse ailelerin büyük kayıplara uğrayacağı unutulmamalıdır. “Benim istediğim gibi davranmazsa kendi kaybeder.” düşüncesiyle yollarına devam ederlerse büyük yanılgılara uğrayacakları da aşikârdır.
Gelin birlik olalım, birbirimizden desteğimizi esirgemeyelim. Sizler aileler olarak biz engellilerin kendi düzenimizi kurmamızdan, hayatımızda yapmak istediğimiz değişikliklerden rahatsız olup boş huzursuzluklara sürüklenmeyin. Bizler de sizlere her şekilde büyük başarılara imza atacağımızı gösterelim. Engellileri bu hayatta hiçbir şekilde hiçbir engelin yenemeyeceğine inandıralım. Engellilerle omuz omuza olmaktan vazgeçmeyin. Bizlerin önüne açılan çukurların kapanmasına yardım edin.
Sözünü etmekte olduğum çukurların kapanmasına yardım etmek yerine onları derinleştirme yolunu seçmeniz hâlinde bizleri en büyük zarara sizler uğratırsınız. Bizlere zarar veren her ne varsa, faydamıza olması için büyük çabalar göstermekten vazgeçmeyin.
Bu yazıma son verirken ailelere hatırlatmak istediğim son şey şudur: Engellilerin aciz olduğu düşüncesinden önce kendinizi, sonra da diğer vatandaşları kurtarmanın çabasında olun. Biz engellilerin aciz olduğumuza ailelerimiz kanaat getirirse başka insanlar hakkımızda neler düşünmez?
Hiçbir zaman unutmayın, engelliler aciz değildir. Bir kişiye yahut bir yere mahkûm değildir, edilmemelidir. Yardımcı olma düşüncesi farklı, bir insanın aciz olduğuna kanaat getirmek çok daha farklı bir durumdur. Bu iki durum arasındaki farkın öneminin kavranması insanlar için büyük önem arz etmektedir.
Boş huzursuzluklara sürüklenmek yerine yapılmak istenen değişikliklere izin verilmelidir. Biz engellileri bir paket misali bir yere sabitleyerek, “İşimiz var, biz seni işimiz bittiği zaman buradan gelip alacağız.” diyerek pasifleştirmelerine izin vermeyeceğiz.
Engellilerin toplum içerisinde küçük düşürülmesine mani olunmalıdır. Onların kendi hayatları hakkında karar verebilen, sorumluluk alabilen ve başarıya ulaşabilen bireyler oldukları kabul edilmelidir. Ailelerin görevi, engelli evlatlarının yerine hayatı yaşamak değil, onların kendi hayatlarını kurarken yanlarında olmaktır. Çünkü gerçek destek, insanın elinden hayatını almak değil, kendi hayatını kurabilmesi için ona güç vermektir.