PİYASALARA GÜVEN FAN FİN FON OLUYOR...
Şu son fon bombasının ardından piyasalarda parası olanlar, zengin olanlar, güç sahibi olanlar ister istemez el frenini çekmek zorunda kalmışlar.
Hani bizi sevmeyen bazı okurlarımız "zenginlerle oturup kalkıyorsun" diyorlar ya...
Evet, zenginlerle de oturup kalkıyorum, fakirlerle de oturup kalkıyorum.
Hasta yataklarında şifa için bekleyenlerle de oturup kalkıyorum, cezaevi ziyaretleri yapıp hükümlülerle de konuşuyorum.
Kısaca şehrin ve insanların nabzını tutmaya çalışıyorum.
Ama işsiz gariban ya da hükümlü ile çektiğim, çektirdiğimiz fotoğrafları paylaşacak değilim, değil mi?
Onun için sadece sizin gördüğünüz zenginlerle ya da şehrin önemli insanlarıyla olan sohbetlerin, hatıraların fotoğraf karelerini paylaşıyorum.
Zor durumda olanın halini hepimiz yakından biliyoruz, yaşıyoruz, değil mi?
O zaman bugün zenginlerin, varlık sahibi olanların, güç, makam sahibi olanların durumlarına kısaca değinmek istiyorum.
Gerçekten de bu şehirde yerel anlamda çok zengin olanlar, varlıklı olanlar, güç, kuvvet hatta kudret sahibi olanlar sıkıntılı, düşünceli, endişeli ve karamsarlar.
Peki niye?
Çünkü piyasaların eski tadı yok.
Sonra siz de benim gibi diyeceksiniz ki:
"Vakti zamanında çok kazandılar.
Pandemi döneminde uçtular.
AK Parti iktidarlarında paranın, gücün, makamın, kudretin ne olduğunu gördüler.
Hem de parmaklarını şıklatarak.
Ne olacak, bugün de biraz az kazansınlar." diyebilirsiniz.
Ama kazın ayağı öyle değil işte.
Ülkede bugün ekonomik darlık var mı?
Var.
Bir de üstüne üstelik Sayın Cumhurbaşkanımız ile var olanların Sayın Cumhurbaşkanımıza verdikleri zararlar ile durduk yerde patlak veren güven bunalımları...
Şimdi bizde para kendimize yetecek kadar olduğu için azaldığı zaman az ETKİLENİYORUZ.
Ama çok olanların durumu hiç de öyle değil.
Onlar bu durumdan çok çok etkileniyorlar.
Ve 25 yılda gelinen o muhteşem ihtişamın duraklamasından kaygılılar.
....
Zaten piyasalarda son bir yıldır yaşanan daralma, sıcak paraya ulaşım zorunluluğu şu FON yüzünden iyice çıkmaza girmeye başlamış.
...
Bir de FON meselesi ile iktidarı yıpratmak isteyen ya da yıpranacağını zanneden muhalefetin dediklerine bakıyorum.
Vallahi onlar halkın içerisine giremedikleri için, kaldırıma, sokağa sadece göstermelik indikleri için kendilerini de kandırıyorlar, kendilerine bel bağlayanları da kandırıyorlar.
....
Türkiye o kadar zengin bir ülke ki hiç kimse bunu tahmin değil, hayal dahi edemez.
Bence Türkiye'nin zenginliğini, gücünü en iyi bilen Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan.
Onun için de ilk olay patladığı zaman ne dediyse bu işler tıkır tıkır o yönde işliyor.
Fon, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde bir çentik dahi açamaz.
Bu filan para mı bizim için?
....
Yalnız yerel anlamda net olarak söylüyorum, ekonomik daralma, sıcak paraya ulaşmakta sıkıntı, şimdi insanların birbirine olan güvenini büyük şekilde etkiliyor muş.
Bunu da bize zenginler, çok zenginler söylüyor.
***
BAŞKAN SELÇUK ÖZTÜRK
VE EKİBİNİ
KUTLUYORUM
Konya Ticaret Odası 40.000'i aşan üyesi ile bir seçimi daha geride bıraktı.
Yazılanların, çizilenlerin ve konuşulanların aksine Başkan Selçuk Öztürk ve ekibi adeta rakipsiz, muhalefetsiz, tek başına "yola devam" dedi.

Tek başına derken bunun en güzel rakamsal açıklamasını başkanın ekibinden Lütfi Can Başaran şu rakamlarla özetlemiş:
"68/70 komite
%97,1
143/148 meclis
%96,6"
Lütfi Başkan çok zeki olduğu için bizim anlayacağımız dilden söylememiş. Ben durumu şöyle özetleyeyim:
70 komitenin 68'ini Selçuk Öztürk kazanmış.
148 meclis üyesinin 143'ünü Selçuk Öztürk kazanmış.
Yani bu ezici bir galibiyet filan değil, tek başına Selçuk Başkan almış götürmüş.
Konya için hayırlı uğurlu olsun.
Bu seçim sonuçlarında bir şey daha dikkat çekiciydi.
Kadın üye sayısında dikkat çekici bir artış var.
TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı ve üyeleri, kendi meslek komitelerinden asil üye olarak seçilmeyi başarmışlar.

Yapılan seçimler neticesinde:
Meryem Betül Özkardeş, 32. Bilgi Teknolojileri Meslek Komitesi Asil Üyeliğine ve Konya Ticaret Odası Meclis Üyeliğine,
Melek Er, 68. Eğitim Meslek Komitesi Asil Üyeliğine,
Mürüvvet Uğur, 38. Unlu Mamuller Meslek Komitesi Asil Üyeliğine,
Sinem Kaya Mat, 5. Gıda Makineleri Meslek Komitesi Asil Üyeliğine seçilmişler.
Daha önce organ seçimlerinde komitelerde 1 kadın üye temsili bulunurken, bu seçim sonuçlarıyla birlikte kadın temsilinin yer aldığı komite sayısı 5'e yükselmiş.
Biz tüm seçilenlere hayırlı uğurlu olsun derken, kaybedenlere de medeni cesaretleri nedeniyle şehrimiz adına teşekkür ediyoruz.
***
ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİNDEN
RESMEN UTANDIM
Cuma günü Selçuk Üniversitesi'nde üniversite hocalarımız ve öğrencilerle yaklaşık 3,5 saat birlikte oldum.
Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan, eskimeyen, gerçek samimi dostlarımdan Ahmet Bozdam Hoca, Medya Okuryazarlığı dersi ve Kariyer Planlama derslerinin konuğu olarak beni çağırmıştı.

Doç. Dr. Ferhat Üstün hocam, Dekan Yardımcımız Prof. Dr. Ekrem Boyalı, Rekreasyon Bölümü Başkanı Prof. Dr. Serkan Revan, öğretim üyemiz Doç. Dr. Ferhat Üstün hocam ve yaklaşık 60-70 öğrenci ile birlikte olduk.

Bu sohbetten Allah için büyük keyif aldım.
Salondan çıkarken de öğrencilerin yaklaşımları, ilgileri, samimiyetleri ile onların da keyif aldıklarını anladım.
Genel anlamda öğrencilere hep sitem ettim, onları tahrik etmek istedim. Okumalarını, çok çalışmalarını, bir değil birkaç yabancı dil öğrenmek için çaba harcamalarını filan söylerken:
"Böyle üniversite gençliği olmaz. Okulunuza geliyorsunuz, sadece sınıf geçiyorsunuz. Annenizin, babanızın gönderdiği paralarla kafelerde eğleniyorsunuz. Hayat çok acımasız, böyle bir hayat yok. Sanal âlemde yaşıyorsunuz..." gibi cümleler sarf ederken önce birkaç, sonra 5-10 el havaya kalktı ve sesler yükselmeye başladı:
"Hocam öyle değil.
Biz okula geliyoruz, ders yapıyoruz.
Sonra gidip çalışıyoruz.
Sonra da antrenman yapıyoruz."
Önce anlamamıştım, sonra anlıyordum ki bu gençler dersleri bittikten sonra para kazanmak için farklı sektörlerde çalışıyorlarmış.
Konuyu anlayınca tek tek sormaya başladım.
Ve onların para kazanmak için üniversite yıllarında verdiği emeği, çabayı görünce utandım.
Evet, cuma günü bir şey daha öğrendim. Bizim kafelerde gördüğümüz gençlik, varlıklı ailelerin evlatları, üniversitelerde okuyan gençlermiş.
Aralarında pek çok Konyalı üniversite öğrencisinin olduğu gibi, Anadolu gençliği para kazanmak için buradan yazabileceğim en güzel iş olarak garsonluk yapıyormuş.
Sonra kendilerinden defalarca özür diledim, defalarca kendilerine teşekkür ettim ve "Çalışın, çalışın, çalışın. Bol bol okuyun, okuyun, okuyun." dedim.
"Hangi siyasi görüşten olursanız olun,
hangi takımı tutarsanız tutun,
hangi cemaatin mensubu olursanız olun, inanmadıklarınızı, karşı olduklarınızı da okuyun. Dünyanızı, ufkunuzu geliştirin." dedim.
....
Bana bir acı gerçeği daha öğrettiğiniz için spor bölümlerinin bu değerli hocalarına, gözlerinden ışıl ışıl ışık saçan gençlerimize bir kez daha çok teşekkür ediyorum.
***
TRAFİKTE TERBİYESİZCE
"KAYNAK" İŞTE BÖYLE YAPILIR
Malum, bizim Konyalı'nın hafta sonu eşiyle, çocuklarıyla sosyalleşmesi arabalara binip AVM'lere, alışveriş yerlerine, pazarlara gitmek.
Hafta sonu hava ne kadar soğuk ve puslu olursa olsun, ne kadar yağışlı ve sert olursa olsun, gene trafiğin maşallahı vardı.
Ve bu trafikte en iğrendiğim, nefret ettiğim KAYNAK olayı yüzünden de bir kırmızı ışığın herhalde üç defa yanıp sönmesi ile geçebildik.

Burası Şefikcan Caddesi.
Dedeman'dan gelip son olarak Fatih Caddesi'ne çıkılacak olan bölüm.

Üç şerit halinde kendilerine yeşil ışığın yanmasını bekleyen onlarca araç sürücüsünün yanına en sağdan yanaşıp kaynak yapmak için bekleyen, sözüm ona kendilerini uyanık sayanlar yüzünden yolun sağından gitmek için şeride giren araç sürücüleri maalesef kaldırımların üzerinden gitmek zorunda kalıyorlardı.

Allah aşkına, sizde hiç mi vicdan yok?
Hiç mi utanma, arlanma yok?
Üç şeritli yolda kendi şeridine girmiş, sırasını bekleyen onca araç sürücüsü varken en sağdan gelip öne geçmek ve en fazla 4.-5. aracın önüne geçmiş olmak size ne kazandırıyor?
İnsan hiç mi utanmaz?
Fahri trafik müfettişleri ya da görevli polislerimiz bence bu kaynak meselesine sözüm ona uyanıkların canını yakacak şekilde kalıcı, etkin bir çözüm bulmalılar diye düşünüyorum.
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Kusursuz dost arayan dostsuz kalır; ancak kurallara saygı duymayan toplumlar da huzuru bulamaz.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Trafikte bencillikten kurtulup biraz Allah'tan, biraz da cezadan korktuğumuz zaman daha iyi ADAM oluruz.