Konya
Açık
31°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26

SEN GÜLÜNCE GÜLLER AÇAR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Neydi bu hayal kırıklığı? Bir kişinin umutlarının, isteklerinin veya beklentilerinin gerçekleşmemesi sonucunda yaşadığı üzüntü, hüsran ve duygusal çöküntü durumuydu. Beklenen durum ile karşılaşılan gerçek arasındaki fark büyüdükçe, hissedilen bu acı ve hayal kırıklığı da o derece artar diye ekleyebiliriz. Peki umut neydi? Bir şeyin gerçekleşmesini istemek ve bunun olacağına inanma duygusuydu. Diğer adıyla ümit, yarın için iyi şeyler beklemek ve inanmaktı. Aynı zamanda insanı hayatta tutan bir güç ve bu duyguyu veren kimse veya birşey anlamına gelir.

Evet, Konyaspor taraftarı bu his ve duygulara çok alıştı. Maçı izlerken yayıncı kuruluşun spikeri de maçın son dakikalarında hayal kırıklığı cümlesini lehimize birkaç defa kullandı. Sezona iyi başlayıp kötü bitirebiliyoruz. Sezona kötü başlayıp iyi diyebileceğimiz konumda bitirebiliyoruz. Sezona kötü başlayıp kötü de bitirebiliyoruz. Ama malesef sezona iyi başlayıp iyi bitiremiyoruz. Takım camiaya sürekli bir git gel yaşatıyor. Bu uzun vadede de oluyor kısa vadede de oluyor. Yani bir müsabaka süresinde hatrı sayılır maç vardır ki iyi oynayıp iyi bitirmiş olalım. Fenerbahçe maçı da böyle oldu. İlk yarıda başka bir takım ikinci yarıda bambaşka bir takım izlediğimizi düşünüyorum. Elbette maçın favorisi Fenerbahçe'ydi. Her iki takımda geçtiğimiz hafta kaybetmiş, lige mağlubiyetle adım atmıştı. Haliyle taraftarının önüne bu sezon ilk kez çıkacak olan Fenerbahçe kendi saha avantajını da kullanıp taraftarının önünde reaksiyon gösterecekti. Nitekim de öyle oldu. Ama bunun ana temeli Fenerbahçe'nin iyi oyun sergilemesinden değil, özellikle ilk yarı bizim takımın sahada silik olmasından kaynaklandı. Bunu tam tersini de ikinci yarı yaşadık ki Fenerbahçe'nin kötü oyun oynamasından değil bizim iyi bir oyunu ortaya koymamızdan kaynaklandı.

Tabi tüm bunların yanı sıra hakem Atilla Karaoğlan'ın da yarattığı kırılma anları vardı. Pek tabi maç sonucunu tamamen hakeme bağlamak aymazlık olur. Ki ben bu mağlubiyeti doğrudan İlhan Palut hocaya yazıyorum. Akabinde file bekçimiz Deniz Ertaş'a da katkılarından dolayı teşekkür ediyorum (!) Sayın Palut'a Blaž Kramer ve Arthur Masuaku'yu 11'de başlatıp Jackson Muleka'yı kanada çekmeli, Enis Destan ve Rajmund Tóth'u çok verimli kullanmalı; özellikle Uğurcan takıntısından da kurtulmalı gibi akıl vermek istemiyorum. Akıl vermek istemezken bile istemeden de olsa vermiş bulundum (!) Tabi ki ironiydi ama hocanın elinde oyunu kuran bir oyuncunun olmadığını da sağır sultan bile biliyor. Takımın lige hazır olmadığı da gözler önünde ki artık hocanın buna acilen el atması gerekiyor. Daha doğrusu hocanın önce kendine el atması lazım ki hastalık yayılmadan tedavi edilebilsin. Hoca geçen sene geldiğinde camiada güller açmıştı. Eminim bu iki haftanın verimsizliğini yine kendisi telafi edip gülleri açtıracaktır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız