OSMANLIYI ÖĞRENMEYE ÇALIŞIRKEN MR. ŞİMŞEK’E HAKSIZLIK ETTİĞİMİ ANLAMAYA BAŞLADIM
İnanılmaz derecede dahası manyakça eşimin de sık sık “Bu kitaplar, dergiler ne olacak?
Sen ölünce çocuklar bunların hepsini ya çöpe atacaklar ya da yakacaklar” diye kızdığı kitap, dergi, gazete arşivim. Merakım vardır hep.
Beni bu yaşta hâlâ gazlayan, beni tahrik eden, “Bunu okudun mu?” diye her gün soran dostlarım da vardır.
İşte bu değerli büyüklerimden hukukçu bir abimin önerdiği muhteşem kitap


Mesela sizlerle kısaca şunu paylaşabilir miyim?
Osmanlı Devleti'nde vergiler temel olarak dini kurallara dayanan ŞER'İ VERGİLER ve geleneklere ya da devletin acil ihtiyaçlarına dayanan ÖRFİ VERGİLER olmak üzere iki ana gruba ayrılırdı.
Tarım, ticaret, hayvancılık ve mülkiyet gibi farklı alanlardan çeşitli kalemlerde tahsil edilirdi.
ŞER'İ VERGİLER (DİNİ ESASLARA DAYANANLAR)
ÖŞÜR: Müslüman halktan tarım ürünlerinden alınan onda bir oranındaki vergiydi.
HARAÇ: Gayrimüslim halkın topraklarından ürün miktarına göre alınan mülkiyet ve mahsul vergisiydi.
CİZYE: Gayrimüslim erkeklerden askerlik yapmamaları karşılığında güvenlik amacıyla alınan baş vergisiydi.
ZEKÂT VE AĞNAM: Zengin Müslümanlardan mal varlıkları üzerinden alınan zekât ile küçükbaş hayvanlardan (koyun/keçi) alınan ağnam vergisiydi.
ÖRFİ VERGİLER (Padişahın Kanunlarına ve İhtiyaçlara Dayananlar)
AVARIZ: Savaş ve olağanüstü durumlarda halktan para veya erzak olarak toplanan, sonradan sürekli hâle gelen vergiydi.
İHTİSAB: Çarşı ve pazarlardaki esnafın denetlenmesi, ölçü ve tartıların kontrolü karşılığında alınan esnaf vergisiydi.
BÂC (BAC): Pazar ve panayırlarda satılan mallardan esnaftan ve tüccardan alınan pazar/gümrük vergisiydi.
RESM-İ ÇİFT: Çiftçi ailelerin ellerindeki toprak büyüklüğüne göre ödedikleri temel toprak vergisiydi.
BÂD-I HEVÂ: Çeşitli cezalar, nişan, evlenme (resm-i arus/gerdek resmi) gibi ansızın ve düzensiz gelen gelirlerden alınan küçük vergi türleriydi.
……………..
Vallahi okumak çok güzel bir şey.
Öğrenmenin ise sonu yok.
Muhteşem bir mutluluk.
Ama düşünmeye başlarsanız.
Hele hele kendi kendinize sorup sorgulamaya girecek olursanız yandınız demektir.
Bizim vergiyle filan alakamız olmadığı için bu işler hiç ilgi alanım değildi.
Ama kışkırtmayla okuyunca bu sütunlarda Sayın Mr. Şimşek’e haksızlık yaptığımı düşünmeye başladım(!)
Bence biz millet olarak daha çok vergi ödemeliyiz(!)
Mr. Şimşek daha yeni alanlar bulmalı bu konuda.
Mesela yakın zamanda bu şehrin en çok kazanan hukukçuları sıkı bir denetimden geçmişti.
Devletle nasıl anlaştıkları da malumunuz, her zamanki gibi.
Allah bu devlete zeval vermesin.
Para var ki bu vergiler ödeniyor, değil mi?
***
OKUYAN İNSAN
ENİNDE SONUNDA
KAZANIR, SAYIN
SELÇUK BAYRAKTAR GİBİ
Şimdi bu bölümü okuyup sakın bana siyaset yorumlarınız ile taş atmayın.
Önce iyi okuyun.
Sonra bugünkü yazımıza giriş yaparken okumak ile ilgili, bilgi kültür ile ilgili dikkat çektiğimiz konu ile örtüştürün.
……………….
BAYKAR YÖNETİM KURULU BAŞKANI SELÇUK BAYRAKTAR, YKS ŞAMPİYONU GENÇLERE SEFİLLER ROMANININ KAHRAMANI JEAN VALJEAN'I ÖRNEK GÖSTERDİ
Türkiye'nin savunma devi Baykar'ın Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, 2026 YKS İstanbul Şampiyonları Buluşması'nda gençlere önemli mesajlar verdi.
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar’ın konuşması şöyleydi:
"Günün birinde, on yıllar belki de çağlar sonra, ufak bir iç çekişle anlatacağım bu hikâyeyi: derin bir ormanda iki yol ayrıldı önümde,
Ve ben… Ayak izlerinin en seyrek olduğu, o ıssız patikayı tuttum.
İşte bu serüvende, bütün farkı yaratan da bu oldu.
Yıllar önce lise yıllarımda okuduğum bu dizeler...
Genç kardeşlerime ne söylerim diye düşündüğümde, yıllar sonra yeniden zihnimde canlandı.
25 YIL ÖNCEKİ SELÇUK'A BAKIP
25 sene önceki Selçuk’a bakıp, "Bu hayattan ne öğrendin, genç Selçuk’a ne anlatırdın?" diye düşündüğümde, hafızamda beliren 11 dersi, yaşanmışlıklarımdan süzüp, bir abiniz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum.

1. Not: Hayat, çoktan seçmeli bir sınavda, doğru şıkkı işaretlemekten ibaret değil.
YKS’de önemli bir bireysel başarı gösterdiniz, bu çok kıymetli.
Ancak hayatta büyük ve kalıcı işlerin hepsi takım oyunu sayesinde gerçekleşiyor.
Dostluklarınız, karakteriniz, vefanız, sadakatiniz, takım olmak…
Bunlar eğitim sisteminin öğretmediği, ölçemediği veyahut notlandırmadığı çok daha önemli olgular.
Göreceksiniz ki, en önemli hedeflerinize bu değerlerle kenetlendiğiniz yol arkadaşlarınızla ulaşacaksınız.
2. Not: Hz. Hüseyin’in yüzyıllar önce ifade ettiği, inancımızın da bize aktardığı gibi: "Hayat inanmak ve mücadele etmektir."
İnanmadan mücadele etmenin bir değeri olmadığı gibi, inancın kendisi de mücadele etmediğiniz sürece ya pekişmeyecek ya da zamanla var olmaktan uzaklaşacaktır.
İnancınızı eylemlerinizle, mücadelenizle diri tutun.
JEAN VALJEAN'IN HAYKIRIŞI
3. Not: İnsanın kefedeki ağırlığını, ahlaki seçimleri belirler…
Adım adım, santim santim önemli bir sınava sabırla hazırlanıp başarılı oldunuz.
Gerçekten çok büyük bir emek verdiniz.
Ancak hayat imtihanındaki yerinizi sadece akademik sorulara vereceğiniz cevaplar değil, ahlaki seçimleriniz belirleyecek.
Bu seçimler türlü türlü zorluklar ve aşmanız gereken korkularla karşınıza çıkacak.
Tıpkı Victor Hugo’nun Sefiller romanında Jean Valjean’ın mahkemede vicdanının sesini dinleyip, her şeyini kaybetme pahasına doğruyu haykırması gibi…
İyi bir insan olmanın, "eşref-i mahlûkat" yaratılmışların en şereflisi olabilmenin hamuru tam da bu imtihanlarla yoğrulacak.
İşte tüm bu imtihanları başarıyla verdiğinizde, ortaya bir insan abidesi çıkacak.
SİNEKLER ISIRMAYA, KUMLAR BATMAYA BAŞLAYACAK
4. Not: Hayatta rahat yok, rahatın peşinde koşmayın.
"Bu sınav bitti, artık rahat edeceğim" diyorsanız yanılıyorsunuz.
Hayatta sürekli bir rahat hâli yok! Kesinlikle yok.
Geçici süreler olabilir ama bunun da çok uzun sürmesi mümkün değil.
Düşünün ki en geniş kumsallarda sonsuz bir tatil geçirmeyi hedeflediniz.
Bir süre sonra orası sizin standardınız hâline gelecek.
Sinekler ısırmaya, kumlar batmaya başlayacak.
Dalgalar rahatsız edecek, güneş teninizi yakacak, cildiniz pul pul dökülecek...
Velhasıl yine rahatınız kaçacak.
Dolayısıyla hayatta rahatı aramayın, çünkü kalıcı rahat diye bir şey yok.
………….
Bu konuşmayı özetlemeye çalışacağım
ÖNEMLİ OLAN RAHATSIZLIĞINIZI NEYE DÖNÜŞTÜRDÜĞÜNÜZ
TEKNOLOJİYİ YÖNETEN AKLIN SAHİBİ OLUN
5. Not: Makinelerin ve makine insanların kölesi olmayın!
6. Not: Bugünün değil, yarının yarışlarına hazırlanın.
7. Not: Hayattaki önceliklerinizi doğru belirleyin…
8. Not: Köklerinizi, nereden geldiğinizi, hangi toprağın duasıyla boy verdiğinizi asla unutmayın.
9. Not: "Ne" yaptığınızdan ziyade "nasıl" yaptığınız daha önemli. Ondan da daha önemlisi "neden" yaptığınız.
10. Not: Müstesna sonuçlara ulaşmak için, istisna koşullarda çalışmak zorundasınız.
11. Not: Rotası ve menzili olmayan gemiye hiçbir rüzgârın faydası olmaz…
Hayatta bir ülkünüz, bir KIZIL ELMA’nız olmalı… “
……………
İşte vakti zamanında okumak ve bugün maddi olarak Türkiye devi olmak böyle bir şey.
Yani hayatta hiçbir büyük başarının tesadüf olmadığını Sayın Bayraktar çok net, açık ve yüksek sesle göstermiş.
***
ALLAH MUHAFAZA
MEVLANA RAKISI MI?
Bugün galiba biraz fazla edebi konulara daldık.
İsterseniz iyice yerleşmeden kendi küçük dünyamıza dönelim.
Bir değerli büyüğüm ama yine çok okuyan sanayici bir abim şu fotoğrafları bize gönderdikten sonra uyarmayı da ihmal etmiyordu.


“Hayırlı akşamlar ağabey
Yakında bir de Mevlana rakısı çıkarsa hiç şaşırma
Hiç de kızma”

…………..
Yine yorum yapmak istemiyorum,
Ben kendi kendime kızayım,
Öfkeleneyim…
Diğer tarafı büyüklerimizin bileceği iş,
Bu konular bizim boyumuzu aşar.
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
“Bir kitap okumak, bir kitap yazmak kadar zordur”
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Moto kuryeler hızlı yol alabilmek için kaldırımları kullanmadıkları zaman daha iyi ADAM oluruz