Konya
Açık
31°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26

GÖRÜNMEZ DÜŞMAN AKDENİZ’İ İSTİLA EDİYOR!

YAYINLAMA:

Plastiğin hafif, ucuz ve dayanıklı olması onu yüzyılın icadı yaptı. Ancak doğanın bu maddeyi yok edemediğini hesaba katmadık. Doğaya fırlattığımız bir pet şişe ya da poşet, güneşin altında ve dalgaların arasında yok olmuyor; sadece ufalanıyor. İşte boyu 5 milimetrenin altına düşen bu küçük sinsi parçalara bilim dünyası mikroplastik diyor.

Pet şişelerden sentetik kıyafetlerimize, kullandığımız kremlerden araç lastiklerine kadar her şey zamanla aşınarak bu görünmez mikro taneciklere dönüşüyor. Bugün güzel Akdeniz’imiz, özellikle Adana ve Mersin'deki denetimsiz plastik geri dönüşüm tesislerinin atıkları, Avrupa’dan ithal edilen çöpler ve akıntılar yüzünden bir mikroplastik deposu haline geldi. Son bilimsel raporlar tehlikenin boyutunu "acil durum" seviyesi olarak ilan ederken, bu gidişata dur demek hem devletin hem de her bir vatandaşın en büyük görevidir.

Peki, bu maddeler hayatımıza nasıl girdi? 

Cevap basit: Evimizin tam içinden, her gün yaptığımız sıradan alışverişlerden sızdı.

Polyester veya naylon karışımlı giysilerimizi her yıkadığımızda, milyonlarca görünmez plastik lif atık sularla nehirlere ve denizlere karışıyor. Yüz peelingleri, diş macunları ve temizlik ürünlerinin içine o "pürüzsüzleştirici" etkiyi versin diye kasıtlı olarak konulan mikro boncuklar doğrudan lavabodan akıp gidiyor. Arabalarımızın lastikleri yola her sürtündüğünde aşınarak havaya ve toprağa tonlarca plastik toz saçıyor.

 Sonuç mu?

Havada soluyoruz, musluktan içiyoruz, balık yiyoruz derken tabağımızda plastik tüketiyoruz. Yapılan son tıbbi çalışmalar, mikroplastiklerin insan kanında, akciğerlerinde ve hatta anne plasentasında bile bulunduğunu açıkça kanıtlıyor.

Gelelim canımızı en çok yakan yere…

Sahillerine hayran olduğumuz, turizmimizin göz bebeği Akdeniz'e... 

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) Akdeniz Plastik Raporu verilerine göre Akdeniz, dünyada plastik kirliliğinin en yoğun olduğu "sıcak noktalardan" biri haline geldi. Akdeniz yarı kapalı bir deniz olduğu için içine giren atıklar akıntılarla dönüp dolaşıyor ve dışarı çıkamıyor.

Özellikle son dönemde yayınlanan Akdeniz Kıyılarındaki Plastik Kirliliğine İlişkin Bilimsel Araştırma Raporu, tehlikeli gerçekleri yüzümüze çarpıyor. Antalya, Alanya, Konyaaltı plajları ve Mersin kıyıları adeta plastik kusuyor. Bilim insanlarının yaptığı ölçümlere göre, Alanya Konaklı kıyılarında kilometrekare başına 7,9 milyondan fazla mikroplastik partikülü tespit edildi. Bu, Akdeniz’in normal kirlilik ortalamasının tam 60-65 katı demek.

Adana ve Mersin bölgelerinde faaliyet gösteren bazı plastik geri dönüşüm tesislerinin, plastikleri işlerken ortaya çıkan kırpıntı ve mikro atıkları yasa dışı yollarla nehirlere ve denizlere deşarj ettiği belirlendi.

Avrupa’dan tonlarca plastik atık geri dönüştürülmek üzere ülkemize ithal ediliyor. Ancak tesislerdeki yetersiz filtreleme, açıkta depolama ve yoğun yağmurlarla bu ithal çöpler Seyhan ve Ceyhan nehirleri üzerinden doğrudan Akdeniz'e taşınıyor.

Nehirlerin taşıdığı bu atıklar deniz akıntılarıyla birleşerek Antalya falezlerinin altına, dünyaca ünlü Konyaaltı ve Alanya plajlarına sürüklenip birikiyor. Su altı dalışları gösteriyor ki dipteki kirlilik yüzeyde gördüğümüzün en az 3 katı.

Bu gidişat karşısında devlet ve bilim dünyası alarm durumuna geçmiş durumda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Akdeniz’deki ölçüm istasyonlarının sayısını artırarak Asi Nehri'nden Antalya'ya kadar tüm şeridi sıkı takibe aldı. Bölgeye sevk edilen mobil laboratuvarlarla yapılan denetimlerde, çevre mevzuatına uymayan 52 tesise toplam 118 milyon TL'nin üzerinde idari ceza kesildi ve 19 tesisin faaliyeti tamamen durduruldu. 

Ancak sadece cezalarla ve devlet denetimiyle bu savaşı kazanamayız. Deniz canlılarının midelerini tıkayan, sofra tuzumuza kadar giren bu zehre karşı vatandaş olarak bize düşen çok net görevler var:

Plastik Ayak İzinizi Azaltın: Alışverişlerde tek kullanımlık plastik poşet yerine bez çanta veya file kullanmayı alışkanlık haline getirin.

Pet Şişelere Veda Edin: Yanınızda taşınabilir cam veya paslanmaz çelik mataralar bulundurun. Dışarıdan sürekli plastik su şişesi almayı bırakın.

Kozmetik Etiketlerini Okuyun: İçeriğinde Polyethylene (PE), Polypropylene (PP) gibi plastik maddeler olan peeling ve temizlik ürünlerini satın almayın.

Kıyafet Seçimine Dikkat Edin: Sentetik (polyester, akrilik, naylon) kumaşlar yerine pamuk, keten, yün gibi doğal liflerden üretilmiş giysileri tercih edin.

Kaynat ve Süz Yöntemi: Bilimsel araştırmalar, içme suyunu 5 dakika kadar kaynatıp soğumaya bırakmanın, sudaki kireç tortusuyla birlikte mikroplastiklerin de büyük kısmını hapsettiğini gösteriyor; evinizde bu yöntemi uygulayabilirsiniz.

Kaynağında Ayrıştırın: Evdeki plastik atıklarınızı asla çöpe karıştırmayın; mutlaka temizleyerek mavi geri dönüşüm kutularına ulaştırın.

Unutmayalım ki Akdeniz bize atalarımızdan kalan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldığımız bir emanettir. Sahilde attığımız her bir plastik kapak, yarın tabağımızdaki balıkta zehir olarak karşımıza çıkıyor. Bu mavi vatanı korumak, hepimizin insanlık borcudur.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız