Konya
Açık
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,5915 %0.03
55,1259 %0.18
6.540,21 % 0,68

SARAY MUTFAĞINDAN MEVLEVİ SOFRASINA VE GÜNÜMÜZÜN KONYA MUTFAĞINA

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı, Dünya Belediyeler Birliği Başkanı Sayın Uğur İbrahim Altay, dün Çatalhöyük’te Konya’nın tanıtımından vizyonuna kadar yine tarihi açıklamalarda bulundu.

Başkan Altay, “BENİM ŞEHRİMDE YEMEK BİR MEDENİYETTİR” sloganıyla bu yıl 4’üncüsü düzenlenecek olan GastroFest’te çıtayı nasıl yükselttiklerini açıkladı.

GastroFest ile ilgili bütün detayları yerel ve ulusal basından takip edeceksiniz.

Ben sadece birkaç konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bizim yerel bazda halk arasında sıradan bir yeme içme festivali gibi görünen bu etkinlik, geçtiğimiz yıllardaki Türkiye hatta dünya çapındaki gündem maddeleriyle Konya’yı alanında ilgi odağı yapıyordu.

Yemeyi içmeyi çok seven bir şehrin vatandaşları olarak konuşmaya geldiği zaman hepimiz analarımızın, nenelerimizin, bugün de eşlerimizin yapmış olduğu leziz yemeklerle, tatlılarla, tuzlularla övünürüz değil mi?

Oysa bu etkinlik, dünyada artık GASTRONOMİ adı altında ülkelerin uluslararası alandaki festivallerine ve şenliklerine dönüşmüş durumda.

Konya Büyükşehir Belediyesi bu yıl 4’üncüsünü düzenleyeceği GastroFest’te festivalin temasını EKMEK olarak belirlemiş.

Peki neden ekmek?

Çünkü binlerce yıl önce ekmeğin öyküsü bu topraklarda, Çatalhöyük’te insanlık ile tanışıyordu.

Yeni EKMEK teması, dünya gastronomisi için çok isabetli bir vurgu olmuş.

Başkan Altay yine tarihi bir cümle kullandı.

Biz bugünkü zengin Konya mutfağının ne tarihini okuyup öğreniyoruz ne de onunla ilgileniyoruz.

Oysa bugün damak tadımıza göre değişim gösterse de Konya sofrası, bir saray kültürünün ardından bir dergâh sofrasının ruhunu taşıyor.

Bu muhteşem tarihi zincire bir de Çatalhöyük’ü eklediğiniz zaman bu üçleme dünyanın başka hangi şehrinde olabilir?

Yok... Yok... Yok...

Biz böyle zengin bir medeniyete ev sahipliği yaparken yapay zekâ ve ışık hızı teknolojisinde de karnımızı doyuruyoruz.

Başkan Uğur İbrahim Altay, bu yıl festivale gelmesi beklenen ziyaretçi sayısını ise 1 milyon olarak açıkladı.

Gözünüzde canlandırabiliyor musunuz?

Ecdat Parkı, çalışanlarının ve görevlilerinin dışında tam 1 milyon insana kapılarını açacak.

Bu, Konya için değil; Türkiye için de festivale yurt dışından gelecek gastronom, gastronomist ya da bilinen tanımıyla yerli ve yabancı gurmelere şehir tanıtımı açısından yeni bir pencere olacak.

***

ÇATALHÖYÜK’Ü GÖRMEYEN
KONYALI, BEN BU ŞEHİRDE
YAŞIYORUM DEMESİN…

Başkan Altay bu toplantıyı, toplantının da ana teması ekmek olduğu için çok güzel bir düşünceyle Çatalhöyük’te yapıyordu.

Çatalhöyük’ün son yıllardaki değişimini ve gelişimini sıfırdan itibaren adım adım takip ediyorum.

İnanın burası bir Avrupa ülkesinde ya da dünyanın başka bir ülkesinde olsa insanlar içeriye para vererek girebilmek için kuyruk oluştururdu.

Burası Başkan Altay ve ekibiyle gerçekten her şeyiyle ama her şeyiyle mükemmel gelişmiş dünya ülkelerinin seviyesinde bir sunuma açılmış durumda.

Bütün Konyalılar ve Konya’da yaşayanlar Çatalhöyük’ü görmeliler.

İnanın benim çocuklarım değil, torunlarım bile burayı gördüler ve kendi çocukluk dünyalarında bana orada gördükleri hayvanları anlatıyorlar.

Tarihimize, geçmişimize sahip çıkmadan, onları görüp bilmeden oturduğumuz yerden konuşmamalıyız.

Hele hele ahkâm hiç kesmemeliyiz.

Başkan Altay söyleyince aklıma geldi.

Ateşbaz-ı Veli Türbesi’ne gittiniz mi?

Şehrin göbeğinde yahu...

Eşinizin, çocuklarınızın elinden tutup bu söylenen, konuşulan Ateşbaz-ı Veli de kimmiş, neymiş, ne yapmış diye hiç araştırıp okuyor muyuz?

Bakmayın, yeri geliyor ben de sizler gibi kızıp öfkeleniyorum.

Ama bu şehir her yönüyle bir saray şehri, bir kültür şehri, bir maneviyat şehri...

Konya ile ilgili tarihten günümüze pek çok güzel şeyi yazabiliriz.

Gelin, şehir ile ilgili daha çok okuyup daha çok bilgi sahibi olalım, derim.

***

AYDINLIKEVLER'DE
30 YILLIK EV 8 MİLYON
SEYDİŞEHİR’DE BİR EV
9 MİLYON OLURSA

Tabii dün sadece Çumra’da, Çatalhöyük’te demir atmamıştık.

Güne sabah 7’de Evliya Çelebi Parkı’nda başlamış, Çumra dönüşü de şehri turluyorduk.

İnsanlarımızla, dostlarımızla, okuyucularımızla yaptığımız sohbetlerde herkes hayat pahalılığından şikâyetçiydi.

Hayat pahalılığından şikâyet eden herkes ama herkes yerden göğe kadar haklı.

Önce bunun altını çizelim.

Ama neden hayat bu kadar pahalı, sorusunu da sormamız lazım.

Sanayici bir dostum dün sabah şöyle diyordu:

“Abi, selamünaleyküm.

Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkı çok açılmış.

Demek ki fahiş fiyat nedeniyle kesilen cezaların bugüne kadar hiç faydası olmamış.

Çözümü bu değil demek ki.

Çözümü mutlaka olmalı.

Çünkü piyasada acayip, aklın alamayacağı fiyatlar var.”

…………..

Peki neden?

Fiyatlar neden bu kadar uçtu?

Ve neden uçmaya devam ediyor?

İşte bu sohbetlerimizi yaparken genç bir arkadaşım, oturmakta olduğu Aydınlıkevler’de 30 yıllık ve bahçesiyle birlikte 250 metrekare olan bir ev için 8 milyon TL istendiğini söylüyordu.

Bu sohbette bir dostum ise memleketi Seydişehir’de yeni dairelerin 8-9 milyon liradan satıldığını anlatıyordu.

Peki şimdi bu noktada durup kendi kendimize sormamız gerekmez mi?

Satıcı bu rakamları istiyor.

Tamam.

Ama demek ki daireler de bu fiyatlardan satılıyor.

O zaman durup bir adım daha geri attığımız zaman şunu söyleyebilir miyiz?

“Bu ağlayan millette böylesine deli paralar var ki evinden arabasına, çayından kahvesine, etliekmeğinden çorbasına kadar bu pahalılığa rağmen hâlâ müşteri var, hâlâ alıcılar var.”

***

TÜRK POLİSİNE
PUSU ATIYOR
DİYENLER, BU
HABERİ OKUDUNUZ MU?

Bizim ülkede ben beni bildim bileli hız sınırını aştıkları için radara girenler hemen suçu polise atarız.

“Radar levhası yoktu.”

“Uyarı yoktu.” gibi...

Sonra da devlete kızarız.

“Demek para bitti, şimdi cezalarla eksiklikleri tamamlıyorlar.”

…………..

Cezalar caydırıcı olsun diye para işi biraz yükseltilip artık cezalar cebi değil, canımızı yakmaya başlayınca bu tür söylentiler ve iddialar daha da artmış durumda.

………….

Bu şekilde düşünenlere hep Avrupa’da polisin yeri geldiği zamanki acımasızlığından, Amerika’da vatandaşların polisten Allah’tan korkar gibi (!) korktuklarını anlatırım.

Ama hiçbir şey yaşanmadan anlaşılamaz.

Bakın gelin, ulusal basına düşen, dahası Amerikan basınında yer alan şu haberi birlikte okuyalım:

“ÇALI KILIĞINA GİREN ABD'Lİ POLİS CEZA KESTİ

New Jersey'de cep telefonu kullanan sürücüleri yakalamak için çalı kılığına giren polis memuru, 6 saatte 74 kişiye ceza kesti.

ABD'nin New Jersey eyaletine bağlı Dunellen kentinde emniyet güçleri, direksiyon başında dikkat dağınıklığına karşı ezber bozan bir uygulamaya imza attı.”

……………..

Allah bu devlete zeval vermesin.

Polisin yokluğunu göstermesin.

Ocağına da düşürmesin. (!)

………………..

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

İnsanın yalnız ekmeğe değil, haysiyete de ihtiyacı vardır.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Evliya Çelebi Parkı’nda spor yapan sözüm ona bazı sporseverler (!), alenen, herkesin içinde tartan piste balgamlarını tükürmedikleri, burunlarını tartan piste silmedikleri zaman daha iyi ADAM oluruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız