Konya
Parçalı az bulutlu
30°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,2372 %0.03
53,8779 %-0.11
6.146,24 % -1,98

BU MİLLET LALOCHEZİA HASTASI OLMUŞ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bugün biraz sizlerden gelen, biraz da bizim ajandamızda olan notlarla köşe yazımızı toparlamak istiyorum.

Önce yıllardır bu şehirde önemli bir sivil toplum kuruluşunda ikinci adam olarak görev yapan ve hâlen bu görevi sürdüren bir dostun şu sosyal medya paylaşımı üzerine bir şeyler yazmam gerekir diye düşünüyorum.

Yıllar önce Millî Görüş'ün temiz bir ferdi, daha sonra da AK Partili olarak bildiğim genç dostum sosyal medyada şöyle bir paylaşım yapmış:

"İçişleri Bakanlığımızın her fırsatta dile getirdiği 'tuzak radar uygulamalarına son verileceği ve sürücülere pusu kurulmayacağı' yönündeki kesin talimatlarına ve devlet ciddiyetine rağmen, Konya Emniyetinin saha uygulamalarında bu politikanın dışına çıktığı görülmektedir.

Geçtiğimiz perşembe günü Selçuk Üniversitesi'nin ilerisinde hız sınırının 82 km/saat ile 110 km/saat arasında değiştiği bölgede sadece 500 metrelik dar bir alana herhangi bir uyarı levhası bulunmaksızın radar aracı yerleştirilmiştir.

Bu yeni değil, sürekli olmaktadır.

Bölgenin şehir dışına ramak kala, yaya trafiğinin olmadığı bir bölge olması da cabasıdır.

Bu şekilde yapılan bir denetim, kazaları önlemek ve trafiği düzenlemekten ziyade vatandaşları hazırlıksız yakalama amacı taşımaktadır.

Bu durum hem İçişleri Bakanlığımızın net talimatlarıyla çelişmekte hem de vatandaşın devlete olan güvenini zedelemektedir.

Sürücüleri bilgilendirmeden yapılan bu kural dışı denetimler kabul edilemez.

Bu, vatandaşın cebine göz dikmektir.

Tabiri caizse iş hırsızlığa gitmektedir.

Bu bölgede haksız yere ceza işlemine maruz kalan tüm hemşerilerimizi yasal haklarını aramaya ve ilgili sulh ceza hâkimliklerine itiraz etmeye davet ediyorum.

Bakanlığımızın vizyonuna ve kurallara aykırı bu uygulamanın takipçisi olacağız.

Ayrıca Konya Valiliğine görüntülü delillerle şikâyette bulunacağım ve tüm vatandaşlarımızın haklarını korumak adına tüm hukuki haklarımı da kullanacağım."

.......

Önce açık ve net yazayım; ben bu dostumun devlet için böyle bir şey yapacağına asla inanmıyorum.

Çünkü kendisini yıllardır tanırım.

Yalnız çok kızmış, öfkelenmiş ki ilk defa tepkisini dışarıya vurmuş.

Bu durumu ilgili müdürlerimizden öğreneceğim.

Gerçekten uyarısız bir radar uygulaması var mı diye de soracağım.

Durumu hem dostuma hem de buradan sizlerle paylaşacağım.

Çünkü vatandaş bugünlerde ekonomik sıkıntılardan zor nefes alıyor.

Ben de sanki Konya polisi artık trafikte eskisi gibi vatandaşı sıkmıyor diye düşünüyordum.

Doğrusunu öğrenip paylaşmak en doğrusu ve en güzeli olacak herhâlde.

…………………

BİZ GAZETE OKUTALIM
DİYE 40 TAKLA ATARKEN
ELİN EVSİZİ GAZETE OKUYUNCA
KENDİMDEN UTANDIM

Şu yerel gazete işine girmeden önce Konya ile ilgili konuşalım, yazalım; başka şehirlerdeki okurlarımız alınmasınlar.

Malum, Konya'da yerel basının kökten bitmesi, kapatılması, susması, susturulması adına bir havuz medyası oluşturuldu.

Havuz medyası basın patronları için güzel bir şey.

Devlet havuza emek vermeden parayı aktarıyor.

Allah devletten razı olsun.

Çünkü o gazeteler okunuyor mu, okunmuyor mu, basılıyor mu, basılmıyor mu, satılıyor mu, satılmıyor mu; devlet bu işin üstüne gitmiyor.

O yüzden de Konya havuz medyası muhteşem, süper.

Onun dışında bizim de dâhil olduğumuz birkaç gazete patronu rüzgâra karşı duruyor ve ruhlarındaki yerel gazeteciliği yapmaya çalışıyorlar.

Yani bize göre devlet yerel basının olmasını istemiyor; net, açık, aşikâr.

Peki beğenmediğimiz, dahası "gavur" dediğimiz ülkelerde durum ne?

On gün önce İrlanda'da gözlerimle şu olaya tanıklık ettim.

Sabahın erken saatiydi.

Yol üzerindeki bir pastanede kahve içiyordum.

Karşı kaldırımdaki bir evsizin uyandığını gördüm.

Uyku tulumundan çıkan kadın çoraplarıyla yürüdü, ilerideki seyyar gazete bayisine gitti, bir gazete aldı.

Şaşkın, dahası salakça izliyordum.

Kadın tekrar uyku tulumunun üstüne oturdu ve açtı gazetesini okumaya başladı.

Vallahi onu bunu bilmem; isteyen "Avrupa bizi kıskanıyor" desin, isteyen "şöyle uçtuk, böyle kaçtık, hatta Mars'a hızlı tren yaptık" desin.

Şu evsiz kadından utandım.

Herhâlde bu bölümden de anlayan anlamıştır diyorum, noktayı koyuyorum.

………………..

ELEKTRİKLİ ARAÇ
YANGININDA
YENİ BİR ŞEY
DAHA ÖĞRENDİM

Geçenlerde sosyal medyada şu haberi okudum.

Daha sonra itfaiyecilikte Türkiye'nin değil, dünyanın markası olan bir dostuma konuyu açtım.

Çünkü bu battaniye yöntemini ilk defa duyuyordum.

Abimizin bu konudaki kesin, net cevabı ise şöyleydi:

"Battaniye oksijen ile teması kesince sönmüş gibi oluyor.

Açınca yanmaya devam ediyor.

Elektrikli arabayı söndürecek uygulama şimdilik yok.

Uygulama pansuman tedbir."

......

O zaman Allah beterinden korusun diyelim ve bu bilgiyi de sizlerle paylaşmış olalım.

………………..

BİZ MİLLET OLARAK
LALOCHEZİA
HASTASI OLMUŞUZ MEĞER

Buna kendim de dâhil.

Millet olarak o kadar gergin, o kadar öfkeliyiz ki fırsatını bulsak birbirimizi bir kaşık suda boğacağız.

Zaten son dönemlerde, buna Konya da dâhil, cinayetleri, bıçaklamaları, kesmeleri düşündüğümüz zaman gerginliğimizi daha iyi anlıyoruz, değil mi?

Meğerse bu durumumuz, siz alınmayın, benim kendi durumum, bir hastalıkmış.

Lalochezia; yoğun stres, öfke veya fiziksel acı anlarında küfrederek rahatlama ve sakinleşme durumuna verilen isimmiş.

Tıbbi bir hastalık veya psikiyatrik bozukluk değil; insanların acıyı azaltmak ve duygusal stresi dışa vurmak için kullandığı psikolojik bir rahatlama mekanizması olarak tanımlanan Antik Yunanca kökenli bir kelimeymiş.

Araştırmalar, stres ve acı anlarında edilen küfürlerin beynin acı algısını kısa süreliğine değiştirebildiğini ve stres hormonlarını hafifleterek duygusal rahatlama sağladığını göstermektedir.

Bilimsel çalışmalar, küfretmenin geçici bir baş etme yöntemi olduğunu; ancak öfke yönetiminde ve duygusal regülasyonda kalıcı çözümler için profesyonel destek almanın ve nefes egzersizleri gibi yöntemleri öğrenmenin çok daha faydalı olduğunu vurgulamaktadır.

......

Şimdi sizleri bilmem ama benim bu hastalığımı tedavi edecek bir doktor lazım.

Özellikle bizim patron Erdal Bey,

"Uğur Abi şu küfür işini bırak.

Sakalına, yaşına hiç yakışmıyor."

Sözünden de kurtulmuş olur.

………………..

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Yaşanacak tek bir hayatımız olduğu doğru değil; eğer okuyabilirsek, istediğimiz kadar çok ve çeşit çeşit hayat yaşayabiliriz.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Meram Yaka Yolu'nda iki şeritli yolda yolun sağına dörtlüleri yakıp park ederek trafik akışını tek şeride düşürmediğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız