BERZAH ALEMİNE AÇILAN KAPI VE ANAHTARI
Her insanın alın bölgesi (frontal lop), yalnızca dünyayı anlamlandıran biyolojik bir merkez değil; görünmeyenle görünen arasındaki o ince sınırın, yani berzah aleminin kapısıdır. Burası, idrakin, niyetin, rüya ile hakikat arasındaki o alacakaranlık kuşağının düğümlendiği yerdir.
İnsan, ne zaman derin bir tefekküre dalsa veya içindeki o sessiz okyanusa dönmek istese, gayriihtiyari elini alnına götürür. Çünkü ruh, evini ve o evin kapısını çok iyi bilir.
Sağ elin işaret parmağı yani şehadet veya şahitlik parmağı ise bu kapının frekans ve ruhsal enerji ile işlenmiş, kadim anahtarıdır.
Şehadet parmağı, yalnızca bir yön gösterme aracı veya sözlü bir yeminin bedensel ifadesi değildir. O, görünen alemdeki (şehadet alemi) bedenimizin, görünmeyen alemlere attığı bir imzadır.
Anahtar kapıya dokunduğunda...
Şehadet parmağı alına her dokunduğunda ya da o hizaya yükseldiğinde, sağ beynin ruhsal boyutu harekete geçer.
Zamanın askıya alınması...
Frontal lop (alın); geçmiş ve geleceğin kurgulandığı yer, psikolojik olayların gerçekleştiği epifiz bezi (üçüncü göz) bölgesi, insan bedeni ile nurun (feyz) birleştiği hasret dergahı, insan bedenine yayılan enerji kanallarının (çakra) toplanma alanı ve kaderin ilmek ilmek işlenerek yazıldığı amel duvarı yani bilinen adı ile 'alın yazısıdır.'
Dil üst damağa değip, bir dokunuşla şehadet parmağı alına varınca, berzahın zamansızlığı başlar. Ne dünün yükü kalır ne yarının telaşı; geriye sadece "an" ve "şahitlik" kalır.
Perdenin aralanması...
Berzah, iki şey arasındaki engel demektir. Dünya ile ahiret, uykudaki rüya ile uyanıklıktaki gerçeklik arasında durur. İşaret parmağı bu kapıda döndürüldüğünde, insan kendi içindeki o derin aynaya bakmaya başlar. Zihnindeki gürültü kesilir, sezgiler konuşmaya başlar.
Mühür ve birlik anı...
Şehadet parmağı tekliği (vahdeti) temsil eder. Zihnin dağılmış, binbir parçaya bölünmüş düşüncelerini frontal lopta yani iradenin merkezinde tek bir noktaya toplar. Dağınık olan ne varsa mühürlenir ve sükûnet kapısı açılır.
Kapıyı açan insan, neye şahit olur?..
Bu anahtarı kullanmayı bilen insan, dış dünyadaki hengamenin bir sahte bir ilüzyon olduğunu kavrar. Alın bölgesine açılan o kapıdan içeri süzülen berzah rüzgarı, insana öz varlığını fısıldar.
"Gözlerinle gördüğün dünya bir gölgeden ibarettir. Asıl hakikat, o kapının arkasında, şahitlik ettiğin iç alemdedir."
İşte bu yüzden, insan ne zaman kendi hakikatini arasa, başını öne eğer, işaret parmağını kaldırır ve o görünmez kapının kilidini açar. Beden dünyada kalır, ama ruh, berzahın o dingin ve sonsuz kıyılarında gezinmeye başlar...