YÜZLEŞMEK YANLIŞLARIMIZIN SONU OLSUN
Bu kavram yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda ahlaki ve felsefi bir boyut da taşır. Kimi zaman kişinin kendi iç dünyasında yaşadığı sessiz bir hesaplaşmadır yüzleşme, kimi zaman da başkalarıyla yapılan zor ama gerekli konuşmalardır. Ne var ki birçok insan için yüzleşme, büyük bir korkunun adıdır. Oysa bilmeliyiz ki; korkularımızla yüzleşmediğimiz sürece, yanlışlarımızla da yüzleşemeyiz ve bu da bizi olduğumuz yerde saymaya, hatta gerilemeye mahkûm eder.
Eğer bize sunulan farkındalıkları elimizin tersiyle itersek, hem kendimize hem de çevremizdekilere en büyük zararı veririz. Kendi benliğimizden vazgeçmeden, korkularımızla cesurca yüzleşmenin bize kazandıracağı içsel huzurun farkında olmalıyız. Bu bilinçle devam ettiğimiz sürece, değişim ve dönüşüm bizim için kaçınılmaz olacaktır.
Bugün yine, doğrularıyla ve yanlışlarıyla insan yaşamını konu alan bir yazıyla karşınızdayım değerli okurlarım. Bu dünyanın güzelliklerine sahip çıkmayan insanoğlu, pek çok şeyden korktuğu gibi, yüzleşmekten de korkmaktadır. Karşısındakilerle yüzleşmekten kaçındığı için, kendisine yöneltilen eleştirileri kabullenir, böylece karanlık bir dünyanın kapılarını kendi elleriyle aralar.
Kimi zaman insan, hayatı boyunca yanlışların içinde yüzmeyi seçer. Fakat bir gün gelir, göz ardı ettiği yanlışlar, bir yılan gibi ayağına dolanır. Ne kadar kurtulmak istese de artık başa çıkması kolay değildir. Suçluluk hissetmesi gereken yerlerde, pişkinliği elden bırakmaz; hatalarıyla yüzleşmek yerine inkârın güvenli ama sığ limanına sığınır.
Oysa insan, kendine güvenerek yeni bir yol çizmeyi denese; korkuları anlamını yitirir, çevresinde onu yargılamaya çalışanlar ise amaçlarına ulaşamaz. Hayatında oluşan olumsuzlukların temelinde yine kendi tercihleri yatar. Çünkü insan, içinde yaşadığı dünyaya farklı açılardan bakmayı reddederek, dar bir pencereden seyretmeyi marifet sanmaktadır.
Kendi hatalarının esiri olmaktan kurtulmak yerine, kafasında kurduğu mantıksız fikirlerle vakit geçirir ve bu tutumun ona kolaylık sağlayacağına inanır. Yüzleşmek, birçok insan için hem kendiyle hem de başkalarıyla girilecek sancılı bir mücadele gibi görünür. Fakat bu mücadeleden sonra ulaşılacak içsel rahatlığı zihinlerine yerleştirmek istemezler. Çünkü mücadele etmek yerine rahatlığı tercih etmek, daha kolay ve daha risksiz gelir.
İnsan, yanlış arzuların peşinden giderken, hayatını sahte doluluklarla doldurur. Bu insanlar, düşmekte oldukları kuyudan çıkmak yerine orada kalmayı tercih eder. Çoğu zaman onlara yardım eli uzatılır; anlatılır, öğüt verilir. Ama yüzleşme korkusu öyle derin bir prangadır ki, kurtulmayı bile bir tehdit gibi algılarlar.
Özellikle gençlerimiz bu korkunun esiri olmaktadır. Gerçeklerle yüzleşemedikleri için kafalarını boş, anlamsız fikirler işgal eder. Eğer gençlerimize yüzleşme cesaretini aşılayabilirsek; cehalete karşı yürüttüğümüz mücadeleyi asla kaybetmeyiz. Onlara hayal ile hakikatin farkını öğretebilir, boş umutlarla savrulmaktan koruyabiliriz.
İşte bu yüzden diyorum ki: Yüzleşmek, korkulacak bir durum değil; aksine hayat boyu bize yön gösterecek değerli bir rehberdir. Eğer insan, kendisine sunulan fırsatları değerlendirmeyi reddederse; yaşamı boyunca hiçbir kazanım elde edemez, sürüklendiği çamurun içinde kaybolmaya mahkûm olur.
Şunu unutmamalıyız: Yüzleşme korkusunu yenemeyen bir insan, rotasını kaybetmiş bir gemi gibidir. Ne yana gideceğini bilemez, sonunda da alabora olmaktan kurtulamaz. Bu yüzden yüzleşmenin getireceği olumsuzlukları değil, kazandıracaklarını öğretmeliyiz.
Aksi takdirde, görmezden geldiğimiz her gerçek, bir gün gelir suratımıza tokat gibi çarpar. Eğer bu tokadı yemek istemiyorsak, üzerimize düşen sorumlulukları eksiksiz şekilde yerine getirmeliyiz. Hayatımızın kontrolünü elimize almak istiyorsak, önce onunla yüzleşmeyi öğrenmeliyiz.
Korkularla değil, mücadeleyle yaşanan bir hayatın anlamı olur. Kaçmak değil, yüzleşmektir bizi güçlü kılacak olan. Çünkü ancak yüzleştiğimiz zaman, bizi yok etmeye çalışan korkularımızın üzerine yürüyebiliriz.