Konya
Parçalı az bulutlu
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,0437 %0.06
53,5555 %-0.12
6.053,48 % 0,11
ACIYA İNAT KIRMIZI BİR HAYAT

ACIYA İNAT KIRMIZI BİR HAYAT

YAYINLAMA:

Tıptaki adı belliydi: Kronik psikoz. Yüzde seksen engelli raporu vardı.

Kimi "Deli" dedi geçti, kimi "Aşktan aklını yitirdi" diye masal uydurdu. Biz bayılırız böyle acayip insanları masallaştırmaya. Tıbbın teşhisi daha baştan hazırdır: "Gerçeği değerlendirme yetisinin kaybı."

Oysa Sultan Özcan delirmemiş, zihni acıyı tahliye etmişti.

İnsan beyni, taşınması imkansız bir acıyla karşılaştığında harika bir savunma mekanizması geliştirir. Ağır travmalarda zihin, gerçeğin can yakıcı etkisinden kaçmak için kendi habitatını oluşturur. Sultan’ın gerçeği neydi? Küçük yaşta evlilik, yıllarca süren koca şiddetibu topraklarda "kadınlık" ispatı sayılan çocuk sahibi olamadığı için terk edilmek, yapayalnızlık ve yılllarca bir bodrum katında yaşamak.

Zihin bu kadar karanlığı taşıyamaz. Şalteri indirir.

İşte o şalter indiğinde, Sultan kendi dünyasının mimarı oldu. O dünyayı da tek bir renkle boyadı: Kırmızıyla.

Bölünmüş Bir Benliğin İdaresi

Psikiyatride buna bir nevi "savunma amaçlı hezeyan denebilir. Ne diyordu bir röportajında? "Kendimi herkesten farklı hissediyorum, hatta açıkçası herkesten üstün görüyorum."

Bu kibir değildi. Bu, yıllarca bodrum katlarında, şiddet sarmalında ezilmiş, hor görülmüş, "eksik" ilan edilmiş bir kadının, hayatta kalabilmek için bilinçaltıyla imzaladığı bir barış anlaşmasıydı. Kendini herkesten üstün görmek zorundaydı, aksi halde o bodrumun karanlığında yok olup gidecekti.

Kırmızı onun için görsel bir çılgınlık değildi. Bilimsel açıdan kırmızı; dikkati en yüksek düzeyde çeken, uyarıcı, hayatiyeti ve var olmayı simgeleyen en agresif renktir.

Sultan, görünmez kılınmaya, yok sayılmaya çalışıldığı bir hayata karşı kırmızıyı seçti. 

"Ben buradayım, yaşıyorum ve beni yok edemezsiniz" demenin nörolojik dışavurumuydu bu. Evindeki çaydanlıktan, dudağına, yanağına kadar her şeyi kırmızıya boyayarak, dışarıdaki o tehditkar, gri dünyayı kendi rengiyle bloke ediyordu.

Kendi dünyasında, aslında son derece sistemli bir konfor alanı yaratmıştı. Her gün aynı saatte sokağa çıkması, otobüse binmesi, insanlarla bağ kurma çabası, aslında hayata tutunma mekanizmasının bir parçasıydı.

Sultan Özcan öldü ve yarattığı tek kişilik  kırmızı dünyası sona erdi. Raporunda "kronik psikoz" teşhisi arşiv kayıtlarında kaldı.

Bizler, "aklı başında" olanlar, her gün televizyonlarda birbirini boğazlayanları izleyip, modern hayatın binbir türlü anksiyetesiyle, depresyonuyla boğuşurken, her sabah bizden istenen maskeyi takıp, olmadığımız biri gibi davranmak zorunda olduğumuz bu hayatı yaşamaya devam ediyoruz ve kendimizi "normal" sayıyoruz. 

Sultan ise o ağır hasarlı zihninden muazzam, canlı, kıpkırmızı bir sığınak inşa etmeyi başarmıştı. Kimseye zararı dokunmadan, kendi diktiği o kırmızı elbiselerin içinde bir kraliçe gibi yürüdü bu dünyanın sokaklarında...

Kendi yarattığı o kırmızı illüzyonun içinde, hayatın acılarına karşı tamamen bağışıklık kazanmış ve kendini "üstün" hissederek mutlu ölen Sultan mı daha çok hastaydı? Yoksa, kendine verilen rolü oynarken, sadece başkalarını değil kendini de kandırarak ruhunu azar azar çürüten insanlar mı?

Raporlar ne derse desin.

Sultan acısını saklamadı. Travmasını maskelemedi. 

Onu dünyanın en iddialı rengiyle giydirdi, kuşattı ve hepimizin gözünün içine soktu. 

Kırmızı, yalan söylemez. Kırmızı, iddiadır. O, birçok insandan daha dürüst ve daha cesur yaşadı, öldü.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız