Konya
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,8629 %0.16
53,6121 %0
6.277,78 % 1,33

İŞİN İÇİNDE KADIN VE PARA VARSA HEM KORKARIM HEM DE ÇOK DÜŞÜNÜRÜM

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bu hafta sonu yazımız her zamanki klasik rahat yazılardan olmayacak.

Önce bunun altını çizelim.

Sonra "Niye?" diye sorarsanız...

Genel bir tanımlamayla yerel konumuza şöyle gireceğiz:

Günümüzde, hâşâ Allah’tan korkar gibi iki şeyden çok korkuyorum:

PARA ve KADIN...

Diyebilirsiniz ki; yeni mi aklın başına geldi, bu iki tehlikeli konu sadece bugünün sıkıntılı bir mevzusu mu?

İnsanoğlunun yaratılışıyla birlikte imparatorluklar, çarlıklar ve zirveler hep para ve kadın yüzünden sarsılmadı mı?

Yok olmadılar mı?

Evet, durum böyle.

Ama artık günümüzde bu iş iyice zıvanadan çıkmış durumda.

....

Son yıllarda hep diyorum ya...

Bu konularda hiç kimseyi eleştirmiyorum, eleştiremem de.

Hiç kimseye kızmıyorum...

Kızamam da...

Çünkü bu büyük tehlike kapımızın eşiğinde.

Hepimizin ve herkesin evinden uzak olsun bu durumlar...

.....

Malum, bu hafta içerisinde yerel ve ulusal basında bir kuyumcunun, bir kadın ve eşiyle birlikte haberlere konu olduğu sıkıntılı bir durum vardı.

O gün de yazmıştık.

Bu iş bizlerin, yani gazetecilerin işi değil; hukukun, adaletin ve polisin işiydi.

Konuya tek taraflı girmemiş, bunun bir iddia ve iftira olabileceğine dikkat çekmiştik.

Sadece ulusal basına yansıyan konuyu alıp bu sütunlara taşımıştık.

Yani söz konusu mağdur adına tek kelime söylememiştik.

Suçlanan kuyumcu ve eşiyle de görüşmemiştik.

Ve dün namlunun ucundaki kuyumcu bizi aradı, kendi açısından bütün gelişmeleri anlattı.

Dahası, konunun buraya gelmesi için kendisinden istenen para mevzularının tüm yazışmalarını, fotoğraflarını ve belgelerini gönderdi.

Konuyu bir adım daha öteye götürdü ve söz konusu bayanın adliyedeki dosyalarını anlattı.

Çok büyük bir linç kampanyası ve iftira tuzağı içerisine çekilmek istendiğini, ancak kesinlikle paraya, şantaja ve iftiraya dayalı bu zehirli kuyuya girmeyeceğini belirtti.

....

Konuyu hukuka taşıdığını ve artık yargının vereceği kararı beklediğini söyledi.

....

O gün de ortadan konuşmuştuk.

Bugün de aynı yerdeyiz.

Hiç kimsenin sözcüsü değiliz.

Böyle konuların tarafı dahi olamayız.

....

O gün de demiştik.

Bugün de diyoruz.

Biz gazeteciler hâkim, savcı ya da polis değiliz.

Konya yerelinden başlayıp ulusal basına hangi pencere ve şartta olursa olsun yansımış olan bu iğrenç konu hakkında son kararı yine Türk adaleti verecektir.

………………..

HAVADAKİ YASAL
HAKLARIMIZI
BİLİYOR MUYUZ?

Avrupa’daki dostum, kendi profesyonel alanlarının dışında bizim çalıştığımız tüm kuruluşlarda yazıları, yorumları, haberleri, fotoğrafları ve yazı dizileriyle yanımızda olarak bize güç katan Bayram Aybastı kardeşim, yaşadığı bir olayı bizimle şöyle paylaşıyordu:

“Abim, sizinle dün yaşadığım olayı paylaşmak isterim.

Bir bardak su gerçekten maliyet mi, yoksa insanlık meselesi mi?

30 Haziran 2026 günü saat 14.40'ta, SunExpress’in Hamburg–İzmir seferini gerçekleştiren WX 915 sayılı uçuşunda yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum.

Zaten oldukça sıcak olan kabin ortamında, yalnızca ilacımı içebilmek için bir bardak su rica ettim.

Kabin görevlisi, ücretsiz suyun sadece yurt içi uçuşlarda verildiğini söyledi.

Bunun üzerine suyun ücretini telefonumla temassız olarak ödeyebileceğimi belirttim.

Ancak bunun da mümkün olmadığı ifade edildi.

Bir tüketici olarak bu yaklaşımı, ‘Misafirlerimiz’ diye hitap edilen yolculara yakıştıramadığımı söyledim.

Kabin görevlisi, istersem şikâyet edebileceğimi ifade etti.

Ben de bu durumu kamuoyuyla paylaşacağımı belirttim.

Bir süre sonra aynı kabin görevlisi kendi inisiyatifiyle bana 0,33 litre su getirdi.

Kendisine insani yaklaşımı için içtenlikle teşekkür ettim.

Eleştirim kendisine değil, uygulanan politikayadır.

Uçak içerisindeki sıcaklık da normalin üzerindeydi.

Yolculuğun yaklaşık 100. dakikasında bir yolcu rahatsızlandı ve uçakta doktor anonsu yapıldı.

Daha sonra bir çocuğun ateşinin yükseldiğini öğrendim.

Bunun kabin sıcaklığıyla doğrudan ilişkili olup olmadığını bilemem; ancak böylesi koşullarda yolcuların en temel ihtiyacı olan suya erişimin zorlaştırılması düşündürücüdür.

Sormak istiyorum:

Bizlere ne oldu? Misafirperverliğimiz nerede kaldı?

Uluslararası bir hava yolu şirketinin, özellikle sağlık ihtiyacı nedeniyle talep edilen bir bardak suyu ücret politikalarının arkasına sığınarak vermemesi doğru bir yaklaşım değildir.

Umarım SunExpress bu uygulamasını yeniden değerlendirir.

Yolcuların en temel ihtiyacı olan içme suyunun, bu mesafede özellikle sağlık gerekçesiyle talep edildiğinde ücretsiz sunulması hem insani hem de kurumsal sorumluluğun bir gereğidir.

Gerekirse ilgili kurumların da bu konuda düzenleme yapması, tüketici hakları açısından önemli olacaktır.

Bir bardak su bazen sadece su değildir;

sağlık, insanlık ve kurumsal değerlerin en basit göstergesidir.

Not: Türkiye’de yürürlükte bulunan düzenlemeye göre, yolcu taşıyan hava yolu şirketlerinin her yolcuya en az 200 ml içme suyunu ücretsiz sağlaması gerekmektedir.

Buna rağmen yaşadığım bu deneyim, uygulamanın sahaya aynı şekilde yansımadığını göstermiyor mu?”

....

Dostumuz Bayram Aybastı’ya ve uçakta rahatsızlanan yolcuya geçmiş olsun diyoruz.

Bu konuyu da yorumsuz kapatırken, "Anlayana sivrisinek saz" deyimini hatırlatıyoruz.

………………..

KÜÇÜKBAKIRCI AİLESİNİN
ACISINI PAYLAŞIYORUZ

Bizler Konya’dan çok uzaktayken yine bir vefat, yine bir ölüm, yine acı bir haber aldık.

İş adamı ve sanayici, Anadolu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, spordan siyasete şehrin ve ülkenin pek çok platformunda mütevazı bir şekilde yer alan Erol Küçükbakırcı abimizin abisi, Konyaspor Futbol Şube Sorumlusu Yusuf Küçükbakırcı ile iş adamı ve sanayici Fatih Küçükbakırcı’nın amcası Faik Bey, uzun süredir gördüğü tedaviye yenik düşerek hayatını kaybetmişti.

Biz de merhuma Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailenin tüm fertlerine sabır diliyor; acılarını paylaşıyoruz.

……………………

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Bilemezsin kim dost, kim düşman. Bazen tuttuğun eldir seni arkadan vuran.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Tıkanan trafikte ön taraflarda görmediğimiz, bilmediğimiz sıkıntılı bir durumun yaşanıyor olabileceğini düşünüp sabırlı olmayı becerebildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız