HAYIRLI EVLAT, HUZURLU AİLE VE BEREKETİN ŞİFRELERİ "TAKDİR, İLGİ, SEVGİ "
Modern dünyanın getirdiği koşturmaca ve dijital gürültü arasında çoğumuz en güvenli limanımız olan yuvamızı, yani ailemizi ihmal edebiliyoruz. Oysa huzurlu bir toplumun da, bereketli bir ömrün de ilk tohumları aile içinde atılır. Hayatın getirdiği tüm fırtınalara karşı ayakta kalabilmenin, hayırlı evlatlar yetiştirip yuvayı bir cennet bahçesine çevirmenin aslında çok yalın bir formülü var: Takdir, İlgi ve Sevgi.
İnsanın fıtratı, yaratılışı gereği ruhsal gıdalara ihtiyaç duyar. Aile içindeki her bireyin ruhunu besleyen anahtar ise birbirinden farklıdır.
Bir Erkeğin Ruhu Övgüyle Kanatlanır
Erkeğin fıtratı takdir edilmek ister. Övülmeyen, emeği görülmeyen bir erkek kendini hep bir parça eksik hisseder. Çünkü takdir edilmek; onun hayat mücadelesine güç, omuzlarındaki ağır yüklere derman olur. Kendisine güven duyulduğunu, çabasının değer bulduğunu gören bir erkek, ailesi için dünyayı sırtlanacak gücü kendinde bulur.
Bir Kadının Kalbi İlgiyle Çiçek Açar
İlgisiz kalan bir kadın, susuz kalmış bir çiçek gibi yavaş yavaş solar. Kadının fıtratı fark edilmek, önemsenmek ister. Küçük bir tebessüm, içten bir sitemi dinlemek ya da emeğini fark etmek, onun varlığına sunulmuş en güzel hediyedir. Değer gördüğünü ve sevildiğini hisseden bir kadın, sihirli bir dokunuşla evini ve dokunduğu her yeri cennete çevirir.
Bir Çocuğun Dünyası Sevgiyle Mayalanır
Sevgisiz ve şefkatsiz büyüyen bir çocuk, hayata karşı kırılır, savunmasız kalır. Çocuğun fıtratı şefkat ister; çünkü şefkat, onun geleceğe doğru sağlam adımlarla uzanan kökleridir. Sevgiyle sarmalanarak büyüyen bir çocuk, yarın ulaştığı erişkinlikte dünyaya iyilik tohumları saçan bir yetişkine dönüşür. Ve en önemlisi; böyle yetişen bir nesil, anne-babası için iki cihanda da hayırlı bir evlat olarak cennetin kapısını aralar.
Sözün özü; Erkeğe gururunu ve saygınlığını, kadına kalbinin huzurunu, çocuğa ise çocukluğunu doya doya yaşatmak; bir yuvayı, dolayısıyla koca bir dünyayı güzelleştirmenin en yalın, en samimi formülüdür.
Hayat, bencilce esirgenen duygularla değil, cömertçe paylaşılan güzelliklerle serpilir ve bereketlenir. Bu konuda insanlığın önündeki en eşsiz, en güzel rehber ve örnek ise aile hayatındaki nezaketi, adaleti ve şefkatiyle iki cihan güneşimiz olan Hz. Muhammed'dir (s.a.v).
Gelin, bugünden tezi yok yuvalarımızda bu şifreleri uygulamaya başlayalım. Unutmayalım ki; esirgemediğimiz bir tatlı söz, bir küçük ilgi, bir sıcak kucaklama tüm dünyamızı değiştirebilir.
Sağlıcakla kalın..