1071’den Önce de Buradaydık
Konya il merkezinin yaklaşık 76 kilometre doğusunda, Karatay ilçesine bağlı Yağlıbayat Mahallesi sınırları içinde yer alan bu kent, tarihin derinliklerinden günümüze uzanan çok katmanlı yapısıyla geçmişe ışık tutuyor.

Savatra; prehistorik (tarih öncesi) dönemlerden başlayarak Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar kesintisiz bir yerleşim yeriydi. Antik coğrafyada Lykaonia ile Galatia bölgeleri arasında kritik bir sınır hattında, stratejik öneme sahip Bozdağ Milli Parkı’nın eteklerinde kuruldu. Hem askeri hem de ticari bir kavşak noktası olması, kenti çağlar boyunca canlı ve dinamik bir merkez haline getirdi.
Savatra ismi, antik kaynaklarda farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Ünlü coğrafyacı Strabon eserlerinde burayı "Soatra", antik Roma yol haritası Tabula Peutingeriana "Sabatra", basılan şehir sikkeleri ise "Savatra" olarak kaydetti. Dil bilimciler ve tarihçiler, kelimenin kökeninin "kutsal baba" ya da yerel Anadolu dillerinde su ile ilişkili bir anlama gelebileceğini öne sürüyor.

Kentin en dikkat çekici özelliklerinden biri, su kaynaklarından yoksun, kurak bir plato üzerinde kurulmuş olmasıdır. Strabon, coğrafya üzerine yazdığı eserinde Savatra’dan bahsederken, buranın dünyanın en derin su kuyularına sahip olduğunu ve bölge halkının suyu bu derin kuyulardan çekerek kuyuların kullanım hakkını ticari bir meta gibi sattığını aktarır. Bu bilgi, antik kentin zorlu doğa koşullarına karşı geliştirdiği mühendislik çözümlerini göstermesi açısından son derece değerlidir.
M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olan Savatra, M.Ö. 27 yılında Roma İmparatorluğu’nun kontrolüne geçmiştir. Roma döneminde, özellikle imparatorluğun doğu sınır güvenliğini sağlamak amacıyla bir askeri garnizon kentine (Castrum) dönüştürülmüştür. Laodicea Combusta (Ladik) ile Archelais (Aksaray) arasındaki tarihi ticaret rotası ve ünlü askeri yol Via Sebaste güzergâhında yer alması, kentin önemini iki kat artırmıştır.
Roma orduları bölgedeki asayişi buradan koordine ederken, ticaret kervanları da derin kuyulardan su ihtiyaçlarını karşılamak ve konaklamak için bu stratejik sınır kentini seçmiştir. Savatra, kendi adına sikke basma yetkisine (otonom darphane) sahip olacak kadar ekonomik bağımsızlığını ve gücünü kanıtlamış bir şehirdir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Selçuk Üniversitesi, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesi ortaklığında yürütülen kazı çalışmaları, Savatra’nın muazzam bir kent planına sahip olduğunu ortaya koymuştur. Savatra Antik Kenti Kazı Başkanı, Selçuk Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Işık'tır
Kentte yürütülen yüzey araştırmaları ve kazılarda şu ana kadar bir höyük yerleşimi, antik kale surları, yeraltı dehlizleri ve büyük bir kent meclisi binasının varlığı tespit edilmiştir. En somut ve görkemli mimari buluntu ise yaklaşık 2000 kişi kapasiteli antik Roma tiyatrosudur. Konya il sınırları içerisinde şu ana kadar bozulmadan günümüze ulaşabilmiş tek antik tiyatro yapısı olan bu eser, kentin sanatsal ve kültürel açıdan da ne denli geliştiğinin bir kanıtıdır. Tiyatronun hemen yakınında ortaya çıkarılan taban mozaikleri ise estetik açıdan Gaziantep veya Antakya mozaikleriyle yarışacak nitelikte işçilikler barındırmaktadır.

Hristiyanlığın erken dönemlerinde de önemli bir dini merkez olan kent, Bizans döneminde piskoposluk derecesine yükselmiştir. Kazılarda ortaya çıkarılan Erken Bizans dönemine ait üç nefli, bazilika planlı mozaikli kilise ve bu kilisenin apsis çevresindeki yoğun mezarlık alanları, dönemin inanç ritüellerini ve demografik yapısını incelemek isteyen araştırmacılara zengin veriler sunmaktadır.
Savatra Antik Kenti’ni dünya ve Türk tarih yazımı açısından eşsiz kılan en büyük keşif, 2022 yılındaki kazılarda yaşanmıştır. İslam öncesi erken dönem Türk tarihine ışık tutan, Bizans kalesine ait bir taş blok üzerinde Grek alfabesiyle yazılmış "Türkoğlu" (Tourkopoulos) ibaresini içeren bir kitabe bulunmuştur. Runik alfabesi etkileri taşıyan bu yazıt, Malazgirt Savaşı’ndan (1071) çok daha önceki dönemlerde, Bizans ordularında paralı asker veya lejyoner olarak görev yapan Türk topluluklarının İç Anadolu’da var olduğunu bilimsel olarak kanıtlamıştır. Bu bulgu, Türklerin Anadolu’ya geliş takvimini ve bu coğrafyadaki kökenlerini yeniden tartışmaya açan tarihi bir devrim niteliğindedir.
Savatra Antik Kenti, Çatalhöyük’ten sonra Konya’nın en kapsamlı ve heyecan uyandıran arkeolojik projesi konumundadır. Toprak altında keşfedilmeyi bekleyen kilometrelerce uzunluktaki dehlizleri, anıtsal yapıları ve saklı tarihiyle Savatra, sadece bir Roma garnizonu değil, aynı zamanda Doğu ve Batı kültürlerinin, Türk ve Grek unsurlarının harmanlandığı evrensel bir kültür mirasıdır. Devam eden bilimsel kazılar tamamlandığında, bölge dünya çapında bir açık hava müzesi ve turizm destinasyonu olmaya adaydır.