76 YILDIR AYAKTA DURAN KARACİĞAN KİREMİT TUĞLA FABRİKASI'NIN BACASINI DA YIKMIŞIZ
Bugün yine klasik bir hafta sonu yazısı yazacağız. Kimseyi kırıp üzmeyeceğiz, tamam söz.
Ama şahsen ben kendi adıma çok üzgünüm, şehir için kırgınım.
Allah aşkına, biz geçtim eski tarihimize, yakın tarihimize bile sahip çıkamıyoruz.
Dün çok sevdiğim, saygı duyduğum, kocaman yürekli bir Konyalı abim şu fotoğrafı gönderiyor ve altına da şu notu düşüyordu:

"Karaciğan Kiremit Tuğla Fabrikası'nın 76 yıldır ayakta duran bacası da yıkıldı."
...
İnanın fotoğrafa ve nota inanamadım. Hemen abimizi aradım.
"Hayırdır abi, ne oluyor?
Neden yıkılıyor?"
...
Önce şu tarihi belgeye bir bakar mısınız?

Yıl 1951.
Rahmetli Mehmet Karaciğan dede, ÇİMENTO FABRİKASI kurmak istemiş.
...
Şimdi ne demek istediğimi elimizdeki tarihi hazineyi, kısaca bilmeyen okurlarımız için özetlemeye çalışayım.
...
Konya'daki Karaciğan (Karacihan) Kiremit ve Tuğla Fabrikası'nın kurucusu, Konya'nın ilk sanayicilerinden Hacı Mehmet Karaciğan'dır.
Fabrikanın temelini 1949 yılında üç oğluyla birlikte atmış ve 1950 yılında faaliyete geçirmiştir.
Konya'da 76 yıl önce yapılan Türkiye'nin en büyük tuğla ve kiremit fabrikasının bugün ayakta kalan tek izi bacasıydı.
Buranın açılışına Celal Bayar ve Adnan Menderes katılmıştı.

Sadece Konya'nın değil, Türkiye'nin, hatta Orta Doğu ve Balkanlar'ın en büyük tuğla ve kiremit fabrikası 76 yıl önce Konya'da "Karaciğan" ismiyle kuruluyor.
Birçok badire atlatan fabrika, bir dönem ekonomik kriz de geçirmiş.
Arama motorundan elde ettiğim bilgilere göre yine şehrimizde işçiler ilk kez sigortalı olarak bu fabrikada çalışmışlar.
İkiz bacalı inşa edilen Karaciğan Tuğla ve Kiremit Fabrikası, 1998 yılında Eskişehir'e taşınmış.
Bacalardan biri zaman içerisinde yıkılırken, diğeri ise bu yıkım işi yapılıncaya kadar ayakta dimdik duruyormuş.
...
Konya'da olmadığım için bizi bilgilendiren abimize soruyordum:
"Abi niye, niye, niye?" diyordum.
-"Site içinde kaldığı için güvenlik nedeniyle..."
...
Amenna, önce insanlarımızın, çocuklarımızın güvenliği.
Peki tarihi bacalar korunamaz mı?
Gelin Eskişehir'deki şu iki tarihi bacaya birlikte bakalım mı?


Eskişehir'e ne zaman gitsem bu bacaların önünde fotoğraf çektiririm.
Bu bacalar Eskişehir'in artık simgesi durumundadır.
Ve bunlardan ilki, 1928 tarihli KILIÇOĞLU KİREMİT FABRİKASI'NIN bacasıdır. Koruma altındadır, başımıza yıkılır diye de bir tehlike arz etmemektedir.
Hele hele yurt dışında böylesine eserler tarihî miras adına koruma altına alınıyor ve bizim gibi o ülkelere turist diye gidenlere de efsaneleriyle, hikâyeleriyle, masal gibi anlatılıyor, değil mi?
Dün bu haber içimi yaktı, canımı sıktı ve bir kez daha Konyam adına yıkıldım.
………………..
MEHMET HANÇERLİ
BAŞKANIMIN BİR KEZ DAHA
ACISINI PAYLAŞIYORUM
Karatay eski Belediye Başkanı Mehmet Hançerli abimiz annesini kaybetti.
Konya'da olmadığım için cenazesine katılamadığım Mehmet Hançerli abimize, patron Erdal Kara ile taziye ziyaretinde bulunduk.

Burada uzun süredir göremediğim Muzaffer Hançerli abimiz ve Mehmet Köseoğlu Başkanımızla da sakin bir ortamda bol bol dertleşme imkânı bulduk.
Muzaffer Hançerli abi, seksenli yıllarda aynı otobüsle çıktığımız bir Zeytinburnu maçı deplasmanı hatıramızı anlattı.
Bunu kısaca Muzaffer abimizin ağzından sizlerle paylaşalım ki Konyaspor'un ve taraftarımızın da nereden nereye geldiğini hatırlayalım.
Muzaffer abi anlatıyor:
"Seksenli yıllardı.
Konyaspor'da yöneticiydim.
Uğur da bizimle birlikte aynı otobüsteydi.
Yüzer, niye aldıysa arkaya 10-15 tane Konyasporlu taraftarı almıştı.
Sabah namazı için yol üzerindeki küçük bir camide mola vermiştik.
Namaz sonrası otobüse bindiğimizde Konyasporlu taraftarların camideki takunyaları aldıklarını gördük.
Uğur abi birden çocuklara kükredi:
-'O takunyaları camiye bırakmazsanız otobüse binemezsiniz.'"
...
O günler çok güzel günlerdi.
...
Malum bugün cumartesi yazısı olduğu için etliye sütlüye dokunmadık, kimseyi de kırmadık.
Pazartesi günü yeniden bir arada olabilmek ümidiyle tatil yapacak okullarımıza iyi tatiller diliyoruz.
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Bana hatırlama sanatını değil, unutma sanatını öğret; çünkü ben hatırlamak istemediklerimi hatırlıyorum, unutmak istediklerimi ise unutamıyorum.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Ankara yolunda üç şeritli yolda hâlâ öndeki aracın sağından geçeceğim diye hem kendimizi hem de önümüzdeki araç sürücüsünü riske atmadığımız zaman daha iyi ADAM oluruz.