Konya
Açık
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,4552 %0.19
53,5140 %0.02
6.458,77 % 1,80

KONYA’NIN YENİ ÖLÜM CADDESİ YENİ SİLLE CADDESİ Mİ?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bugün şehrimiz adına can sıkıcı bir konuyu dile getirmek, dahası defalarca şehrin en etkili ve yetkili isimlerine özel sohbetlerde söyleyip dikkat çektiğimiz konuda o günlerden bugüne maalesef bir adım dahi yol alınmadığı için şimdilik geldiğimiz acı noktayı hatırlatmak istiyorum.

Şunu da baştan ifade edelim, hatırlatalım:

Eğer hızlı, acil, ciddi ve gelecek durumlar düşünülerek derhal müdahale edilmezse bu yol, bu cadde üç sene sonra değil, beş sene sonra da değil, “KONYA’NIN YENİ ÖLÜM YOLU OLACAK.”

…..

Şehir hızla Selçuklu bölgesinde Ardıçlı’dan, yeni yapılması hedeflenen organize sanayi bölgesinin karşısındaki TOKİ’ler başta olmak üzere yapılaşmaya açılırken;

Karatay, Ereğli yoluna doğru uzanırken, Meram’da yerleşim Antalya yoluna dayandıktan sonra Çumra istikametinde de ilerlemeye devam ediyor.

Yani Konya göç almaya devam ediyor.

Konya’nın nüfusu artıyor.

Maddi durumu görünmeyen, parası gösterişten uzak, mütevazı yaşantısına rağmen yastık altı parası ile İstanbul’dan sonra Türkiye’nin ikinci zengin şehri olan Konya’da otomobil sayısı hızla artıyor.

Otomobile motor ve bisikleti dâhil etmenize bile gerek yok.

…..

Şimdi gelelim dikkat çekmemiz gereken ana yola.

Yeni yola…

…..

YENİ SİLLE CADDESİ…

Diyerek nereyi kastettiğimi biraz daha açalım.

Malum, Dedeman Otel’in karşısına muhteşem yeni bir mağazalar zinciri, ofis ve konutlar yapılıyor.

Dedeman Kavşağı bugün bile sabah akşam trafik yoğunluğu çilesi ile belli saatlerde kilitlenen bir nokta.

Buradan Sille’ye doğru gidiyoruz.

Ha, Sille’ye falan gitmenize gerek yok.

Bu kavşaktan Erenköy Kavşağı’na gelinceye kadar bu yol iki şerit gidiş, iki şerit geliş şeklindedir.

Bu sene bu yolun sağı ve solu imara açıldı.

Yani bir katlı, iki katlı evler yıkıldı. Şu anda inşaatları devam eden, yanılmıyorsam yedi ya da sekiz katlı konutlar hızla yükseliyor.

İnşaat çalışmaları çok hızlı gidiyor.

Bu bölgede, bu caddede her gün bir maddi hasarlı kaza ya da en az yaralamalı, hatta ölümlü kazalar oluyor.

Mesela geçen haftaki kazada 27 yaşındaki bir kadın kardeşimiz feci şekilde hayatını kaybetmişti.

Bu kaza sosyal medyada, yerel basında hatta ulusal basında bile fotoğrafları ve görüntüleriyle yer aldı.

Mesela ulusal bir haber sitesi haberi aynen şöyle veriyordu:

“Konya'da feci kaza!

Cipin çarptığı Ayşenur hayatını kaybetti.

Konya'da yolun karşısına geçerken cipin çarptığı Ayşenur Can (27) yaşamını yitirdi.

Kaza, saat 12.00 sıralarında merkez Selçuklu ilçesi Yeni Sille Caddesi'nde meydana geldi. Ramazan O. (23) idaresindeki cip, yolun karşısına geçmek isteyen Ayşenur Can’a çarptı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Kısa sürede olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde Ayşenur Can’ın hayatını kaybettiğini belirledi.

Polis, yaptığı ilk incelemede sürücünün yaklaşık 100 metre ileride durduğunu ve Ayşenur Can’ın çarpmanın etkisiyle bir süre aracın kaputu üzerinde gidip düştüğünü belirledi.

Can'ın cenazesi, otopsi için Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı.

Sürücü Ramazan O.’nun gözaltına alındığı kazayla ilgili soruşturma sürüyor.”

……..

Şimdi belediye yöneticileri, emniyet görevlileri, şehrin trafiğinden sorumlu seçilmiş ve atanmış kim varsa bir daha düşünsünler.

Kafasında “ACABA MI?” diye soru işareti olanlar da sadece kayıtlara geçmiş, tarafların anlaşarak emniyete yansıtmadıkları maddi hasarlar dâhil her şeyi araştırabilirler.

…..

Yine bu yol ile ilgili resmi bir rakam daha paylaşalım.

Geçtiğimiz yıl Büyükşehir Belediyesi bu yolu kaç aracın kullandığı, Sille’ye kaç aracın girdiği ile ilgili bir anket, araştırma ve istatistik raporu tutmuştu.

O günlerde bana ulaşan rakam;

“Bir pazar günü Sille’ye 40.000 araç girdi” şeklindeydi.

Bu yolun her geçen gün, her ay nasıl yoğunlaşacağına ve yoğunlaşmakta olduğuna dikkatinizi çekmek için bunları paylaşıyorum.

…..

Konuyu nereye getirmek istiyoruz?

Diyoruz ki;

Böylesine insan, konut ve trafikteki araç, bisiklet, motor sayısının tahminlerin çok ötesinde arttığı,

Yine bu yol üzerinde yapılan konutların hepsinin alt katlarının iş yeri ruhsatı alarak vatandaşların giriş çıkışlarına ve karşıdan karşıya geçişlerine neden olacağını hesaplayarak,

Bu yol böyle iki şerit gidiş, iki şerit geliş olarak kalırsa,

Kalırken de seyretmeye devam edilirse,

Bugünden tarihe not düşüyoruz ki;

YENİ SİLLE CADDESİ
KONYA’NIN YENİ ÖLÜM
CADDESİ OLACAKTIR.

Cenab-ı Allah bizleri bu tür kazalardan ve tehlikelerden korusun inşallah.

………………..

DEMİRYOLU CADDESİ’NDE
CANIMIZIN YANMASINI İSTEMİYORSAK,
BAŞKASININ CANINI
YAKMAK İSTEMİYORSAK…

Trafik demişken, salı günü akşam bu şehirde çok önemli bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olan hukukçu abimden şöyle yazılı bir rica alıyordum:

“Güzel abim selamünaleyküm, umarım iyisindir.

Uzaktan da olsa sosyal medyadan takip ediyorum.

Her şey gönlünce olsun.

Uğur abi, yıllardır vatandaşın gözü kulağı oldun.

Çok dikkatimi çeken bir husus var ki;

Abi ben Meram Belediyesi yanındaki Park Mahal Sitesi’nde oturuyorum.

Hemen dibimizde malum demiryolu hattı var.

O arka taraftaki cadde maalesef ince, uzun bir cadde.

Ama çok kontrolsüz.

Özellikle gençler gündüz akşam demeden aşırı süratli hareket ediyorlar.

Değerli abim, bu konuyu, bu caddeyi, bu tehlikeyi Allah rızası için bir dile getirsen ya.

Senden ricam Allah rızası için.

Korkum ve endişem odur ki onlarca çocuğumuz, yavrumuz, gencimiz var.

Kimsenin burnunun kanamasını istemiyorum.

Seni de takip ederler.

Seni de bizden ziyade dikkate alırlar.

Sevgili abim, değerlisin, seviliyorsun.

Allah’a emanetsin.”

………………

Bu duyarlı, hassas ve güzel yürekli başkanımın insanlık adına, insanlarımız ve canlarımız adına gelen feryadına kulak verin.

Burayı ben de biliyorum.

Geceleri kullanmıyorum ama gündüzleri kullanmaya çalıştığım zaman inanın o kadar kontrolsüz, o kadar başıboş bir cadde ki...

Burası için Allah cümlemizi ama cümlemizi korusun inşallah.

………………..

ASGARİ ÜCRET
NİYE DİLİNE
DOLANMAZ HOCAM?

Şimdi aşağıdaki yorumu ben yazsam belli bir kesim, özellikle de muhafazakâr ve mukaddesatçı kesim beni linç eder.

Ama uzun yıllar Konya’da eski Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Halil Ürün Bey’in A takımından, başkanın beyni, hafızası, eli, ayağı ve gözü olan isimlerden Ahmet Şükrü abimiz bakın nasıl muhteşem bir yorum yapıyor ve bunu da bizlerle paylaşıyordu.

……….

ASGARÎ ÜCRET NEDEN DİLİNE DOLANMAZ HOCAM?

Ahmet Şükrü Kılıç

Bir çağın hangi günahı işlediğini anlamak istiyorsanız, hangi meseleler karşısında sustuğuna bakın.

İnsan bazen söylediği sözlerle değil, kaçındığı cümlelerle ele verir kendini.

Çünkü suskunluk da bir dildir; kimi zaman vaazdan daha yüksek sesle konuşur.

Bu çağda birçok kişi Hz. Muhammed’i anlattığını söyledi. Fakat O’nu anlamaktan çok küçülttü.

Kimi O’nu yalnızca bir postacıya indirdi, kimi kendi postacılığına peygamberlik gölgesi aradı. Kur’an’ı hayattan kopardı, hayatı da Kur’an’dan.

Böylece ortaya ne vahyin dönüştürdüğü bir toplum çıktı ne de toplumun içinden yükselen bir adalet arayışı.

Kutup dairelerinde güneşin batmadığı günlerde namazın nasıl kılınacağını saatlerce konuştular. Fakat güneşin altında ömrünü tüketen işçilerin neden insanca yaşayamadığını hiç konuşmadılar. Ayetlerin gramerini ezberlediler, insanın çığlığını unuttular. Kelimelerin köklerine indiler ama alın terinin kaynağına hiç bakmadılar.

Oysa din, göğe yükselen dualardan önce yeryüzünde kurulan adaletle ilgilenir.

Çünkü adalet olmadan dua da eksik kalır, ibadet de.

Namazın farzlarını anlattılar; sabah ezanından önce kalkıp üç vasıta değiştirerek işe giden emekçinin yorgunluğunu anlatmadılar. Orucun hükümlerini saydılar; iftar sofrasına koyacak ekmeği hesaplayan babaların sessiz matemini görmediler.

Tesettürü konuştular; pazardan eli boş dönen annelerin mahcubiyetini konuşmadılar. Sakalı ölçtüler; maaşı ölçmediler. Paçayı tartıştılar; pazarı tartışmadılar.

Çünkü biçimler her zaman daha güvenlidir.

Biçimler insanı rahatsız etmez. Adalet ise rahatsız eder.

Adalet hesap sorar.

Adalet insanın cebine, kasasına, maaş bordrosuna, ticaretine, konforuna dokunur.

Bu yüzden tarihin bütün ayrıcalıklı sınıfları adaletten korkmuştur.

Bir toplumun en büyük felaketi dine düşman olanlar değil, dini zararsız hâle getirenlerdir. Çünkü düşmanlık dikkat çeker;

fakat ehlileştirilmiş hakikat sessizce öldürür.

Dini yalnızca bireysel ritüellere indirgeyen anlayış, onu zulme karşı konuşamaz hâle getirir. Böylece camiler büyürken vicdanlar küçülür.

Kubbeler yükselirken ahlâk alçalır. Minareler çoğalırken merhamet eksilir.

Tefsir halkalarında bir kere olsun “Yanında çalışan işçiye hakkını tam veriyor musun?” sorusu yankılanmadı.

Hadis derslerinde “Ben bugün kimi mağdur ettim?” muhasebesi yapılmadı.

İnsanlar Peygamber’in sakal telini konuşurken,

O’nun adaletini hayatlarından çıkardılar.

Belki de çağımızın en büyük putu paradır.

Fakat para tek başına put olmaz. Onu putlaştıran korkudur. Makamını kaybetme korkusu, çevresini kaybetme korkusu, imtiyazlarını kaybetme korkusu…

İnsan bazen Allah’a değil, sahip olduklarına kulluk eder.

İsrailoğulları'nın din adamları da böyleydi.

Bilgileri vardı fakat yükleri yoktu. Halkı yönetiyorlardı fakat halkın acısını taşımıyorlardı.

Fakirin duasını değil, zenginin sofrasını tercih ediyorlardı.

Tarih boyunca hakikatin karşısına geçenlerin çoğu bilgisizlerden değil, bilgisini menfaate dönüştürenlerden çıktı.

Bugün de değişen çok şey yok.

Bir emeklinin torununa bayramlık alamadığı bir dünyada refah nutukları dinliyoruz.

Bir işçinin ay sonunu getiremediği bir düzende bereket konuşmaları yapılıyor.

Çocuklar büyümeden yoksulluğu öğreniyor, büyükler yaşlanmadan umutsuzluğu…

Sonra birileri çıkıp bunun kader olduğunu söylüyor.

Hayır.

Kader, adaletsizliği kutsamak için kullanılacak bir sığınak değildir.

Bu din kuru metinler için değil, yaşayan insanlar için gönderildi. Bu din, güçlünün daha güçlü olması için değil, güçsüzün ezilmemesi için geldi.

Bu din, insanın Allah’tan başkasına boyun eğmemesi için geldi.

Bir çocuğun süt isteyemediği, bir annenin pazarda mahcup olduğu, bir babanın maaş gününü korkuyla beklediği yerde konuşulmayan din eksiktir.

Adalet yoksa tefsir müfredattır.

İhlas yoksa hadis anekdottur.

Vicdan yoksa dindarlık yalnızca kutsallaştırılmış egodur.

Yaşanmayan hiçbir inanç, yaşatan bir umut olamaz.

Siyasilerin, patronların, güç sahiplerinin bir selamını cennet serinliği gibi karşılayanların; Allah’ın kullarına karşı taşıdığı sorumluluğu da bir gün hatırlaması gerekir.

Çünkü kıyamet günü insanlar ne kadar namaz kıldığımızı değil, yeryüzünde kimin yükünü hafiflettiğimizi de konuşacaklar.

Asgari ücret neden diline dolanmaz hocam?

Yoksa diline dolanırsa, yanında oturduğun sofralar mı dağılır?

Dönüp dolaşıp aynı cümleyi kurmak zorunda kalıyorum;

en iyi patron yine de devlet!

……..

Konya’nın, Ankara’nın ve daha büyük kesimlerin; Milli Görüş’ün yazan, düşünen, sorgulayan ve AK Parti’nin kuruluşuyla birlikte yaptığı yorumlar ve kaleme aldığı yazılarla tamamen AK Parti iktidarlarının yanında olan değerli Ahmet abimin bu sitem dolu yazısını paylaşırken, yazıya da şapka çıkardığımı söylemek istiyorum.

Benim Ahmet abi ve dostları kadar dinî temel bilgilerim olmadığı için yorum yapamıyorum ama anladıklarıma sizin de pek çoğunuzun katılacağınıza inanıyorum.

……………….

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Kazalar, çiğnenmiş kuralların intikamıdır.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bayan sürücüler, belirtilen süratin çok daha altında sol şeridi kapatarak ilerlemek gibi yanlış ve kötü alışkanlıklarından vazgeçtikleri zaman daha iyi ADAM oluruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız