COP31 ve Türkiye’nin Liderlik Rolü
Küresel iklim diplomasisinin en büyük organizasyonu olan bu zirve, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya EXPO alanında gerçekleştirilecek. Zirvenin resmi yasal çerçevesi, Haziran 2026'da Bonn'da imzalanan COP31 Ev Sahibi Ülke Anlaşması ile kesinleşti.

Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Başkanı olarak görevlendirildi. Genel oturumlar Antalya'da düzenlenirken, dünya liderlerinin katılacağı üst düzey Liderler Zirvesi'nin İstanbul'da yapılması planlanıyor. Organizasyona 196 ülkeden 80 bini aşkın delege, sivil toplum temsilcisi, aktivist ve uzmanın katılması bekleniyor.
COP Nedir?
COP (Conference of the Parties), yani Taraflar Konferansı, Birleşmiş Milletler’in 1992 yılında kabul ettiği İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi uyarınca her yıl düzenlenen küresel bir iklim zirvesi. Bu toplantıların amacı, dünyanın neredeyse tüm ülkelerini bir araya getirerek iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmek.
İlk COP, 1995 yılında Almanya’nın Berlin kentinde yapıldı. O günden bu yana her yıl farklı bir ülkede toplanan COP zirveleri, devletlerin sera gazı emisyonlarını azaltma, iklim finansmanını artırma ve iklim adaletini sağlama konularında müzakere yürüttüğü en önemli uluslararası platform oldu.

1997’de Kyoto Protokolü ve 2015’te Paris Anlaşması gibi dönüm noktası sayılan kararlar da bu süreçlerin sonucunda ortaya çıktı. COP toplantıları bugün hâlâ, ülkelerin iklim hedeflerini güncellediği, bilimsel veriler ışığında yeni taahhütlerde bulunduğu ve gezegenin geleceğini şekillendiren en büyük diplomatik buluşma olma özelliğini koruyor.
Türkiye Neden COP31’e Ev Sahipliği Yapıyor?
Türkiye, iklim risklerine karşı hassas; sıfır atık ve döngüsel ekonomi alanında küresel ölçekte liderliğiyle tanınan, sürdürülebilir kalkınmayı merkeze alan bütüncül çözümler geliştiren bir ülke. Sıfır Atık girişimi aracılığıyla Türkiye; ulusal politikaları, uluslararası savunuculuğu ve toplumsal dönüşümü bir araya getiren, dünyaya örnek teşkil eden dönüştürücü bir sürdürülebilirlik modeli ortaya koyuyor.
COP31’e ev sahipliği yapmak, Türkiye’nin iklim diplomasisindeki liderliğini güçlendirirken; küresel bir sıfır atık öncüsü olarak konumunu pekiştirmekte ve iklime dirençli kalkınma hedefleri doğrultusunda bölgesel ve uluslararası iş birliğini hızlandırmakta.
Türkiye, iklim politikalarını 'Yeşil Kalkınma Devrimi' vizyonuyla yeniden ele alıyor. Doğayla uyumlu üretim ve kaynak verimliliği ön planda. Atığın kaynağında azaltılması, Sürdürülebilir şehirler, gıda ve su güvenliği, ekonominin döngüsel modele geçişi ana başlıklar arasında yer alıyor.
Hanımefendi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlayan Sıfır Atık Hareketi, BM tarafından kabul edilen küresel bir modele dönüştü. Türkiye, bölgesel iş birliklerini güçlendiren, çözüm odaklı müzakere tarzıyla gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında köprü kuran bir aktör oluyor.
Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek olan COP31 Zirvesi'nin temel gündem maddeleri; iklim finansmanına erişim, somut "Eylem Gündemi" hedefleri, Ulusal Katkı Beyanları (NDC'ler), Akdeniz bölgesi odaklı uyum stratejileri, teknoloji transferi ve şeffaflık olacak.
Zirvenin öne çıkan temel hedefleri :
●Ülkelerin 2035 yılına yönelik daha iddialı ve şeffaf sera gazı azaltım hedefleri sunması
●Yeni Küresel Niceliksel Hedef (NCQG) çerçevesinde, gelişmekte olan ülkelerin yeşil dönüşümü için trilyonlarca dolarlık finansmanın sağlanması ve fon mekanizmalarının netleştirilmesi
●COP28'de alınan fosil yakıtlardan uzaklaşma kararlarının somut takvimlere, eylemlere ve küresel politikalara dönüştürülmesi
● İklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine karşı ülkelerin uyum kapasitesini ölçülebilir ve izlenebilir çerçevelerle hayata geçirilmesi
●Paris Anlaşması'nın karbon piyasalarına yönelik kurallarının tam olarak işletilmesi ve iklim krizinden en çok etkilenen savunmasız ülkelere yönelik kayıp-zarar fonlarının aktif hale getirilmesi
Paris Anlaşması gibi önceki zirvelerde alınan kararlar, küresel ölçekte yasaları ve ekonomik dönüşümü doğrudan etkiledi. COP31’in de benzer şekilde yeni nesil iklim politikalarına yön vermesi bekleniyor.