GÜVENLİKMİ, AYRIMCILIKMI ?
2026 Dünya Kupası yaklaşırken, futbolun önüne geçen konu ne saha içi performanslar ne de yıldız oyuncular oldu. Tartışmaların merkezinde bu kez ABD havaalanları ve sınır kapıları var.
Uluslararası basında yer alan haberlere göre bazı futbolcular, hakemler, federasyon yetkilileri ve taraftarlar ABD’ye giriş sırasında uzun sorgulamalara tabi tutulduklarını, ek güvenlik kontrollerinden geçirildiklerini ve bazı durumlarda ülkeye girişlerine izin verilmediğini öne sürüyor.
En çok konuşulan örneklerden biri Somalili FIFA hakemi Omar Abdulkadir Artan’ın durumu oldu. Geçerli vizesine rağmen ABD’ye girişine izin verilmediği ve bunun güvenlik gerekçeleriyle açıklandığı haberlerde yer aldı. Benzer şekilde bazı ülkelerden gelen görevlilerin de daha detaylı incelemelerden geçirildiği iddia ediliyor.
Bu haberler doğal olarak eleştirileri beraberinde getirdi. FIFA çevrelerinden, bazı federasyonlardan ve insan hakları savunucularından gelen açıklamalarda, Dünya Kupası gibi küresel bir organizasyonda görev alan insanların milliyetlerine bakılmaksızın eşit ve adil muamele görmesi gerektiği vurgulandı.
Ancak olayın diğer tarafını da görmezden gelmemek gerekiyor.
ABD makamları ise uygulamaların belirli kişilere yönelik değil, ulusal güvenlik ve göç mevzuatı kapsamında gerçekleştirildiğini belirtiyor.
Yetkililere göre bir vize, ülkeye giriş garantisi anlamına gelmiyor. Son değerlendirme sınır görevlileri tarafından yapılıyor ve bu uygulama sadece Dünya Kupası’na gelenler için değil, ülkeye giriş yapan herkes için geçerli.
Dahası, sosyal medyada hızla yayılan her görüntünün gerçeği tam olarak yansıtmadığı da ortaya çıktı.
Örneğin Senegal Futbol Federasyonu, çok konuşulan bir havaalanı videosundaki işlemlerin olağan güvenlik prosedürleri olduğunu ve herhangi bir ayrımcı uygulama yaşanmadığını açıkladı.
Burada temel soru şu:
Bir Dünya Kupası ev sahibi ülkesi, güvenlik konusunda ne kadar risk alabilir?
Milyonlarca taraftarın, binlerce görevlinin ve yüzlerce takım mensubunun hareket halinde olacağı böylesine büyük bir organizasyonda güvenlik tedbirlerinin artırılması aslında şaşırtıcı değildir.
Özellikle günümüz dünyasında terör tehdidi, uluslararası suç örgütleri, yasa dışı göç ve küresel güvenlik riskleri devletlerin sınır kontrollerini daha hassas hale getiriyor.
Elbette bu durumun bir sınırı vardır.
Güvenlik tedbiri ile İNSAN ONURUNU zedeleyen uygulamalar arasındaki çizgi asla aşılmamalıdır.
Bir hakem, futbolcu veya taraftar hangi ülkeden gelirse gelsin saygılı ve hukuka uygun muamele görmelidir.
Bu, modern devlet olmanın temel şartıdır.
Ancak gazetelerde yer alan tüm haberler birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan genel tablo şudur:
ABD, Dünya Kupası öncesinde güvenlik konusunda hata yapma riskini minimuma indirmeye çalışıyor.
Bu yaklaşım eleştirilebilir.
Fazla sert bulunabilir.
Hatta bazı uygulamalar haklı olarak sorgulanabilir.
Fakat görünen o ki yada anlayabildiğim kadarı ile ABD’nin önceliği, “önce güvenlik” anlayışıyla hareket etmek.
Çünkü büyük organizasyonlarda bazen başarı, yaşanan olaylarla değil, yaşanmasına izin verilmeyen olaylarla ölçülür.
Ve güvenlik söz konusu olduğunda devletler genellikle tek bir soru sorar:
“Yeterince tedbir aldık mı?”
Çünkü eksik tedbirin faturası ağırdır.
Fazla tedbirin ise çoğu zaman sadece eleştirisi yapılır…