Konya
Açık
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,1665 %0.07
53,4374 %0.28
6.024,29 % -0,24

Sevginin Uğramadığı Kalplere Veda

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İnsan bazı insanlardan bir anda vazgeçmez. Bir sabah uyanıp da içinde taşıdığı sevgiyi kapının önüne bırakmaz. Vazgeçmek, uzun süren bir yorgunluğun son durağıdır. Defalarca kırılıp yine de kalmanın, defalarca görmezden gelinip yine de anlamaya çalışmanın, her şeye rağmen sevgiyi korumaya uğraşmanın ardından gelen sessiz bir kabulleniştir. Çünkü insan, gerçekten sevdiği birinden kolay kolay gitmez. Önce eksilir, sonra yorulur, ardından susar. İçinde büyüttüğü umutlar birer birer sönerken bile son bir ışık arar. Belki değişir diye bekler, belki bir gün anlar diye düşünür, belki de verdiği değerin karşılığını görebileceğine inanmak ister. Fakat bazı insanlar vardır ki ne kadar sevilirlerse sevilsinler, sevgiyi anlamayı başaramazlar. Onlara uzatılan elleri fark etmez, onlar için çarpan kalpleri duymaz, kendileri için verilen mücadelelerin ağırlığını hissetmezler. Çünkü sevgi, yalnızca almakla öğrenilebilecek bir şey değildir; sevmeyi bilmek de bir olgunluk ister.

 

İşte insanı en çok yaralayan da budur. Birinin sizi sevmemesi değil, sevginizin kıymetini bilmemesidir. Çünkü sevilmemek bir eksiklik değildir, herkes herkesi sevmek zorunda değildir. Ama bir kalbin tüm samimiyetiyle sunduğu sevgiyi görmezden gelmek, onu sıradanlaştırmak, onu değersiz hissettirmek derin izler bırakır. İnsan o zaman kendini sorgulamaya başlar. Acaba daha mı fazla çabalamalıydım diye düşünür. Daha anlayışlı olsaydım, biraz daha sabretseydim, biraz daha bekleseydim her şey değişir miydi diye sorar kendine. Oysa çoğu zaman cevap çok daha basittir. Bir çiçeği ne kadar sularsanız sulayın, kök salmak istemeyen bir yerde büyümez. Ne kadar emek verirseniz verin, sevgiyi anlamaya niyeti olmayan bir kalpte karşılık bulmaz. Bazı insanlar hayatımıza sevgiyi çoğaltmak için değil, sevginin değerini öğretmek için gelir. Onların yanında verdiğimiz mücadele aslında onlara ulaşmak için değil, kendi içimizdeki gücü keşfetmek içindir. Çünkü insan en çok kırıldığı yerlerde tanır kendini. Ne kadar dayanabileceğini, ne kadar sabredeceğini, ne kadar affedebileceğini görür. Fakat her şeyin bir sınırı vardır. Sevgi fedakârlık ister ama kendinden vazgeçmeyi değil. Anlayış ister ama sürekli susmayı değil. Emek ister ama tek taraflı bir savaş vermeyi değil. Bir noktadan sonra insan, karşısındaki kişiyi kaybetmekten çok kendini kaybetmekten korkmaya başlar. İşte gerçek vazgeçiş de tam o noktada başlar. Sevmeyi bilmeyenlerden vazgeçmek, onları hayatımızdan çıkarmaktan çok kendimizi yeniden hayatımıza almaktır. Sürekli kırılan taraf olmaktan yorulan kalbimizi dinlemektir. Bir başkasının sevgisizliği yüzünden kendi değerimizi unutmayı reddetmektir. Çünkü bazı insanlar için ne yaparsanız yapın eksik kalırsınız. Onlar sizin verdiğiniz sevgiyi değil, veremediğiniz şeyleri görürler. Yaptığınız fedakârlıkları değil, yapamadıklarınızı hatırlarlar. Onların gözünde hiçbir zaman yeterince iyi olamazsınız. İşte bu yüzden bazen gitmek bir yenilgi değil, insanın kendine duyduğu saygının en güçlü hâlidir. Sonra bir gün, uzun zamandır taşıdığınız yükü omuzlarınızdan bırakırsınız. İçinizde büyük bir öfke olmaz belki, büyük bir nefret de olmaz. Sadece derin bir yorgunluk ve sessiz bir fark ediş kalır geriye. Anlarsınız ki bazı kapıları çalmaya devam etmek, içeride kimsenin olmadığını bile bile beklemekten başka bir şey değildir. Ve insan, kendisini sürekli değersiz hissettiren bir yerde ne kadar kalırsa kalsın, orayı yuva yapamaz. Çünkü yuva; sevginin küçümsenmediği, varlığın yük değil kıymet olduğu yerdir. 

 

Bugün geriye dönüp baktığımda, sevmeyi bilmeyenlerden vazgeçmenin bir kayıp olmadığını görüyorum. Asıl kayıp, sevgisini hak etmeyen insanların yanında kalmaya devam etmekmiş. Çünkü kalp yorulur, umut yorulur, insan yorulur. Fakat kendine dönebilen bir kalp yeniden iyileşir. Ve bir gün anlar ki bazı vedalar, bitiş değil başlangıçtır. Bazı insanlar giderken içimizde boşluk bırakır, bazıları ise gittiklerinde nefes alacak yer açarlar. Sevmeyi bilmeyenlerden vazgeçmek de işte böyle bir vedadır; sevgiden değil, sevgiyi değersizleştiren insanlardan uzaklaşmaktır. Çünkü sevgi, kendisini anlayan kalplerde büyür. Kıymeti bilinmeyen yerde ise yalnızca yorulur.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız