Konya
Parçalı az bulutlu
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,1028 %0.12
53,2324 %0.25
6.426,10 % 0,26

CEBİMDEKİ GÜVERCİN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Viktor, Almanya’nın Mainz şehrinin küçük bir kasabasında doğdu. Çocukluğu kırlarda koşarak geçti. Çiftçilikle ve hayvancılıkla uğraştı. Şiire meraklıydı, çok duygusaldı. Babası sürekli ona; “Bu dünya kırılganlar için bir cehennem olur. Yol yakınken vazgeç” deyip duruyordu. Ama değişmeye niyeti yoktu küçük Viktor’un… Zaten değişmeye fırsat bulamadan da bu dünyadan göçüp gidecekti. Artık yeteri kadar süt vermediği için ineklerinden birisini satmak zorunda kaldılar. Viktor günlerce yas tuttu arkasından. Öyle bir çocuktu işte…

Kuşlara ayrı bir ilgisi vardı. Onlarla konuşur, şarkılar söylerdi. Dünyanın en karanlık çağında, bir masal kentinde yaşıyordu sanki. Dostoyevski’nin de dediği gibi; “Hayat, bakış açısına göre değişir yalnızca” 

1941 yılının sonbahar mevsiminde, henüz on altı yaşına yeni girmişken askere çağırıldı. Gitmek istemedi, hem de hiç… Ancak başka şansı da çaresi de yoktu. Bir sabah askeri bir birlik gelip onu aldı, kopardı yuvasından. Bu ailesini, hayvanlarını, ağaçları, nehri, dağları son görüşüydü. 

Rusya’nın Rostov kentine gitti, Alman ordusuyla birlikte. 12 Eylül 1941 Yılında Rostov Muharebesi başladı. Aylarca sürdü. Henüz yaşı küçük olduğu için pek çatışmalara sokmuyorlardı onu. Daha çok geri hizmette duruyor, askerlere yiyecek ve su dağıtıyor, ayak işlerine bakıyordu. Boş kaldığı her anda da ailesine, kuşlara, köyüne mektup yazıyordu. Şiirler yazıyordu geceleri, yıldızların gölgesi altında. Rostov’un güneyinde küçük bir kasabayı ele geçirdi Alman ordusu. Buradan da merkeze ilerleyip, kızıl orduyu yeneceklerini düşünüyorlardı. Planlar yapıldı, yeminler edildi. Ancak bir sorun vardı. Bu kasabada yüzlerce güvercin yaşıyordu. Gökyüzünde özgürce uçuyorlardı. Pek alışık değildi insanlık özgür olanı görmeye. Şaşırdılar, öfkelendiler.  Bu güvercinlerin kızıl orduya haber taşıyabileceği düşüncesiyle ortadan kalkmasını istediler. Bu dünyanın en zor işini, en kolay iş düşüncesiyle Viktor’a verdiler. Görevi güvercinleri yok etmekti. Oysa Viktor kimseyi öldüremezdi, hele ki kuşları asla… Gece boyunca düşünüp durdu. “Keşke onların dilinden anlasaydım” diye geçirdi içinden. O zaman onlara durumu anlatırdım, başka bir yere gitmelerini sağlardım. Ancak bilirdi ki, kuşlar da göç etmeyi sevmiyordu. Göç etmeyi, alıştığı yerden gitmeyi kim ister ki? Bizler, sadece insanların duyguları olduğunu ve bütün özel şeylerin bize sunulduğunu sanıyoruz. Öylesine cahil ve kötüyüz ki… 

Yapmadı, yapamadı görevini Viktor. Bulduklarını da köyün gizli bir yerinde sakladı üstelik. 

Durum anlaşıldı. Nazi subayı öfkeden deliye dönmüştü. Kuşları sakladığı yeri bulup beylik tabancasıyla bütün güvercinleri öldürdü. Sonra da Viktor’u alıp köyün meydanında görevini yerine getirmediği için emre itaatsizlikten kurşuna dizdirdi. Viktor kanlar içinde yere yığıldı. Sırtını yıkılmış bir evin duvarına yasladı ve oracıkta hayata gözlerini yumdu. Montunun iç cebinden, henüz birkaç haftalık bir güvercin çıkıp gökyüzüne havalandı. Özgür olduklarını düşünen insanlığa gökyüzünden bakıp, onlara acıyarak kaybolup gitti.

Her şey kaldığı yerden devam etti. İkinci dünya savaşında yaklaşıl elli milyon insan hayatını kaybetti. Yaklaşık yetmiş milyon insan sakat kaldı. Evler şehirler yıkıldı. Yüz milyona yakın hayvan can verdi. Altı buçuk milyon Yahudi katledildi. Gaz odalarında can verdiler. Peki sonuç ne oldu? İnsanlık hiçbir şey olmamış gibi yaşamına devam etti. Olan yoksula, insanlığa oldu. Bugün hala devam ediyor savaşlar. Hastaneler bombalanıyor, çocuklar ve kadınlar öldürülüyor. Dünyanın gözünün içine baka baka soykırımlar yapılıyor. İnsanlık bir türlü şu gerçeği anlamıyor, anlamak istemiyor. Ya da işine gelmiyor. Savaşın kazanını olmaz sadece kaybedeni olur. 

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız