HANİ 1+1 DAİRELER FUHUŞA SEBEPTİ !!!
Şimdi bazı okurlarımız haklı olarak bana sitem ediyorlar, kızıyorlar, eleştiriyorlar.
Mesela dün bir okurumuz demiş ki:
“Yav dede, bir gün diyorsun bilmem ne kaç para olmuş, sonra diyorsun halk çok mutlu.
Hem nalına hem mıhına gidiyorsun.
Hangisine inanalım?”
……
Vallahi okuyucumuz %100 haklı.
Ben bile kendi halime inanamıyorum ki.
Ben bile kendi gölgemden korkar hâle geldim.
Ben bile kimin dediği doğru, kimin dediği yanlış, kim doğru yapıyor, kim yanlış yapıyor; inanın çözemiyorum.
Tamam, millet değişti, vatandaş değişti, ben de değiştim.
Değiştik de ne oldu?
Hangi durumdayız, neredeyiz, hangi saftayız?
Bilen, anlayan var mı?
Yani kendi adıma söyleyeyim o zaman, yemin ediyorum maymuna döndük (!).
Mesela neyin ne olduğunu şu konuda anlamıyorum.
Siz anlıyorsanız buna yorum yapın.
On yıl olmamıştır.
Hadi diyelim ki on yıl.
Bizim Konya’da görünen güçle görünmeyen o siyasi, ekonomik güç; özellikle Selçuklu bölgesinde yapılan ve peynir ekmek gibi satılan 1+1 dairelere karşı gizli, görünmeyen müthiş bir savaş açmışlardı.
Bunun gerekçesi neydi?
“1+1 daireler fuhuş için uygundu, ucuzdu; o maksat için kullanışlıydı.
Parası olan da bu 1+1 daireleri alıyor, kendilerince zevklerine, fantazilerine göre kullanıyorlardı.
Parası olmayanlar da mecburen bu daireleri alıyor ya da kiralık olarak kullanıyorlardı.”
……
1+1 daireler aslında gençler için de biz yaşlılar için de en uygun, en ideal olan dairelerdi.

Şimdi diyeceksiniz ki niye?
Hep derim, hep diyeceğim; ısrarla ve inatla da onu ispatlayacağım.
Konya’da görünmeyen para, İstanbul’dan sonra Türkiye’de ikinci sırada.
İnanmayan zenginler gitsin, paralarını yatırdıkları, dövizlerini yatırdıkları, altınları için kasalarını kiraladıkları bankaların müdürlerine sorsunlar.
Bir ara bir zengin iş adamımız şikâyetçi oluyordu:
“…… bankada kiralık kasa kalmamış.”
…..
Hani şu Amerikan-İran savaşı başlamıştı ya, o sıralarda da altın inip çıkıyor, yükseliyordu.
Benimle yaşıt iş adamı bir abimle çay kahve içiyoruz. Sohbet sonrasında sordu:
“Senin çok tanıdığın dövizci, altıncı vardır.”
“Evet abi var, ne istiyorsunuz?” diye sordum.
“Bizim hatun bugün 2,5 kg altın alabilmiş, piyasada altın yokmuş.”
Demez mi?
Birden ağzımdan bir küfür çıktı.
Abimiz bozuldu:
“Kime küfür ettin?”
Hemen toparladım:
“Abi, bu altıncılara küfrediyorum. Nasıl altın olmaz piyasada, bilerek mi satmıyorlar? Demek ki çok para kazanacaklar,” falan diyerek kıvırdım.
Yemin ediyorum bizde öyle bir para var ki, duyduklarıma ben bile inanamıyorum.
Neyse, konuyu dağıtmayalım.
Haaa, küçük bir detay: Bu paralı pullu dediklerim hep ticaret yapıyorlar, üretim yapıyorlar ya; bugünlerde hepsi ağlıyor.
Ya “sıcak para yok, para dönmüyor” diyorlar
ya da “parayla hammadde bulamıyoruz.
Şu savaş bir an önce bitse de işimize gücümüze baksak” diyorlar.
….
Biz yine dönelim şu bizim 1+1 daire işine.
Sonuçta parası olan fantazisi için, parası olmayan gariban da “ucuz 1+1 bile çok büyük nimet” deyip şükrederek o günlerde bu dairelere ilgi gösteriyorlardı.
Ama elbette şehri yöneten üst akıl, “kendi elimizle fuhuş yapacaklara ev yaptırmayalım” diye tekrar 2+1’e döndüler.
Oysa bu şehirde 10+1’de oturan karı koca, iki çocuklu aileleri de biliyorum.
Kimse alınmayacak, gocunmayacak; biz Konyalılar “gubuzluğu” çok severiz.
İhtiyacımız olmasa da gösteriş için ne kadar büyükse bizim için en iyisi odur.
……
Malum, geçenlerde bu sütunlarda yine dile getirdik, gazetemizde manşet yaptık.
Gerçi diğer yerel basın organları da yazdılar.
KOMÜT Başkanı Sayın Adem Bulut, düzenlemiş olduğu basın toplantısında şehrimizde inşaat sektörünü özetlemişti.
Başkan da bu basın toplantısında 1+1 dairelere dönüleceğini ve bu dairelere ilginin çok olduğunu söyleyince, o gün aklıma gelmişti ama pek önemsememiştim.
Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul’da yapılan, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Çevre Bakanı Sayın Murat Kurum’un törenle kura çekimi yaptıkları törende açıklanan konuşmalarda da 1+1 dairelerin yapılacağını duymuştum.

Sonra arama motoruna girdim, bu konuda ulusallarda çıkan haberin şu satırlarına ulaştım:
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, nüfus politikalarıyla ilgili yaptığı konuşmada,
‘İnşaat sektörü artık 4+1 veya 3+1 değil, daha ziyade stüdyo tarzı 1+1 konutlar yapmaya yöneldi.
Asıl tehlike burada.
Çünkü gençler tek başlarına yaşıyor ve 1+1 ev onlara yetiyor’ dedi.
TOKİ'nin konut seferberliği için başlattığı yeni projesinde evlerin 1+1 olduğu öğrenildi.
2025 Nisan’da Erdoğan, nüfus düşüşü ile ilgili yaptığı bir konuşmada,
‘İnşaat sektörü artık 4+1 veya 3+1 değil, daha ziyade stüdyo tarzı 1+1 konutlar yapmaya yöneldi.
Asıl tehlike burada.
Çünkü gençler tek başlarına yaşıyor ve 1+1 ev onlara yetiyor’ dedi.”
……
Evet, Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği doğru mu?
Doğru.
Şehrimizde bile benim tanıdıklarım arasında kendi ayakları üzerinde duran çocuklar; ama okullarını bahane ediyorlar, ama iş yerlerinin uzaklığını bahane edip annelerinden babalarından ayrı yaşıyorlar.
Bunu söylerken de ne kimseyi kınıyorum ne de kimseye kızıyorum.
Benim çocuklarımın ve geleceğimizin ne olacağını bile bilmiyorum; üstelik korkuyorum. Aynı durumu ben de her an yaşayabilirim.
Ama geldiğimiz noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın dikkat çekip tehlike olarak gösterdiği konu, sonuçta TOKİ eliyle yeniden yapılıyor.
Bu şehrin en muhafazakâr iş adamlarından, inşaatçılarından Adem Bulut Bey bile 1+1’e dönüşün sinyalini verip söylüyorsa; ama ekonomik gerekçelerden, ama fantazi gerekçesiyle, ama kaybetmekte olduğumuz çocuklarımızın istekleri doğrultusunda yeniden 1+1 gerçeğine dönüyoruz.
Tekrar söylüyorum, bizim gibi yaşlılar için 1+1’ler en ideal evler.
Gerisini bilmem, anlamam da.
Yalnız şu anda devletin en üstünden en altına, iş dünyasının en muhafazakâr kesiminden en sosyaline geldiğimiz nokta bizi 1+1 gerçeğine döndürüyor veya dönmek üzereyiz.
Allah sonumuzu hayretsin inşallah.
Şimdi ben ne yaptığımı biliyor muyum?
Ne yazdığımın farkında mıyım?
Dün ne yazmışım, bugün ne yazıyorum?
Haklısınız ama bozulan, şaşıran sadece ben miyim?
Dediklerimle yaptıklarımın tutmadığı tek kişi ben miyim?
……………….
HADİ BUGÜN İNŞAAT İLE BAŞLADIK;
İNŞAAT, ARSA FALAN FİLAN DİYE
YAZMAYA DEVAM EDELİM
Yatıp kalkıp, sabah akşam dostlarıma, beni sevenlere, bize inananlara, güvenenlere dua ediyorum.
Aynaya bakmam hiç.
Çünkü kafada saç yok ki neye bakacağım.
Ama aynaya bakmadan da haddimi bilirim.
Böyle güzel dostlarımız ve okurlarımız olmasa ben Türkiye’de her gün yerel yazı yazan tek gazeteci olamam.
İşte dün aldığım bir bilgi:


Siz de benim gibi “Burası neymiş, anlamam” demeyin.
Bana dostlarımdan bilgi geldiği zaman bu gönderilenlere boş boş bakıp sonra da
“Bunlar ne, ben anlamam” demiştim.
Sonra telefon trafiği, telefon trafiği… Konu çözüldü.
Hani bizim Meram’da, Meram Yeniyol ile Meram Yaka arasında, Sağlık Bakanımız, dönemin Sağlık Bakanı (kulakları çınlasın) hemşehrimiz Fahrettin Koca döneminde Savunma Bakanlığı, Büyükşehir Belediyesi; bir sürü iş yapılmış, bu bölgeye de diş hastanesinin kurulacağı açıklanmıştı.
Ben de dâhil bu sütunlarda ne güzel yazılar yazmıştım.
Hatta şehri ve ülkeyi çok seven güzel bir abim bana demişti ki:
“Uğur abi, burası çok büyük bir alan. Meram eski SSK, şimdiki Numune Hastanesi’nin olduğu yer daraldı. Burada büyük bir hastaneye ihtiyaç var. Bu hastane bu bölgeye taşınsa daha iyi olmaz mı?”
Ben de abime kızmıştım:
“Abi, sen devletten daha mı iyi biliyorsun, bu şehri yönetenlerden daha mı iyi biliyorsun?” gibi lüzumsuzluklar yapmıştım.

Hatta Sayın Cumhurbaşkanımız bu müjdeyi Konya’ya geldiğinde açıklamış ve Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşma videolarını bulduk; kelime kelimesine şöyle demişti:
“Konya'mıza iki önemli sağlık tesisi daha kazandıracağız. İlki, Meram’ın Ateşbazı Veli Mahallesinde yapılacak olan 500 ünitli Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesidir.
……
Eeeee şimdi ne olacak?
Sağlık Bakanlığı tarafından, ama doğru ama yanlış, ama muhalefet ama iktidara cephe almış vatan hainlerinin iddiasına göre bu bölgede satışa çıkacakmış.
İnşallah yanlıştır.
İnşallah yalandır.
Eğer burası gerçekten satışa çıkarsa ben bu şehri yöneten burjuva kesime bir kez daha şapka çıkartacağım, bir defa daha paranın gücünü kabul edeceğim.
…..
Tekrar köşe yazımın ilk sütunlarına dönüyorum, ilk satırlarına dönüyorum.
Okurumuzun dediği gibi:
“Vallahi de billahi de ben ne yaptığımı bilmiyorum. Bırakın sabahtan akşama, ertesi gün; bu şehirde saat 10.00’da olan, saat 13.00’te tamamen tersine dönüyor.”
Allah sonumuzu hayretsin inşallah.
………………..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Tarih her zaman kazananlar tarafından yazılır.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ
Kule Kavşağı’nda sürekli görev yapan trafik polislerinin gözü önünde, yayalar kendilerine kırmızı ışık yanarken karşıdan karşıya geçmedikleri zaman daha iyi adam oluruz.