İNSANLIĞI BİLİNÇSİZLİĞE SÜRÜKLEMEYİN
İnsanoğlu yeri geldiğinde konuşarak birçok şeyi anlatmakta zorlanırken, mesaj yolu ile duygularını dile getirerek üzerindeki yükü hafifletir ve büyük bir ağırlığın altından kalkmış olur.
Uyarı niteliğinde verilmek istenen mesajları genellikle bir bakışla ifade edebileceğine inanan kimseler, anlatamadıklarını yazı yolu ile karşısındaki gruba ya da tek bir kişiye aktarabilir.
Ancak bazı şahısların vermek istedikleri mesajlar tehditkâr bir nitelik taşımakta ve ne yazık ki birçok insan bu tehditleri ciddiye almamaktadır.
Eğer bir defa boyun eğilirse bu durumun devamının geleceği herkes tarafından bilinmektedir. Bu nedenle tehdit eden şahısların çoğu zaman kendi kurdukları düzen içerisinde hareket ettikleri açık bir gerçektir.
Mesajlaşma geleneğinin yalnızca günümüze ait olmadığı bilinmektedir. İnsanoğlu her dönemde yeni bir iletişim sistemi geliştirerek bir öncekini geri planda bırakmayı amaçlamıştır.
Milattan öncesinden günümüze kadar birçok sistem geliştirilmiş, insanların birbirine iletmek istediği her şey için mesajlaşma yöntemi öncü olmuştur.
Yazı icat edilmeden önce, belirli kimseler devletler ve kavimler arasında elçi olarak görevlendirilmiş, iletilmesi gereken bilgiler sözlü olarak aktarılmıştır.
Yazının icadıyla birlikte sözlü iletişim geri plana itilmiş, insanlar ve hatta güvercinler aracılığıyla yazılı mesajlar devletler arasında taşınmıştır.
“Söz uçar, yazı kalır” anlayışıyla iletişimin yazı yoluyla yapılması daha güvenilir bulunmuş, zihinlerin yorgunluğu bu sayede azaltılmıştır.
Daha sonra iletişim yöntemleri modernleşmiş, insanların bedensel yorgunluğunu azaltmak amacıyla önce telgraf, ardından telefon kullanılmaya başlanmıştır.
Günümüzde ise internet aracılığıyla mesajlaşma, zamanın en hızlı iletişim yöntemi haline gelmiş ve canlı aracıların rolü neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır.
Yazı hâlâ ön plandadır ancak artık kalın dosyalar yerine küçük flaş belleklerde ya da sabit disklerde saklanmaktadır.
Elbette sözlü iletişim de devam etmektedir, ancak konuşulanların çabuk unutulması nedeniyle yazılı iletişim daha etkili kabul edilmektedir.
Burada önemli bir noktayı göz ardı etmemek gerekir: Eskiden mesajlaşma daha çok devletler veya varlıklı kesimler arasında gerçekleşirken, bugün herkes birbirine kolaylıkla ulaşabilmektedir.
Kimi insanlar karşısındakine tehdit içeren ifadeler kullanarak tahrik etmeyi tercih ederken, kimileri de duygusal manipülasyonlarla güven kazanmaya çalışmakta ve bunu adeta bir alışkanlık haline getirmektedir.
Kısacası insanoğlu, kendisini ifade edebilmek adına mesajlaşmayı en uygun yöntem olarak görmekte ve hayatına dair her türlü düşünceyi bu yolla aktarmayı tercih etmektedir.
Ancak mesajlaşma günümüzde o kadar yaygınlaşmıştır ki, insanlar kime güvenip kiminle iletişim kuracağı konusunda tereddüt eder hale gelmiştir.
Eskiden sınırlı olan iletişim yöntemleri, bugün sayısız seçeneğe dönüşmüş ve bu durum beraberinde ciddi sorunları getirmiştir.
Ne yazık ki sosyal medya, bu olumsuzlukların en büyük kaynaklarından biri haline gelmiştir. İnsanların tuzağa düşmesi, maddi ve manevi kayıplar yaşaması bu alan üzerinden hız kazanmıştır.
Üstelik bu durumdan yalnızca yetişkinler değil, çocuklar ve gençler de etkilenmektedir. İnternet ortamında kaybolan bir nesli izlemekle yetiniyor, elimizden kayıp giden değerleri görmezden geliyoruz.
Bir başka önemli hata ise toplum üzerinde olumsuz etkiler bırakan televizyon programlarına karşı yeterli tepkinin gösterilmemesidir.
Yıllardır bu tür programların kaldırılması gerektiğini dile getiriyorum ve bu düşüncemden vazgeçmiş değilim.
Çünkü bu programlar, insan yaşamını olumsuz etkileyen unsurlar arasında yer almakta ve toplumu yanlış yönlendirmektedir.
Bu sorunlar çözülmediği sürece insanlar arasındaki kutuplaşma giderek artacak, güven duygusu zayıflayacak ve önyargılar güçlenecektir.
Bu nedenle, insanların zamanını boşa harcayan programlara yer veren televizyon kanallarına gerekli uyarılar yapılmalı, toplumu daraltan içeriklerin sonlandırılması sağlanmalıdır.
Bu tür içeriklerin yerine bilinçlendirme amaçlı programlar getirilerek, insanlara doğru mesajların ulaştırılması sağlanmalıdır.
Bilimin ışığında ilerleyen bir toplum, yanlışlardan uzaklaşarak daha sağlam bir geleceğe adım atacaktır.
Aksi halde, bu gereksizliklerin ortadan kaldırılması için gerekli destek verilmezse kayıplarımız kazançlarımızdan fazla olacaktır.
Eğer biz, yani toplum olarak birlik içinde hareket etmezsek, egoizm ön plana çıkacak ve insanlar birbirini küçümseyerek ilerlemenin önüne engeller koyacaktır.
Son olarak şunu ifade etmek gerekir ki, vermek istediğiniz mesajı her zaman düşünerek iletin.
Karşınızdaki kişinin sizi dikkate almasını istiyorsanız, egoist tavırlardan uzak durmalı ve anlaşılır bir dil kullanmalısınız.
Aksi takdirde, söyledikleriniz dikkate alınmaz ve ciddiyetsiz biri olarak görülürsünüz.
Bu durumu yaşamamak için attığınız her adımı bilinçli bir şekilde planlamalı ve sorumluluk bilinciyle hareket etmelisiniz.
Geleceğini düşünmeyen bir insanın verdiği mesajın başkaları üzerinde olumlu bir etkisi olması beklenemez.
Bu nedenle paylaşımlarınızın değerli ve anlamlı olmasına özen göstermelisiniz.
İtibarınızı korumak istiyorsanız, ilettiğiniz mesajın gücünden emin olmalı ve insanların üzerinde bırakacağı etkiyi göz önünde bulundurmalısınız.
Unutulmamalıdır ki, insanların olumsuz etkilenmesine sebep olmak hem kendinize hem de size güvenenlere zarar verecektir.