Konya
Parçalı bulutlu
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,8731 %-0.01
52,8286 %-0.14
6.856,79 % -1,57
Ara

Tüketici mi tükenici mi? Korumalı mıyız yoksa…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

“Rızkın onda dokuzu ticarettedir” sözü Peygamber efendimize atfedilir. 

Doğru ve güvenilir esnaf olmanın önemini de vurgulamış elbette de anlayana, önem verene.Ahilik..Yüzyıllar öncesinin esnaf geleneği. Bugünün dev imkanlara sahip meslek kuruluşları döneminde tüketici olarak ahilik dönemi tüketicileri kadar emin ellerde miyiz ben emin değilim. 

Taklit ve tağşiş ürünler mesela. Bakanlık bunları yaygın şekilde duyuruyor bizlere.Bir firmanın bir yılda 46 kez taklit tağşiş ürün tespit ettirdiği ancak her seferinde marka adı değişiklikleriyle ticarete devam ettiği yazıldı . Ben yıllar önce bir ilçe belediyesi Sağlık Müdürlüğü dönemimde denetimlerle de yaygın şekilde ilgilenmiş bir tüketici olarak hep aynı şeyi savundum “taklit tağşiş ürünü sadece üreten değil satan da müşterek ve müteselsilen sorumlu olmalı”. Ben ürünü çoğu zaman dev zincir marketin adına güvenip alıyorum. Sonra..taklit tağşiş üründe o dev marketin sorumluluğu yok. Bozuk ürünün raflardan çoğu zaman kaldırıldığı bile yok. Kârına bakıyor herkes, sorumlu olsalar bırakın ilgili bakanlığın tahlil sonuçlarını takip etmeyi aldıkları her parti üründe tahlil isteyeceklerinden eminim.

Fiyat denetimleri mesela. Enflasyon mücadelesi tartışılır da takipte bizlerin de görevi olmalı. Tüketici dernekleri mesela; kimse alınmasın daha etkin, daha aktif olmalılar. Standart dışı fiyat artıran firmaları bile paylaşsalar etkin görev yapmış olmazlar mı? Dünya Su gününü anıp örneğin Büyükşehir Belediyeleri su zamlarını sorgulasalar daha etkin olmazlar mı? Peki tüketici olarak bizler? “Zam gelmeden alalım” “indirim yapmışlar koşalım” mantığı kesemize zarar vermiyor mu? Yıllar önceden hatırlarım, indirim duyurularında Ticaret Odası kontrolu cümleleri geçerdi, günümüzde yok böyle bir şey. Bindirip mi indiriyorlar, yoksa gerçekten mi indiriyorlar anlamak imkansız. Ben piyasa denetimsizliği için iki örnek vermek istiyorum. Dün aynı markette fırın pişirme kağıdı, bilinen özellik aynı, yaprak sayıları aynı, ikisinde de indirim yok, fiyatlar 39.90 ila 130 lira arasında seyrediyor markalara göre. İndirimle ilgili bir başka örnek. ...home vb isimle çeşitli değişik markaları bulunan ev dekorasyon, mutfak ürünleri satan ve artık neredeyse her mahallemizde bulunan tanınmış firmalardan birisi. “Botanik stoneware kase ilk etiket fiyatı13.999.99; indirime girmiş efendim 2799.99 oluvermiş. Bir başka kase  etiket fiyatı 3999.99 iken müjdeler olsun 799.99 yeni fiyatı. Kuyruklarda millet. Birilerinin bu fiyata satılabilecekken etiket fiyatının nasıl belirlendiğini sormasını beklemek; firmaya yüzde kaç kârla fiyat belirlediğini sormak gerekmez mi?

“Tüketici..velinimet “ mi gerçekten, yoksa ..Serbest piyasa da herşey serbest mi olmalı?

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *