Konya
Parçalı az bulutlu
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,7612 %0.03
52,9691 %0.04
6.893,38 % 0,00
Ara

ÇOÇUKLARIMIZ VE ÖĞRETMENLERİMİZ

YAYINLAMA:

Kısa bir süre önce güzel memleketimde saçma sapan bir konu daha tartışılmıştı. “Oyunculuk kutsak mıdır? Kutsal olan meslek var mıdır? Varsa nedir?” Hemen söyleyeyim oyunculuk kutsal bir meslek filan değil. Kunduracılıktan, terzilikten en ufak bir farkı yoktur. Hepsinin amacı ve hedefi aynıdır. İşini hakkıyla, ahlaklı olarak yapmak ve mümkünse bundan kazandığı parayla ailesini geçindirmek. Ötesi yoktur.

Kutsal olduğuna inandığım iki meslek vardır. Birincisi doktorluk yani yaşamını kurtaran. İkincisi ise öğretmenliktir. Sana yaşam sunar, seni topluma kazandırır. Yaşam verir sana.

Ne yazık ki bu iki kutsal da uzun zamandır saldırı altında. Sürekli duyar dururuz, hastanelerde gelişen şiddet olaylarını. Bereket kısa süredir böylesi haberler duymuyoruz. Ancak daha kötüsü oluyor. Okullar şiddet altında. Öğretmenlerimizin can güvenliği tehlikede. Amacı sadece öğretmek olanlar, ölümle burun buruna kalmış vaziyetteler.

Bu nasıl oldu? Neden oldu? Nerede hata yapıldı? Bu sürece nasıl gelindi? Bunu bilirsek eğer, soruna dair bir çözüm yolu geliştirebiliriz.

Yıllarca önce şöyle haberler duyardık. “Öğretmen öğrencisine şiddet uyguladı.” Kızardık bu haberlere, öfkelenirdik. Bu haberler biraz fazlalaşınca devlet olaya müdahale etti. Ama her zamanki gibi birini koruyacağım diye diğerini saf dışı bırakarak. Öğretmenler bir anda vasıfsız, hiçbir şeye karışamayan konuma dönüştürüldü. En ufak olayda şikâyet edildi. Her durumda suçlu öğretmenlerimiz oldu. Denge sağlanamadığı için bu olayların bütünü,bambaşka bir hale evrildi. Onun adı da şudur. Dengesiz davranışlar bütünü.

Dizilerdeki mafya özentiliği, yapanın yanına muhakkak kar kalması. Adalet mekanizmasının işlevsizliği, sosyal medyanın sürekli çocuğa uyguladığı psikolojik şiddet ve hepsi. Bir bütünü oluşturdular. Sonunda ne oldu? Sonunda henüz 14 yaşında bir çocuk, okulu basarak dokuz insanımızı katletti. Bir sürü insanımızın da yaralanmasına neden oldu. En ufak duygu belirtisi göstermeden yaptı bunu. Sonunda da intihar etti.

Yapan çocuk, ölen çocuk. Ve çocuklarını kurtarmaya çalışan bir öğretmen. İşte gelen durumun özeti budur. Okulların önüne güvenlik koyulsun elbet. Lakin sorunun çözümü bu değildir. Daha köklü daha analizci düşünülmesi, sorunun ana kaynağına inilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde sorunun çözümü, çözümsüzlük haline gelecektir. Çocuklarını koruyamayan bir devlet olamaz. Yani anlayacağınız bu mesele, tüm meselelerden daha derin ve önemlidir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *