Konya
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,7405 %-0.04
52,9724 %0.13
6.905,96 % 0,19
Ara

ENGELLİLERİ HAYATA KÜSTÜRMEYİN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Tabiri caizse bazı sağlam kimseler, engellilerin başarılarını görmezden gelmeyi kendilerince mantıklı bir düşünce olarak kabul etmektedir. Oysa bu tavır, farkında olmadan insanı büyük bir yanlışa sürükler. Çünkü insan zihnini kabullenmeme duvarlarıyla ördükçe gerçeğe değil, yalnızca kendi karanlığına hapsolur.

Oysa bilinmesi gereken önemli bir gerçek vardır: Hayatın en büyük erdemlerinden biri farklılıkları kabullenebilmektir. Ne yazık ki bazı insanlar bunu bir erdem olarak değil, sanki bir zayıflıkmış gibi görür. Kabullenmenin kendilerini küçülteceğini sanır, basit bir yenilgiye uğradıkları hissine kapılırlar. Hâlbuki biraz durup düşünseler, engelli insanların da bu hayatta bir amaç uğruna mücadele etmelerinde hiçbir sakınca olmadığını anlayacaklardır. Hatta çoğu zaman karanlık sandıkları düşüncelerinin beklemedikleri bir anda aydınlığa dönüştüğünü fark edeceklerdir.

Ama görünen o ki bazıları yanlış düşüncelerine sıkı sıkıya sarılmayı tercih ediyor. Bu tavır yalnızca engellilerin hayatını zorlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi vicdanlarının da daralmasına sebep oluyor.

Bana yine diyeceksiniz ki: “Yeter artık, bu engelliler meselesini sürekli önümüze getiriyorsun. Bu hayatta yazılacak başka konular da var.” Böyle düşündüğünüzün farkındayım. Fakat bilin ki bulduğum her fırsatta engellileri anlatmaya devam edeceğim. Çünkü sizler de eninde sonunda şu gerçeği kabul etmek zorundasınız: Engelliler hayatın dışına itilmiş insanlar değil, hayatın ta kendisinin bir parçasıdır.

Üzerimize yöneltilen küçültücü bakışlardan, işe yaramaz bir eşya gibi kenara bırakılmak istenmemizden rahatsızım. Bu rahatsızlığımı dile getirmeyi de kendime bir görev biliyorum. Çünkü hayat sadece sağlam insanlardan ibaret değildir. Bizlerin de bu dünyada yeri, emeği ve değeri vardır.

Bazıları engeli yalnızca bedende arar. Oysa düşünememek de bir engeldir. Bunu fark edememek ise belki de en büyük eksikliktir.

Gerçek şu ki engellilerin göz önünde gerçekleşen başarıları bazı insanlarda garip bir yenilgi hissi uyandırıyor. Oysa destek olunmadığında bile ortaya çıkan bu başarılar, destek verildiğinde iki katına çıkacaktır. Bu gerçeği görmek zor değildir; yeter ki görmek isteyin.

Ama ne yazık ki bazı insanların yapmaktan geri durmadığı bir şey var: Engellileri hayata küstürmek, onların hayatla kurduğu bağı zayıflatmak.

Belki diyeceksiniz ki: “Sen yazıyor, sen konuşuyor, sen de bir senaryo kurup gidiyorsun.” Fakat inanın söylediklerim bir senaryodan ibaret değildir. Bunlar gözlemlerimden süzülen acı gerçeklerdir. Benim sık sık söylediğim bir söz vardır: Gerçeklerden kaçılmaz. Çünkü gerçek hem acıdır hem de acıtır.

Bu yüzden diyorum ki bizlere sırt çevirmeyin, yanımızda yer alın. Engellerin olmadığı bir dünya kurmak istiyorsak bunu ancak birlikte başarabiliriz. El ele vererek zorlukları aşabiliriz.

Sizler bizim gördüklerimizi görmemekte ısrar ederseniz yalnızca çıktığımız yolu tıkamakla kalmazsınız; kendi karanlığınızda bizim de kaybolmamıza sebep olursunuz.

İzlediğim bir televizyon dizisinde bu durumu çok iyi anlatan bir sahneye rastladım. Kör bir kız çocuğunun okulda yaşadığı ötekileştirme anlatılıyordu.

Bir oyun sergilemek için hazırlanan öğrenciler arasında yer alan kızımız rolüne büyük bir heyecanla hazırlanmıştı. Fakat öğretmeni onun bu işte başarılı olamayacağını söyleyince küçük kızın dünyası adeta başına yıkıldı.

Eve geldiğinde ağabeyi onu üzgün hâlde görünce derdini sordu. Kardeşinin yaşadıklarını dinlediğinde büyük bir kızgınlık duydu ve şöyle dedi: “Herkesin derdine çare arıyorsun ama burnunun dibindeki kardeşini görmüyorsun.”

Bunun üzerine bir çözüm aramaya başladı. Çevresindeki insanlarla konuştu ve kasabada bir tiyatro düzenlemeye karar verdiler. Amaçları küçük kızın yeteneğini gösterebilmesiydi. Sonunda bir öğretmenin hatasını, bir ağabeyin sevgisi ve insanların dayanışması düzeltti. Böylece engelli bir insanın da başarabileceğini herkese göstermiş oldular.

Bu örnek bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Engelli bir insanın içine kapanmasına izin verilmemelidir. Çevresindeki insanlar, engellilerin de başarabileceği bilincini topluma aşılamakla yükümlüdür.

Burada sizlere bir soru sormak istiyorum. Güvenerek sırtımızı dayadığımız insanlar bile bu ötelemeye fırsat veriyorsa, diğer vatandaşlardan engelliler için duyarlılık beklememiz ne kadar doğru olur? Soruyorum sizlere.

Bu yüzden diyorum ki hiçbir zaman engellileri boş bir kuyuya itme gayretinde olmayın. Aksine onların yanında olun. Sizden aldıkları güç sayesinde hayata daha sıkı tutunacaklardır.

Çünkü desteksiz bir hayatın yürütülemeyeceği gerçeğini hepimiz bilmeliyiz. Doğruların yanlışların içinde kaybolmasına müsaade etmemeliyiz.

Burada engellilere de bir söz söylemeden geçmek istemiyorum. Sizlere uzatılan yardım elini geri çevirme bilinçsizliğinden uzak durun. Çünkü zaman zaman bazı kaderdaşlarımın bu konuda yanlış tavırlar sergilediğine de şahit oluyorum. Egoist davranışlar sergileyenlerin bulunduğu da bir gerçektir.

Oysa bilinmelidir ki engelliler de zaman zaman yardıma ihtiyaç duyar. Kendisine uzatılan eli geri çevirmek yerine o desteğin değerini bilmek gerekir.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Bilinçsizlik engelini aşarak yaşadığımız bu hayatta, bir gün karşınıza bir engellinin çıkabileceği düşüncesi zihninizin bir köşesinde yer etsin.

Engelli kardeşlerinizin ötelenmesine izin vermeyin. Yanlış düşüncelerin yayılmasına göz yummayın.

Bilinmelidir ki bir insanın kendisini eksik hissetmesine sebep olmak, onun hayata küsmesine yol açabilecek kadar ağır bir yaradır. Bu yaraların açılmaması için bakar körlüğün önüne geçilmeli, engellilerin gururu incitilmemeli ve onların içine kapanmasına asla müsaade edilmemelidir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *