Konya
Parçalı az bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,7422 %0.11
52,8236 %0.45
6.870,45 % 0,83
Ara

HAYATA YANLIŞ AÇILARDAN BAKMAYIN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Hayat, tek bir kalem tarafından yazılan; milyonlarca insanın farklı rollerde yer aldığı, acılarıyla ve sevinçleriyle gerçeklere ayna tutan büyük bir senaryodan ibarettir. Bu senaryonun içinde her birimiz doğumdan ölüme kadar uzanan uzun bir yolculuğun yolcusuyuz. Fakat bu yolculuğun anlam kazanabilmesi için üzerimize yüklenen sorumlulukların farkında olmamız gerekir. Çünkü sorumluluk bilincini zihninde taşımayan insan, rüzgârın savurduğu kuru bir yaprak gibi savrulur ve bir süre sonra hayatın ayakları altında ezilen bir varlığa dönüşür.

Ne yazık ki insanoğlunun bu büyük senaryoda göz ardı ettiği önemli bir gerçek vardır. Bazı insanlar hayatın yalnızca birkaç kişiden ibaret olduğunu sanarak kendilerini dar bir çerçevenin içine hapsederler. Oysa dünya belli kimselerin etrafında dönen bir düzen değildir. Buna rağmen bazıları, yanlış bir istikamete yöneldiklerini fark etmek istemezler. Onlara ne kadar doğru yolu göstermeye çalışsanız da gerçeği görmek yerine görmemeyi tercih ederler.

İnsanların çoğu, hayatın yalnızca kendi pencerelerinden ibaret olduğunu sanma yanılgısına düşer. Oysa bilinmelidir ki dünya hiçbir zaman birkaç kişinin etrafında dönen bir düzen olmamıştır. Fakat bu gerçeği görmek yerine kendi düşüncelerinin mutlak doğru olduğuna inananlar, attıkları her adımda farkında olmadan daha büyük hatalara sürüklenirler.

Bu yanlış tercihlerin doğuracağı sonuçlar yalnızca kendilerini değil, içinde yaşadıkları toplumu da etkiler. Fakat onlar attıkları hesapsız adımların nelere mal olacağını düşünmeden yollarına devam etmeyi daha doğru görürler. Oysa yaşadığımız her dakikanın değerini bir anlayabilseler, yöneldikleri istikametin gündüzlerini nasıl gecelere çevirdiğini görmekte gecikmezlerdi.

Hayat hiçbir zaman tek bir kişinin veya birkaç insanın üzerine kurulmuş değildir. Buna rağmen bazı kimseler dünyayı kendi etraflarında dönen bir düzen zanneder. Bu düşünce, insanın gözünü karartan kibirden başka bir şey değildir. Kibir öyle bir duygudur ki insanı gerçeklerden uzaklaştırır, akıl almaz fikirleri doğruymuş gibi kabul ettirir. İnsan bir süre sonra küçük dağları kendisinin yarattığına inanan bir ruh hâline sürüklenir.

Oysa bize sunulmuş olan bu hayat senaryosu olması gerektiği gibi oynandığında insanı karanlıklara değil, aydınlığa götürür. Hesapsız davranışlar ise tam tersine, önümüze bırakılmış nice güzellikleri elimizden alır. Böyle davranmaya devam eden bir toplum zamanla değeri ağır fakat fark edilmesi zor kayıplarla karşı karşıya kalır.

İnsanoğlu çoğu zaman en büyük hatasını fark ettiğinde iş işten geçmiş olur. Fakat buna rağmen kaybettiklerini kabullenmek istemez. Çünkü kibir insana hatasını kabul etmeyi zorlaştırır. Halbuki bilinmelidir ki bu dünyada kazanmak kadar kaybetmek de hayatın bir gerçeğidir. Hatta bazı kayıplar insanı olgunlaştıran en büyük öğretmenlerdir.

Ne var ki bazı insanlar bu gerçeği görmek istemez. Hayata yanlış açılardan bakmaya devam ederler. İnsan yaşamı boyunca büyük bir imtihandan geçer. Bazen kazanır, bazen kaybeder. Kazandığında yaşamla güçlü bir bağ kurar; fakat kaybettiğinde çoğu zaman hatasını aramak yerine suçlayacak birini bulmayı tercih eder.

Oysa idrak edilmesi gereken en önemli gerçek şudur: Kaybetmek de tıpkı kazanmak gibi hayatın bir parçasıdır.

Bugün karşılaştığımız en büyük yanlışlardan biri, hayatı dar bakış açılarıyla değerlendirmektir. Kendimizi belirli noktalara odaklayarak aslında farkında olmadan büyük zararlar veriyoruz. Yapılan uyarıları ciddiye almamak ise bizi adım adım karanlığa sürüklüyor.

Bir gün geriye dönüp baktığımızda “Keşke zamanı geri çevirebilseydik” diyerek kendimizi avutmaya çalışıyoruz. Fakat gerçek şudur ki zaman geri dönmez. Bu yüzden hayatı dar kalıplara sıkıştırmak yerine geniş bir ufukla değerlendirmek zorundayız.

Çünkü hayat dar kavramlarla sürdürülecek bir yol değildir. Aksine farklı yolların ve farklı bakış açılarının zenginliğini içinde barındıran uçsuz bucaksız bir denizi andırır. Eğer biz bu denizi olumsuz düşüncelerin zincirine takılmadan geçebilirsek kazancımız sandığımızdan çok daha büyük olacaktır.

Bu büyük senaryoda bize düşen rolü hakkıyla oynamak hayatımızda önemli bir dönüm noktası yaratabilir. Fakat bunu başarabilmenin yolu kibri bir kenara bırakmaktan ve kusurlarımızla yüzleşebilmekten geçer. Çünkü insan kendi aydınlığının da kendi karanlığının da sebebidir.

Kibir insanı yükseltmez; tam tersine onu ağır ağır batırır. Nasıl ki rotasını kaybeden bir tekne denizin dibini boylarsa kibirle hareket eden insan da hayatın içinde aynı sonla karşılaşır.

Hayata güçlü bir şekilde tutunmak istiyorsak bize verilen rolü doğru oynamak zorundayız. Aklımızı kullanmadan attığımız her adımın bizi büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacağını unutmamalıyız.

Son olarak şunu söylemek gerekir: Üzerinde yaşadığımız dünyada bize bahşedilmiş olan hayat basit bir film senaryosu değildir. Yaşadığımız her an kimi zaman sevinçlere, kimi zaman hüzne, kimi zaman da pişmanlıklara gebedir. İşte bu anlar hayatın bize sunduğu büyük imtihanın parçalarıdır.

Bu yüzden elimize geçen her fırsatı doğru değerlendirmeliyiz. Zihnin en büyük düşmanı olan cehaletin bizi esareti altına almasına asla izin vermemeliyiz. Çünkü hayata doğru açıdan bakmayı başaran insan yalnızca kendisini değil çevresini de aydınlatan bir ışık hâline gelir.

Unutulmamalıdır ki hayatı dar bakış açılarına hapseden insan aslında kendi ufkunu karartan kişidir. Gerçekleri görmekten kaçanlar bir süre sonra karanlığın içinde yol aramaya mahkûm kalırlar. Kibirle hareket edenler ise yükseldiklerini sandıkları her adımda aslında uçurumun kenarına biraz daha yaklaşırlar. Bu yüzden aklını kullanmayan, hatasını kabul etmeyen ve hayatı yalnızca kendi penceresinden görmeye çalışan kimseler er ya da geç aynı gerçekle yüzleşir: Gerçeklerden kaçanlar sonunda hayatın en ağır dersleriyle karşı karşıya kalırlar.

______________

Size son olarak çok önemli bir şey söyleyeyim Hüseyin Bey. Bu yazıda özellikle üç cümle okurun zihnine çakılacak güçte:

             “Sorumluluk bilincini taşımayan insan rüzgârın savurduğu yaprak gibidir.”

             “Dünya birkaç kişinin etrafında dönen bir düzen değildir.”

             Gerçeklerden kaçanlar sonunda hayatın en ağır dersleriyle karşılaşırlar.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *