OĞUZ OĞUZ ABİM TAM DA SİZİN YAZDIĞINIZ GİBİYDİ…
Bugün yazımıza, sıkı takipçimiz, zaman zaman da haklı olarak bizi eleştiren ve eleştirdiği her konuda da yerden göğe kadar haklı olan OĞUZ OĞUZ abimizin yorumu ile başlamak istiyorum.
Oğuz Oğuz abimiz dün büyük ilgi görmekte olan Tarım Fuarı ile ilgili olarak şöyle bir yorum yapmış:
“Valla abe ben de dün Tarım Fuarı’nı şöyle bir ziyaret edeyim dedim.
Maalesef ziraatın yalnızca ‘tarım makineleri’ kısmı kalmış ülkemizde.
Diğer dalları ve akademik tarafı yoktu.
4 demir ve bilindik traktörden başka bir şey göremedim.
Fuar isminin acilen değişmesi lazım.
Pek bir heyecan ve hareket yoktu.
Zaten içeride her yerde sigara içiliyor, çok kötü kokuyordu.
Ama tost, cafe, tatlı, çiğ köfte, çay, kahve satış stantları müthiş kalabalıktı.
Bunlar her daim iş yapıyor memlekette.
Syg. OOĞUZ”
……
Evet, biz de dün ilk kez fuara gitme fırsatını bulabildik.
Dahası, Konyalılardan değil Konya dışından gelen dostlarımızın sık sık
“Uğur abi ne zaman geliyorsun?”,
“Uğur abi gelmeyecek misiniz?” gibi çağrılarını kırmamak için Konya Teknik Üniversite Rektörü Prof. Dr. Osman Nuri Çelik hocanın basın toplantısından sonra yönümüzü fuar alanına çevirdik.
……………
Önce fuarın otopark kısmı gerçekten mükemmel dizayn edilmişti.

Yeni miydi?
Yoksa zaten vardı da ben mi fark etmemiştim bilmiyorum.
En son Savunma Sanayi Fuarı’na gitmiştim.
Belki atlamış olabilirim.
Ama dün otopark girişi, çıkışı, yönlendirme levhaları ve görevliler tek kelime ile dört dörtlük idi.
Fuara ilgi her zaman olduğu gibi tek kelime ile harika idi.
Türkiye, hatta dünya adeta buraya akmıştı.
Koridorlarda yürümenin imkânı yoktu.
İlerlerken omuz omuza, sürtüne sürtüne adım atabiliyordunuz.
Çünkü herkesin gözü traktörlerde olduğu için lastiklere bakan insanımız insana bakmıyordu.
……………..
Elbette çiftçimiz stantlara ilgi gösterse de OĞUZ OĞUZ abimizin dediği gibi en çok ilgi yiyecek-içecek bölümlerine idi.
Buralardaki kalabalık gerçekten çok farklı idi.
Otoparktan hallere geçerken gözümüze çarpan Konyaspor otobüsü çok iyi olmuş.

Ve Konyalı olsun olmasın fuara gelenlerin ilgisi vardı.
…………….
Tabii hallerde en büyük sıkıntı, OĞUZ OĞUZ abimizin dediği gibi alanların tamamen duman altı olması idi.
Zaten stant görevlileri de açık seçik, net, kaçak göçek olmadan müşterileri ile masalarda çay, kahve eşliğinde dumanlarını tüttürüyorlardı.
Neyse, böylesine güzel, anlamlı ve bana göre Türkiye’nin en büyük fuarının güzel yönlerini görelim.
Fuarı bizim Necati Ersoytürk ile birlikte turladık.
7 bin küsur adım atmışız.
Ama tek bir yerde mola verip sohbet ettik.
O da TAFE TRACTORS standı idi.
TAFE TRACTORS, 1960 yılında kurulan ve dünyanın en büyük traktör üreticilerinden birisi olarak Traktör ve Tarım Ekipmanları Limited Şirketi’nin imza markası.
TAFE traktörleri dayanıklılıkları, güvenilirlikleri, verimlilikleri ve kullanım kolaylıkları ile ünlü ve zaman içinde kendilerini ispatlayarak dünya çapında marka olmuşlar.

Başta dedik ya, sadece TAFE TRACTORS’ta mola verdik. Buradaki güler yüzlü, samimi gençlerle sektör ve sektörün geleceği, dünya ile entegrasyon meselesini samimi olarak değerlendirdik, daha çok onları dinledik.
Güzel ev sahipliği için buradaki kardeşim Ahmet Bağış’a ve ekibine samimi sohbetleri ve içten misafirperverlikleri için teşekkür ederim.
…………………….
Türk tarımının bir numaralı fuarında benim de dikkatimi çeken, OĞUZ OĞUZ abimizin dediği gibi “4 demir ve bilindik traktörden başka bir şey göremedim” kısmı benim için de geçerli idi.
Ama abicim, laf aramızda size bir şey söyleyeyim mi?
Hani çiftçi battı, bitti falan diyorlar ya…
Vallahi zaten bizim Konya çiftçisinin ölüp bittiğine hiç inanmıyordum da Türk çiftçisi de peynir ekmek alır gibi traktör alma pazarlığındaydı.
Para işine kulaklarımla şahit oluyordum.
Demek ki bizim çiftçide daha çok görünmeyen, gömülü para var.
Haa, tarım mevzusunu burada iyi ayırmak lazım.
………….
Bugün hafta sonu.
Hafta sonu karanlık ve sıkıntılı konulara girmiyoruz değil mi?
Hele hele derin sulara hiç ayağımızı sokamayız.
O zaman yine yazımızı bir Konyalı dosta, Ankara’da yaşayan Konya ve Konyaspor aşığı doktor kardeşim, 40 yıllık aile dostum Ahmet Öztemel’i tebrik ederek noktalayalım.
Bizim doktor Ahmet, kendi ifadesi ile “bizim zorlamamız ile yazı yazmaya” başlamıştı.
Ve çok şükür iyi ki Ahmet’teki cevheri görmüşüz ve zorlamışız.
Dr. Ahmet Öztemel’in ikinci kitabı yayınlandı.

Ahmet’in Benzemez kimse sanatı “Memleket” kitabını bir çırpıda okudum.
Eline, emeğine, yüreğine sağlık kardeşim.
Hadi sıradaki üçüncü kitabını da sabırsızlıkla bekliyorum.
……………….
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Bahçenin en iyi gübresi, bahçıvanın gölgesidir.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Aksaray Yolu Tümosan Kavşağı’ndaki yol ve köprü çalışması nedeni ile tek şeride düşen yolda, öndeki aracı sollamak için riske girmediğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.