Konya
Kapalı
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,4899 %0.07
51,1053 %0.04
6.450,33 % 0,03
Ara

ALTINDAN KALKAMAYACAĞINIZ SORUMLULUKLAR ALMAYIN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Mesuliyet; insanın yaptığı her tercihin, söylediği her sözün ve attığı her adımın sonucunu üstlenme cesaretini gösterebilmesidir. Sorumluluk almak yalnızca bir görevi kabul etmek değil, o görevin doğuracağı neticeleri göğüslemeyi de peşinen kabullenmektir. İşte asıl mesele tam da burada başlar. Çünkü herkes sorumluluk alabilir; fakat herkes aldığı yükün altında dimdik duramaz.

Yaşadığımız toplumda birbirini yermeyi alışkanlık hâline getirmiş insanlar olduğu gibi, başkalarını göklere çıkarmakta mahir kimseler de vardır. Lakin göz ardı edilen en önemli gerçek şudur: İnsanoğlu çoğu zaman üstlendiği sorumluluğun ağırlığını hesap etmeden hareket eder. Kahramanlık hevesiyle atılan adımların, ileride telafisi mümkün olmayan kırılmalara yol açabileceği gerçeği yeterince düşünülmez.

Büyüklerimiz bizleri her daim ciddi olmaya davet ederdi. “Düşünmeden ağır toplara girmeyin” derlerdi. “Kaldıramayacağınız yüklerin altına sırf alkış almak için girmeyin.” Çünkü insan, gücünü aşan sorumlulukları sırf gösteriş uğruna üstlendiğinde aslında kendi sonunu hazırladığını fark etmez. Bir insanın kapasitesini bilmesi zayıflık değil, bilakis olgunluktur. Nerede duracağını bilmeyen, nerede düşeceğini de kestiremez.

Gerçekten kendinize güvendiğiniz alanlarda öne çıkın. Bilginizin, emeğinizin ve iradenizin yettiği yerde söz alın. Aksi hâlde, aklınızın sığmadığı yerlere gövdenizi soktuğunuzda adınız yalnızca “boş işler müdürü” olarak anılacaktır. İnsan, taşıyamayacağı yükü sırtladığında önce itibarını, sonra özgüvenini, en sonunda da huzurunu kaybeder.

Tutarsızlık ve ciddiyetsizlik, insanın kendisine verdiği en büyük cezadır. Bugün hafife alınan bir görev, yarın telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir. Hayat; sorumluluğu hafife alanları affetmez. Çünkü hayatın kendisi ciddi bir imtihandır.

Yaş ilerledikçe insan geçmişine dönüp bakma ihtiyacı hisseder. O an fark eder ki zamanında kulak ardı ettiği uyarılar aslında hayat kurtaran sözlermiş. “Keşke”lerle dolu bir geçmiş, insanın boğulmaktan kurtulamadığı en derin denizdir. Ve o denizin adı pişmanlıktır. İşte bu yüzden mesuliyet bilinci küçük yaşta kazanılmalıdır.

Buradan özellikle ebeveynlere seslenmek istiyorum. Çocuklarınıza yalnızca başarıyı değil, sorumluluk duygusunu da öğretin. Çünkü sorumluluk bilinci aşılanmamış bir birey, hayatın ilk sert rüzgârında savrulur. Eğer bizler çocuklarımızı başıboş bırakır, görevlerimizi görmezden gelirsek; onların elinden merhameti ve vicdanı da almış oluruz. Sonra da neden toplum bozuldu diye yakınırız. Oysa toplum, bizim yetiştirdiğimiz bireylerden ibarettir.

Bir evladı sorumluluktan uzak yetiştirmek; onu karanlık bir geleceğe hazırlamaktır. Faydalı bireyler yetiştirmek yerine, kendi ellerimizle sorunlu karakterlerin oluşmasına zemin hazırlarsak bunun bedelini yine biz öderiz. Unutulmamalıdır ki ihmal edilen her sorumluluk, gün gelir hesap olarak karşımıza çıkar.

Bazı insanlar vardır; söylediği her sözün, yaptığı her işin arkasında dimdik durur. Bazıları ise inkârın arkasına saklanmayı tercih eder. Oysa inkâr, insanı kurtaran değil; daha derin boşluklara sürükleyen bir kaçış biçimidir. Yapılanın kabullenilmemesi güvenilirliği zedeler, güvenin sarsılması ise insanı yalnızlaştırır.

Özellikle dilimize hâkim olmayı öğrenmeliyiz. Çünkü insan çoğu zaman kemiği olmayan dili yüzünden en ağır yaraları alır. Söylediğimiz her söz bir mesuliyettir. Düşünmeden sarf edilen cümleler, geri dönüşü olmayan kırgınlıkların sebebi olabilir. Yalnızca sözlerimiz değil, bilinçsiz tavırlarımız da bizi telafisi olmayan karanlıklara sürükleyebilir.

Eğer altından kalkamayacağımız yükleri bir meziyetmiş gibi üzerimize almayı alışkanlık hâline getirirsek, en küçük sarsıntıda o yükün altında ezilir; üstelik etrafımızda hatalarımızı büyütüp bizi hıyanetle suçlamak için bekleyenlerin çoğaldığına da şahit oluruz. Ağır bir yükün altında ezilen insanın sesi duyulmaz hâle gelir. Bu durum, fırtınalı denizlere pusulasız açılmak ve ardından alabora olmakla eşdeğerdir.

Hayatım boyunca yaptığım gözlemler bana şunu gösterdi: İnsanların özgüvenini kaybetmesinin en büyük sebeplerinden biri, düşünmeden üstlendikleri sorumluluklardır. Başaramadıkları her iş, içlerinde yeni bir eksiklik duygusu oluşturur. Oysa ölçülü hareket eden, kapasitesini bilen ve gerektiğinde “hayır” demeyi başarabilen bireyler daha sağlam adımlar atar.

Yapmamız gereken kırk ölçüp bir biçmektir. Attığımız adımın bizi gökyüzüne mi çıkaracağını yoksa yerin dibine mi gömeceğini hesap etmek zorundayız. Düşünmeden hareket edenler, sonbaharda ağaçtan kopan yapraklar gibi savrulmaya mahkûm olur.

Mesuliyetini kabul edemeyeceğimiz hiçbir yükü omuzlamayalım. Kaderimizi başkalarının alkışına göre şekillendirmeyelim. Hayata bakış açımızı olumluya çevirelim; fakat bu iyimserliği sorumsuzlukla karıştırmayalım. Sağlam bir zemin, ancak görevlerimizi eksiksiz yerine getirdiğimizde oluşur.

Unutmayalım: İnsan, söylediği her sözden, yaptığı her tercihten ve attığı her adımdan mesuldür. Mesuliyetten kaçmak, yükü hafifletmez; bilakis ağırlaştırır. Bu yüzden altından kalkamayacağımız sorumlulukları almak yerine, taşıyabileceğimiz yüklerle onurlu bir hayat sürmeyi tercih edelim.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *