Konya
Kapalı
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3747 %0.05
51,5038 %0.26
6.435,78 % 0,18
Ara

MUSA ERARICI MUSTAFA KAVUŞ VE KONYA’NIN BÜROKRATLARI

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bugün yazımıza değerli büyüğüm Musa Erarıcı abimden iki çift söz ederek başlamak istiyorum,

Sayın Musa Erarıcı’yı bilen bilir.

Bilmeyenlerde kendisini MHP’nin 19. Dönem milletvekili ve başarılı kendi halinde bir inşaat mühendisi olarak tanır bilir.

Musa abimizi MHP’nin o ihtişamlı döneminde Rahmetli Türkeş’in yanında iken de tanırdım şimdi de o zamankinden çok daha iyi tanıyorum.

Çünkü Musa abi milletvekili olmadan babamın arkadaşı idi.

Bana da rahmetli “Bizim Musa adamdır. İnsandır.

Ona sahip çık” demişti

Ama Allah şahit Sayın Musa Erarıcı’yı bugün o günkünden çok daha fazla seviyorum çok çok daha kendisine bugün saygı duyuyorum.

Bu da bizi tanımayanlara küçük bir tio olsun.

Biz sevdiklerimizi görevlerini makamlarını sağlıklarını ya da servetlerini kaybettikten sonra daha çok severiz.

Kendilerini o şatafatlı dönemler bittikten sonra daha çok ziyaret eder daha çok kendilerini arar sorarız.

Musa abimiz siyasetten ticaretten elini eteğini çektikten sonra inanılmaz okuyan bir insan oldu

Son dönemlerde okuduğum kitapların pek çoğunun ismini Musa abimizden alıyorum.

Bayram sonrası yanılmıyorsam Pazartesi günü idi Musa abimiz aradı.

Oradan şuradan buradan bayramdan derken Musa abimize

“Abim fark etmez.

Bana her gün bayram” deyince Musa abim artık o felsefik bakış açısı ile

“Bak böyle deme bana.

Sen akılsız yani deli değilsin.

Çok akıllısın.

Biraz önce Veysel Candan Bey ile görüştük.

Akıl insandan insana değişir.

Mevlana akıl için “Senin dünyaya bakan penceren kirli ise benim çiçeklerim sana çamur görünür" derken merhum İlber Ortaylı ise akıl için 

“Tanrı'nın insana gönderdiği en kutsal şey kitaplar değildir...

Akıldır...

Uygar dünyayı yöneten demokrasi kutsal kitaplarda yoktu...

Sınıfların eşitliği, köleliğin kaldırılması,

Bedenin dokunulmazlığı, 

Kadın hakları, 

İnsan hakları, laiklik, evrensel hukuk...

Kullandığımız takvimler, 

Organ nakilleri, radyo dalgaları, antibiyotikler, bilgisayarlar...

Bunların hiçbirisi kutsal kitaplarla gelmedi...

Akılla geldi...

Tanrı'nın insana verdiği en mübarek şey:

AKIL ...” diyordu.

Akıl insanoğlunun en büyük hazinesidir.

Cenab-ı Allah’ım hiç kimseye akıl noksanlığı vermesin” diyordu 

Bunlar Musa Erarıcı abimizin bize sadece akıl ile ilgili sözleri idi.

Musa abi yine her zamanki gibi bizim ders çıkartmamız için pek çok nasihatte bulundu.

Kendisinden Allah bin kere razı olsun

İnşallah önümüzdeki günlerde Musa abimizi gidip ofisinde ziyaret edeceğim ve yeni almamız gereken kitapların listesini alacağız.

………………..

BAŞKAN KAVUŞ

YİNE 40 YILLIK O MÜTEVAZİ  

MUSTAFA KAVUŞ İDİ

Bayramlaşmak için filan değil ama bazı görüşmeler için dün bir ara Meram belediyesinde idik.

Derken Başkanlık katında iken Sayın Mustafa Kavuş’da ağaç dikim töreninden gelince kendisi ile karşılaştık.

Başkanın diğer program saatine kadar kendisi ile sohbet etme imkanını bulduk.

Sayın Kavuş’u biz Başkan olduğu zaman filan tanımadık. 

Aileyi 40 yıldır tanır biliriz.

Sayın Başkanı da babadan anneden kardeşlerinden yani aileden tanır biliriz.

Ailenin tüm fertleri kendi dünyalarındaki mücadele alanlarından biliriz.

Sayın Kavuş’un Belediyeciliği de dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek Beyin döneminde başlamıştı.

O yıllarda da Başkanı Büyükşehir’de takip ediyor görüşüyor Konya’yı Belediyeleri konuşuyorduk.

Zaman.

Zaman insanoğlu için en iyi ilaçtır.

O günlerden bugünlere geldik

Mustafa Başkan şimdi iki dönemdir Meram için çırpınıyor 

Dün bir kez daha şahit olduk ki Başkan ilk dönemine göre bu dönem çok daha rahat.

Ama aynı Başkan duruşunu gösteriyor.

Yasalar kanunlar ölçüsünde kimseye taviz vermemeye özen gösteriyor.

Ve altını çizerek bir kez daha söylüyorum yazıyorum “Mustafa Başkan Allah’tan korkmaya kuldan utanmaya” devam ediyor.

Onun için de çok rahat.

Biz dün makamdan ayrılırken çok mutlu idik.

Allah Başkana ve başkanlara bürokratlara sorumluluk sahibi insanlarımıza güç kuvvet versin inşallah. 

Tabi dün yine birlikte olduğumuz Meram belediyesi çalışanlarına Başkanın A takımına da samimiyetlerinden dolayı teşekkür ederiz.

………………..

ŞEHRİN BÜROKRATLARI

Önceki günde şehrimizde görev yapan ve yapmakta olan il müdürlerimiz ile birlikte olduk.

Mali Müşavir Celal Emiroğlu beyin ofisinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuncay Karabulut, İl Milli Eğitim Müdürlerimizden Seyit Ali Büyük, Spor İl Müdürlerimizden Ömer Ersöz ve Abdurrahman Şahin ile birlikte olduk.

Biz bunu birileri gibi siyaset olsun laf olsun diye söylemiyoruz. 

Konya’nın siyasetçileri bürokratları iş dünyası gerçekten bu ülkede zor şartlar altında örnek bir beraberlik birliktelik örneği sergiler.

Şehirde de dişli güçlü muhalefet olmadığı için iktidar seçilmişi ve atanmışı ile tek yumruk olur.

Bu birliktelik şehre yönetimde güç kazandırır.

Gücü kuvvetlendirir daha fonksiyonel hale getirir.

Bunun da meyvelerini biz sade vatandaşlar olarak görürüz.

Tabi görmek istediğimiz kadarı ile görürüz. 

Ama inanın sonuçta Şehir ve şehrin insanları bu işten karlı çıkarlar

…………………

OĞUZ OĞUZ ABİ 

YİNE BİZİ TİYE ALMIŞ

Dün siz değerli okurlarımızdan gelen yorumlar arasında sıkı okurumuz OĞUZ OĞUZ rumuzlu abimizden bizi tiye alan bir yorum vardı

OĞUZ OĞUZ abimiz

“Yav abem, bu memlekette "Karadeniz'de değeri 1 trilyon dolara varan doğal gaz bulduk "diyen bir Cumhurbaşkanı varken, 

Altının onsu daha 2000 dolarda bile değilken 

"bu bir tenekedir, kimseye ekonomik bir getirisi, faydası olmaz " diyen bir Hazine ve Maliye Bakanı varken 

Kimse o sıraya girmez. 

O fotoğraf Türkiye'den değildir.

Kandırmayın bizi. 

Enerjimizi boşa harcamayın” diyordu

….

OĞUZ OĞUZ abimizde bunun bir gerçek olduğunu biliyordu

Ama bizi değil de OĞUZ OĞUZ Abimizin yorumuna inanmak isteyen bir okurumuz olabilir.

Acaba mı ki? Diyebilir.

Burası resmen Konya.

Ve de Konya’nın göbeği.

Dahası Maliyenin tam karşısı idi.

……………….

TÜRKLER MERT

SAF VE GÜVENİLİR

İNSANLARDIR

Dün hukukçu büyüğümüz Tevfik Buğdaycı abim aşağıdaki şu tarihi belgeyi bize gönderiyordu

Bilmiyordum

İlk kez okudum.

Bilmeyen okurlarımız vardır diye de sizlerle paylaşmak istedim 

……………….

Ünlü İngiliz casusu Arminius Vámbéry (Reşid Paşa), Londra’da yayımladığı günlüklerinde şöyle yazar:

“TÜRK’ler mert, saf ve güvenilir insanlardır. 

Bilhassa dinî ve manevî bahislerde kimsenin yalan söyleyeceğine asla ihtimal vermezler. Kandırmamız hiç zor olmadı…”

Arapça bilen, beş vakit namaz kılan, Kur’an’ı ezbere okuyabilen, Osmanlıcaya hâkim Macar asıllı bu ünlü İngiliz casus, yıllarca dervişlik yaparak Osmanlı topraklarında ajanlık faaliyetleri yürüttü. O sırada Osmanlı adeta “ayakta uyuyor” du 

Ardından da kucağında büyük sorunlarla yüzleşmek zorunda kaldı.

Armin Vámbéry (1832–1913), önce Türkçe öğrendi; ardından dinini, kılığını ve adını değiştirdi. Arminius Vámbéry olan adıyla, TÜRK’lerin arasına “Reşid Paşa” kimliğiyle karıştı.

Devletin en üst makamlarına kadar sızdı, çevre edindi, ilişkiler kurdu. 

Sultan Abdülhamid ile dostluk kurdu, güvenini kazandı.

Anadolu ve Orta Asya seyahatlerine çıktı. 

Artık o bir “DERVİŞ” ti…

Tam 4 yıl Osmanlı topraklarında kaldı. 

Osmanlıcayı neredeyse kusursuz konuşuyordu. 

Hiç kimse ondan kuşkulanmadı. 

Herkes tarafından saygı ve ilgi gördü.

Ta ki yıllar sonra Londra’ya dönüp anılarını yazana kadar…

İngiliz casusu olduğu o zaman ortaya çıktı.

Anılarında şunları yazıyordu:

“Derviş ve hoca kimliğiyle aralarına girdim.

Eğer hakiki hüviyetim ortaya çıksaydı, yalnız burada değil, Osmanlı Sefarethanesi’nin itibarlı bir misafiri olmam bir yana, hayatım dahi tehlikeye girerdi.

Ben Reşid Efendi olarak, sefirin has misafiri ve dostu sıfatıyla bu TÜRK hacıları nezdinde her geçen gün itibar kazanıyordum. 

Öyle saf ve mert insanlardı ki; kendi hayatlarında yalan söylemedikleri için, kimsenin herhangi bir sebeple yalan söyleyebileceğine ihtimal vermiyorlardı. 

Hele ki birinin kimliğini gizleyebileceğini asla düşünmüyorlardı.

TÜRK’ler en mert, saf ve güvenilir insanlardır. 

Muhataplarını da kendileri gibi bilirler ve söylenene itimat ederler. 

Bilhassa dinî ve manevî konularda kimsenin yalan söyleyeceğine ihtimal vermezler.

Tam bir derviş kimliğiyle aralarına girdiğim Türkmenler, kısa sürede bana öylesine bağlandılar ve inandılar ki, elde ettiğim itibarı tarif edemem…

Birçok hasta benden ‘NEFES’ istiyor, bazıları beni hekim sanarak tedavi talep ediyor, bazıları ise ilaç yapmamı rica ediyordu.

Binlerce kadın, çocuk, yaşlı ve genç etrafımızı sarıyor; bizi görmek sevap sayılıyor, ellerini üzerimize sürüyor, içirdikleri sudan şifa umuyorlardı…

Türkmenlerin hepsi Müslümandır. 

Ancak dinlerini derinlemesine bilmezler. 

Birkaç dinî kelime bilen, başlarına imam olabilir.

Ben de bunu yaptım. 

Amacım ülkeyi yıkmak ve ele geçirmekti. 

Ve bunda oldukça başarılı oldum.”

Kaynak: “Vámbéry’nin Günlükleri”

*****

Bugüne bakarken geçmişi doğru okumak gerekir.

Tarihten ders almayan toplumlar, benzer sınavlarla tekrar karşılaşır.

Mesele sadece dün değil, bugün ve yarındır.

Kimlik, bilinç, eğitim ve farkındalık; bir milletin en güçlü savunma hattıdır.

Türkiye için asıl mesele: 

UYANIK KALMAK, SORGULAMAK VE KENDİ GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMAKTIR.

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Her aile bir tarihtir. Hatta okumasını bile göre efsanedir 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ? 

Biz erkek sürücülerinin pek çocuğunun yaptığı direksiyonda burnunu karıştırma gibi kötü alışkanlığını kadın sürücülerimiz de yapmadıkları zaman daha iyi ADAM oluruz. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *