HAKLI HAKSIZ YOK, SADECE GÜÇLÜ OLMAK VAR
Sağ olan, sağlıklı ve özgür olan insanlar için "zaman su gibi akıp geçiyor" denir.
Aman, ne olur sağ olalım, sağlıklı olalım, özgür olalım.
Olalım da zaman su gibi akıp geçsin.
Bu zaman nasıl olsa bir türlü geçecek, önemli olan sağlıklı ve özgür olabilmektir.
Elbette Konya'da çevremize, ülkemize baktığımızda, hele hele korkarak kafamızı kaldırıp dünyada neler oluyor diye çevremize baktığımızda ben de şöyle bir kanaat oluştu:
"Artık dünya düzeninde haklı olmak, haksız olmak diye bir durum kalmadı.
Yeni dünya düzeninde tek bir gerçek var: O da GÜÇLÜ OLMAK."
Güçlüyseniz hep haklı oluyorsunuz.
Tabii, bu dünya gerçekleri için geçerli.
Cenab-ı Allah'ımın katında garip, acımasız dünya gücünün ne olacağını da inşallah yaşayarak göreceğiz.
.....
ÜÇ GÜNLÜK
BAYRAM TATİLİNİN
SOHBETLERİ
Bayram tatilinin sohbetlerinde birkaç ana konumuz vardı.
Birincisi hava; ülkenin neresinde olursak olalım ya da hangi ilçemizde olursak olalım, yağmur vardı, yükseklerde kar vardı ve hava soğuktu.
Bol yağışlı hava, çocuklarımızı üşütse de büyükler için gerçekten içimizi ısıtıyordu. Geleceğimiz adına büyük umutlar vaat ediyordu.
Özellikle toprak, çiftçi için suyunu almıştı.
İnşallah bu yaz, Konya merkezinde ve bölgemizde su sıkıntısı çekmeyeceğiz.
İkinci ana konu; tartışmasız ekonomi oldu.
Özellikle bölgede devam eden ve gittikçe tırmanan savaş ekonomisinin acımasız faturasını önümüzdeki günlerde çok acımasız olarak yaşayacaktık.
Zenginlerimiz de garibanlarımız da korkarak savaş ekonomisinin faturasını dillendiriyorlardı.
Çünkü bu savaştan sadece fertler ve aileler olarak bizler değil, direkt devlet etkilenecekti.
Devlet etkilenirse, devleti yönetenlerin hesaplarında sapmalar olursa, bu kime yansıyacaktı? Tabii ki direkt bize.
Bu sapmalar en çok kimin canını yakacaktı?
Tabii ki garibana, alttakilere, zor nefes alanlara.
Üçüncüsü ve bizim de canımızı sıkan büyük tehlike ise savaşın ekonomik faturası ile birlikte savaşın KDV'si olacak olan tarımın geleceğiydi.
Bölgemizdeki savaş, iki günde mi, üç günde mi biter derken, artık hesaplar her ne kadar bir dediği bir dediğini tutmasa da, bir cümle içinde iki tezat hedef gösterse de, Trump'ın son hesabında gelecek ayın ilk haftalarına kadar sürecek gibi.
Füzelerin faturası ilk başta petrol kaynaklı, benzine, mazota, pompaya yansıyormuş gibi olsa da, kısa sürede ekmekten, ete, peynirden, süte, ihtiyaç maddelerimize, gıdaya yansıyacak.
Allah hepimize güç, kuvvet, dayanma gücü versin inşallah.
Geçtim yerel basını, ulusalda bile saatlerce, 24 saat canlı yayın yapan kanallar, işin bu cephesini hep yine halının altına süpürmeye devam ediyorlar.
…..
ATATÜRK MÜZESİ
BİTİŞİĞİNDEKİ YENİ
İNŞAAT ÇALIŞMASI
Bir büyüğümün beni uyarması ve gönderdiği fotoğraf ile…

Zafer Meydanı’ndaki Şirin Hanım Çeşmesi bölgesinde bulunan Atatürk Müzesi bitişiğindeki boş alanda inşaat çalışmasının başlandığını öğreniyorduk.
Abimizin bu inşaatı Büyükşehir'in başlattığını söylemesiyle hemen harekete geçtik.
Ve öğreniyorduk ki, bu inşaatın Büyükşehir’le hiçbir alakası yokmuş, inşaat, Müzeler Müdürlüğü tarafından yapılıyormuş.
Bu hafta da inşallah bu çalışma ile ilgili yeni bir bilgi alırız.
…..
BAZI BELEDİYE
BAŞKANLARIMIZ
SOSYAL MEDYADA
TAVAN YAPMIŞ
Bayramda çalışma tempomuzda düşüp elimiz boşa çıkınca, Allah var, biz de çok kızdığımız sosyal medya içinden çıkamaz olduk.
Bizim gibi millet de elinin boşluğundan sosyal medyaya dalınca, hiç duymadığımız, hiçbir yerde çizilmemiş, yazılmamış, paylaşılmamış görüntüler gelmeye başladı.
Bir belediye başkanımız sosyal medyada viral olmuş.
Bu başkanımızın görüntüleri geldi; ismini yazmak istemiyorum, bunu merak etmek isteyen üst düzey yöneticiler kendileri zaten ya biliyorlardır ya da buluyorlar.
Başkan belki iyi niyetliydi, belki yöreseldi ama nenesi yaşındaki bir anamıza “Ulan sen gençliğinde artist gibi kadınmışsın ha, gocalığın böyleyse gençliğin nasıldı?” gibi sözleriyle sohbete girmesi gerçekten fazla dikkat çekici olmuş.
Bize bu durumu beğenmediği gibi garipseyen partililerden geldi; ne diyelim, demek ki her başkanın kendine göre bir üslubu varmış dedik, garipsedik, gülüp geçtik.
…..
Başkan deyince siyaset aklımıza geldi; yine birileri boş durmamış, bazı ilçe belediye başkanlarımızın sosyal medyada takipçi sayılarını artırmak için düğmeye basmış gibi çalışmalar yaptıklarını görüyorduk.
Hayırdır, memlekette seçim filan da yok, bu hareketlenme de neyin nesi diye merak ettik.
…..
MERHUM ŞEFİK CAN’DAN
BİR HATIRA PAYLAŞALIM
50 yıldır çok güzel dostluklar biriktirdiğime inanıyorum ve onun için de çok mutluyum.
Bugün yine kulakları çınlasın, Adnan Özkafa abi bizden özellikle sakladığı bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.
Adnan abi, merhum Şefik Can ile yaptığı sohbetlerden rahmetlinin ağzından şöyle bir anıyı paylaşıyordu:
“ŞEFİK CAN’IN KONYA HATIRALARI”
İstanbul'da görevli iken fırsat buldukça Hacı Mahmud Sami Efendi’yi ziyaret ederdim.
Konya'ya tayinim çıkınca, kendisi sağ olsun bana orada ev tutmam konusunda yardımcı olmak üzere bir mektup verdi. Bir de hediye olarak lutfettikleri seccadeyi hâlâ saklarım.
Konya'ya gelince, Dişçi Mehmed Efendi ile tanıştım. Bu zat her mecliste "Albayım, gelin yanıma oturun" diye fakîre iltifat ederdi.
Konya yıllarımda gıyabında garip hallerini duyduğum Ladikli Ahmet Ağa'yı çok merak ediyordum. Bir gün, Ladiğe gidip ziyaret ettim. Hakikaten de garip hallere şahit oldum. Daha sonra pek çok ziyaretlerim oldu.
Bir gün ona "Ahmet Ağa, Allah aşkına sizdeki bu haller nedir, bu makama nasıl eriştiniz?" dedim. "Bende ne var ki, garip köylü bir adamım" diye geçiştirmek istedi.
Ben çok ısrar edince, taa Filistin'den başlayıp başından geçenleri tek tek anlattı.
Bir hafta aç kalıp ot yedikten sonra kendisine verilen bir tayını yanındaki köpeğe verdiğini, rüyasında Peygamber Efendimizi gördüğünü, savaşta yaralandığını, bir atlının gelip onu götürdüğünü... her şeyi anlattı.
Ondan sonra ben kendisini daha sık ziyaret etmeye başladım.

Cahil bir köylü gibiydi ama şiirleri değme şairlere taş çıkartır, Yunus gibi döktürürdü...
Hacca gittiğimde de 15 gün Ali Ulvi Kurucu Bey'in evinde kaldık. Kendisi peygamber aşığı, Akif tarzı şiirler yazan ve çok misafirperver bir beyefendi idi.
15 gün boyunca bize ikramlarını hiç eksik etmedi.
Daha sonra da gerek İstanbul, gerek Konya'ya gelişlerinde çok görüştük, şiir ve edebiyat meclislerinde, mümtaz kimselerle beraber bulunduk.
…..
BÜYÜKŞEHİR’İN
CENAZE HİZMETLERİNE
HERKES SAYGI
DUYMAK ZORUNDA
Yazımızın son bölümünde Büyükşehir'in cenaze hizmetleri ile ilgili bir teşekkürü yazmanın boynumun borcu olduğuna inanıyorum.
Arife günü bir taziye ziyaretindeydim.
Taziye aracı dolunca, bir ara dışarıya çıktım.
Aracın yanına Büyükşehir Belediyesi logolu bir otomobil durdu.
Aracı kullanan genç arkadaş bagajdan bir paket aldı, tahmin ediyorum ki su böreği vardı, aileyi sordu.
Ben de aileden bir arkadaşı çağırdım. Görevli genç arkadaş büyük paketi teslim ettikten sonra bizimle birlikte taziye aracına girdi.
Herkese kibarca tek tek başsağlığı dileklerini ilettikten sonra, “İzin verirseniz bir de Yasin-i Şerif okumak istiyorum” dedi.
Ve oturup bir güzelce okudu.
Sonra tekrar kibarca izin isteyip taziye aracından ayrıldı, arabaya bindi ve gitti.
Kendisini uğurladıktan sonra taziye aracına geçmiştim.
Acılı, gözü yaşlı aile fertleri taziyeye gelen dostları hem şaşkın hem de birbirlerine “Uğur Başkan’ın nasıl haberi olmuş?” ve “Başkan ne gönderdi?” gibi kendi aralarında konuşmalarını duyuyordum.
Ben de böyle acılar yaşamıştım.
Ama kim ne getirdi, kim ne okuyordu, okuyan kimdi; kendi acımızdan hiçbir şeyin farkında değildim.
Büyükşehir Belediyesi’nin Mezarlıklar Müdürlüğü bünyesinde kabristanda, her insan için acılı aile fertlerinin elini dahi sürmeden nasıl çalışma yaptıklarını, cenazeyi evden ya da morgdan alıp yıkanma işlemleri, kefenleme, kabir kazma, bütün bu işlemleri ailelerinin ellerini parmaklarını oynatmadan yaptıklarını biliyordum.
Ama bunu bilmiyordum.
Allah kimseye başta evlat acısı olmak üzere vakitsiz, hayırsız, zamansız ölümler yaşattırmasın.
Ama böyle bir hizmete de ne olursunuz tekbir okuruz, tekbir muhalif isim tek bir kelime söylemesin.
…..
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Takdir edildiğini hisseden bir kişi her zaman beklenenden daha fazlasını yapacaktır.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Normal günlerimizde de bayramda dikkat ettiğimiz milli ve manevi değerlerimize sahip çıkma çabasını gösterebildiğimiz zaman daha iyi adam oluruz.